idealistgundi

Yakmak bir zevkti.
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
Kitabın yazarı Ray Bradbury 2012 yılında vefat etmiş. Ve bana da en sevdiğim distopyalardan birini bırakmış. Ve doğruyu söylemek gerekirse başka kitabı var mı,var ise ne hiçbir fikrim yok. Distopya ney yav diyenler var ise 'beklenen kötü gelecek' şeklinde tanımlanabilir sanırım. Belki de sadece ben bu şekilde de tanımlıyorum. :) Neyse konumuz Fahrenheit 451... (Fahrenheit derece gibi sıcaklık ölçüm birimi.) Başlıktan itibaren bir şeyler anlatmaya başlamış aslında yazar. Fahrenheit 451 'kitap kağıdının yanma sıcaklığı' anlamına geliyor. Burdan bir şeyler çağrıştırmaya başlıyor zaten kitap. Bu arada kitabın isminin konulma hikayesini okumuştum bir yerde ama emin olmadığım ve kaynak belirtemeyeceğim için paylaşmıyorum. :( Bradbury, kitapların yasak olduğu, toplandığı ve yakıldığı bir dönemi, itfaiye erlerinin amaçlarının yangın söndürmek değil de kitapları ve böylece geleceği, hayatı, düşünmeyi yakmak, yok etmek üzere kurulu bir dönemi anlatan distopik bir eser yazmış. Oturma odası aileleri, dev televizyonlar, iletişimsizlik, insan ilişkileri, artık merak etmeme ve önüne konulanı kabul etme gibi başlıca durumlara değinilen bir kitap. Mutsuzluk, intiharlar, dinin sıradanlaştırılması, çocuk sahibi olmak ve eğitiminin anlatılışı ise aslında bize veya sadece bana biraz ters belki de ağır. İnanın aslında kitapta anlatılan durumlar sizi pek de şaşırtmayacak. Hatta baya izlenen bir dizinin sahneleri aklınıza uçuşacak.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
Reklam
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
Olay 1800 yılların Fransa’sında geçmektedir. Feodal yapının halkın kanını bir vampir gibi çektiği dönemler... Açlık, sefalet, kirlilik ve birçok kötü şeyin toplandığı bu dönemde trajik bir doğumla yaşama her yeriyle sarılan baş kahramanımız, Jean Baptiste Grenouille. Bu pisliğin içine doğan ve hayata sıkı bir şekilde sarılan baş kahramanımız çevresindekiler tarafından acıyı benimsetilerek büyütülmüştür. Bütün bu yaşadıklarından ve ona verilen yetenek sayesinde psikopat, katil ve daha nice niteliklere sahip olan karakterimize bebekken acımamıza, yaptıklarından sonra tiksinmemize, ölürken de ne oldu la dememize yol açan yazara buradan teşekkür etmek istiyorum. Tabi öldüğü için bundan hiçbir zaman haberi olmayacak ama... Aslında ölmeseydi de haberi olmazdı. Karakterimizin büyüdüğünde işe başlaması, orada öylece yaşamaya çalışması ve ardından gelen yeteneğini kullanma isteği... Kahramanımız bu isteği sanki tanrıya kavuşma gibi düşünüp onun için her şeyi yapmasıyla son bulan olay döngüsü beni gerçekten de çok etkiledi. Yaptıklarının hiçbir zaman aklına gelmemesi ve hiçbir pişmanlık duymaması aslında onu biraz insanlıktan kopmuş daha da ileri gitmek gerekirse hiçbir zaman insan olmamış bir karakter gibi canlandırdı kafamda. Ve belki de yazar da yarattığı karaktere hiçbir zaman insan diyemedi. Çünkü kahramanımız istek dışında hiç insani duygular hissetmedi. İstediği şeyde zaten kokuydu. Belki spoiler diye adlandırabilirsiniz. Ama en etkilendiğim ilk olay... İnsani hiçbir duygu belirtmeden sadece öldürdüğü kızı kokladı, sadece kokusunu kendi içine hapsetti, başkalarından o kızın kokusunu kıskanır gibi... Saç diplerine kadar emdi ilk kurbanını. Onu kokusuz bırakana kadar emdi. Hemde yaptığı eylemi sanki her gün yapıyormuşcasına rahatlıkla. Ve kapanış... Tabiki de
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma