"Artık kimse dinlemiyor. Duvarlarla konuşamıyorum çünkü bana bağırıyorlar. Karımla konuşamıyorum; duvarları dinliyor. Söylemem gereken şeyleri birilerinin duymasını istiyorum sadece. Ve yeterince uzun konuşursam belki anlamlı gelirler. Ve bana okuduklarımı anlamayı öğretmeni istiyorum."
Hikayenin gidişatı ve anlatımı itibariyle Wulf Dorn'un diğer kitaplarını aratmayan, soluk soluğa ilerleyen, merakı ve heyecanı diri tutan bir kitap olmasıyla beraber ilk okuduğumda sonunun daha farklı kurgulanmış olmasını bekledim. Fakat bu kitabında, yazarın hikayeyi yalnızca bir gerilim unsuru olarak değil aynı zamanda "dünyanın gelecek kuşağa aktarımı" yla ilgili bir mesaj vermek üzere kaleme aldığını değerlendirdiğimde tatmin edici buldum. Wulf Dorn okurlarına önerim; bu kitabı sonu üzerine beklenti oluşturarak değil, hikayenin bütününe odaklanarak okumanız olur... Wulf DornTravma
Çünkü çocukken olaylara ve insanlara önyargısız yaklaşıyoruz ve her şeye, herkese şans tanıyoruz. Sonraları yaşamın gerçek doğasını tanıdıktan sonra resimlere gülen güneşler çizmekten vazgeçiyoruz. O zaman boya kutusundaki koyu renklere uzanıyoruz.