Mustafa Batuhan Özen

Mustafa Batuhan Özen
@depresifyazar
Uykusuz
Hissiz geçiyor bu adımlarım. Sarılmak istiyorum bir sokak lambasına yalnızlığımı anlar diye. Boş boş konuşuyorum bu duvarlara beni anlayan birisi olur diye. Seni çağırıyorum bu sayfalarda. Aşkın önemli olduğunu söylüyorum kelimelerime. Sigarayı yarıya kadar içiyorum artık. Şişelere param yetmiyor. Sana elim gelmiyor. Ölmeyi unutmaktan çok istiyorum. Kaybedeceğim bu hayatımı seni kaybettiğim gibi. Saçlarının bir telini koklamak yeterdi bu hayatta nefesi en güzel şekilde almam için. Gözlerim anlıyor artık senin eksik olduğunu. Nereden geldim evinin önüne? Hangi duygular getirdi beni sana? Kimler uzaklaştırdı seni benden? Bir avuç yalanla iyi etmeye çalışıyorum kendimi geri gelirsin diye. İyileşmiyor bu yaralar. Kabul etmiyor yokluğunu kalbim. Alışamadı gönlüm sensizliğe. İsyan ettim uykusuz gecelerime. Darmadağınık hayatım, simsiyah gözler, kapkara ciğerler…
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yorgun
Gülerken hissettim kalbimde uçuşan 3-5 kelebeği. Severken vazgeçtim gittiğim en güzel yollardan birinden. Kapandı dizlerim ve ellerim kendi içlerine artık benim gibi biraz. Tepki vermiyor artık yalnızlığımla cebelleşen bu saf ruhum. Adres sorsam yine aynı sokağa mı gidecek bu yollarım? Gidersem üzerime üzerime mi gelecek bu saçma kapılar? Yaşanmıştı o tozlu kaldırım taşları olan sokakta birkaç anı. Bozuldu raftaki çalar saat. Ölümü intihar mı geçiyor? Yazarak geçmiyor bu saatler bi yere kadar. Nereye kadar dolanıyor bu eller ayaklar birbirlerine? Dakikalar sayıklıyor artık zamanı biraz olsun hatırlatmak için. Canlı canlı gömüldü bu kelimeler satırlara. Ben yaşıyorum bu sokaklarda ölü ölü.
1000Kitap
Başka
Kendi evinde kaybolanların hikayesi. Hayatı gizli, aşkı yarım kalmışların romanı. Neyi hatırlamaya çalıştıklarını unutan insanların hayatları. Dolmuş gözlerin,silenen yazıların,güzel anıların sokakları aşka giden bu yollar. Bir kibrit ateşinde aranmaya değecek romantik sabahlar. Konuşan gözlerin izlemeye değer fotoğrafları. Bu dünyadan başka bir dünya varmış gibi hatırlatan gece hayatları. Seslerin birbirine karıştığı gürültülü metro durakları. Hepsinin bir aşk hikayesi var. Duvarlarda,banklarda,masalarda,şişelerde,satırlarda… Ne fark eder? Suç mu ceza mı? Farkında olmadan kalbin kapılarını aralamak birine? Artık başka hissetmek kendini? Belki birkaç güzel söz belki hep hafızada kalacak o ses… Bu aşk sabaha kadar mı, yoksa her sabahı olan bütün akşamlara mı?
1000Kitap
Döndüm
Kadehler bitene kadar sevdası. Bir buğulu cama bakar gibi baktı sadece. Yarım kalan şiirin tamamlanmayan kısmı gibiydi. Suyun içinde yanan bir ateş gibiydi. Cennette tutsak olmak gibiydi ona bağlı kalmak. Cennetten cehenneme düşmüştü sanki vedasından sonra. Bozuk trafik lambasına döndü. Hangi renge bürüneceğini bilemedi. Konuşmayı unuttu. Sevmeyi unuttu. Yazmaya başladı. Hatırlamaya başladı. Yeni deneyim,yeni kırıklıklar kazandı. Yeni hüzünlere hoşgeldin dedi. Kucak açtı bu satırlara. Elveda dedi gülümsemelere. “Merhaba!”dedi ağlamakla geçen gece yarılarına. “Geri geldim!” dedi toprağa.
1000Kitap
Bir Dram
-Yeter lan yeter! Cam parçalarının eline battığının sonradan farkına vardı. Oysa onları oraya o koymuştu. Bir göz kadar ufak bir nesnenin insanda yaşattığı fiziksel acı, ruhunun dibindeki acıyı dindirecek miydi? Bunlardan zevk aldığını, kendinden nefret ettiği zaman farkına vardı. Ruhunun ağlamasını ellerinin titremesiyle anladı. Aynadaki kişiye bakıp o kişiden korktuğu zaman zihninde canlanan şiddet figürleri artık bir küfre dönüşmüştü. Ruhu kendiyle konuşuyor fakat kendi ruhuyla konuşamıyordu. Kendine yalvardığı anlarda ruhu kulaklarını kapatıyordu. Tek başına 2 kişiyle savaşıyordu birisi kendisi olan. Kalbi saniyede 3 defa atmasına rağmen bu hayatı yaşadığının (ya da başka bir deyişle “yaşadığını sandığının”) farkına bile varmıyordu. Kalbinden geçenler dilinden geçmiyordu. Sessiz bir çığlıktı. Kalbindeki pas ve tozdan kalbinin içindeki sesleri duyamıyordu. Bayadır kalbinin sesini dinlemiyordu anlaşılan. Boka sardı bugünlerde hayatı. Kararsızlıklarıyla dolu bir hayatın ne zaman tadına varacağına düşünmesi, geleceğe umutlu ve tek güzel düşüncesiydi. Hayatının bazı yerlerine ufak birkaç satırlık notlar bırakmıştı. Notlara yazdığı şeyleri kendisi bile henüz anlayamamıştı. Henüz kendisinin sahip olmadığı duyguları hayal etmek istiyor fakat pek beceriksizdi bu konularda. Hayal etmeyi sevmiyordu. Şimdiye kadar muhayyilesinde olan her şeye karşı bir düşmanlığı oldu. İster istemez hülyalara dalıp bir deniz kenarında dalga sesleri duyana kadar kendine gelemiyordu. Bu hayalleri geçmişle alakalı pek çok şey barındırıyordu. Gelecekle ilgili hayal kurmayı sahiplenmemişti. Bu duyguları kendiliğinden kazanamazdı. Bazılarından ithal etmeye çalıştığı bazı duygular olacaktı tabiki. Şu an bile duygularını kontrol edemiyorken o zaman gelince bu kadar fazla duygunun karmaşıklığından ne