.., bir alıntı ekledi.
18 May 16:51 · Kitabı yarım bıraktı

Derbeder mahkum bir karyolada oturmakta, züppe avukatı da önünde ayakta durmaktadır. "Canımı asıl sıkan", der mahkum, "on iki soygunla suçlanmam." Avukat karşılık verir: On iki soygun. Harika! Sabit fikirlilik savunması yaparım.

Yalanlar Bilimi Psikiyatri, Thomas SzaszYalanlar Bilimi Psikiyatri, Thomas Szasz

Kimseyi görmedim ben
Senden daha güzel
Kimseyi tanımadım ben
Senden daha özel

Kimselere de bakmadım
Aklımdan geçen
Kimseyi tanımadım ben
Senden daha güzel

[Nakarat](x3)
Senden daha güzel

[2. Bölüm]
Sana ner'den rastladım?
Oldum derbeder!
Kendimi sana sakladım
Senden daha güzel

Kimseleri de takmadım
Ölsem değişmem
Kimseyi tanımadım ben
Senden daha güzel

[Nakarat](x3)
Senden daha güzel

[1. Bölüm]
Kimseyi görmedim ben
Senden daha güzel
Kimseyi tanımadım ben
Senden daha özel

Kimselere de bakmadım
Aklımdan geçen
Kimseyi tanımadım ben
Senden daha güzel

https://www.youtube.com/watch?v=3bfkyXtuIXk

Sevgilim Ben Şimdi... -Cemal Süreya ⸙
Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim 
Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara 
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden 
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz 
"Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz". 
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere 
O gülün yüzü gülmüyor sensiz 
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı 
Hepten hüzünlü bu günlerde 
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye 
Masada tabaklar neşesiz 
Koridor ıssız 
Banyoda havlular yalnız 
Mutfak dersen - derbeder ve pis 
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş 
Vantilatör soluksuz 
Halılar tozlu 
Giysilerim gardropda ve şurda burda 
Memo'nun oyuncak sepeti uykularda 
Mavi gece lambası hevessiz 
Kapı diyor ki açın beni kapayın beni 
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi 
Radyo desen sessiz 
Tabure sandalyalardan çekiniyor 
Küçük oda karanlık ve ıssız 
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni 
İçeri girmeni 
Senin elinin değmesini 
Gözünün dokunmasını 
Ve her şey tekrarlıyor 
Seni nice sevdiğimi

Yaralıyım...
Ah gurbetlik Ahh...Nasıl yaraliyorsun beni.Kelimelerim senin karşında boynu bükük ,söz konusu "hasret" olunca düğüm düğüm siralaniyor boğazımda.
Yağmurları kendisine çeken bulutlar misali tasmamaya direnircesine toplandı gözyaşlarım.Akmasın diye gozyaslarim, tükettim hıçkırıklarımı
yutkunamamacasina.Yüreğim umudunu yitirmek üzere.Kavus(a)mamanin hüznü boğuyor beni.Bir daha don(e)meyecegini bildiğim halde surekli sayiklayarak hatirimdan çıkmayan günler gelmemesine sozlesmiscesine geride kaldı.

Yüreğim geride seninle kalıp ayak direterek bedenimse ilerde meydan okuyor adeta beni senden ayıran yollara.Kuşların kanatları misali kanatlanıp yitirmisliklerimin enkazini bari kaldirabilsem.Son kez bari son kez hatırını sorsam,sımsıkı sarılsam sana, "helallik" istesem senden.Son kez seninle birlikte göç etsem hatiralarima.Çocukluğuma dönsek yine beraber yine bizimle birlikte çocuk olsan.Tebessüm etsen ,üzülmeyeyim diye ne kadar cabaladiysan benim için, tüm gülüşleri çehrende toplayıp toplayıp biriktirsem hüzne hic yer kalmasa.Yenik dusmesen işte şu amansız hastalığa.Dur gitme daha lütfen.Bu şekilde vedalaşmak istemiyorum.Hem dusunmesene hastalığını .Bak geldim işte yanındayım .Ben mi ağlamıyorum.Sadece gözüme toprak kaçtı.

Gelinligimle görmeyi çok istemiştin ya hani beni.Evlendim ,çocuğum var bir tane.Seninle tanışması için neler vermezdim.Nasıl da zor,nasil da ağır ayrılığın sancısı.En son telefon konuşmamızda sana telkinlerde bulununca zor bela kelimeleri bir araya getirmeye çalıştığında,gözyaşlarım sesime yansimasin diye yüreğime akittigimda hani görmek istemistin ya beni.Sadece seni görmeyi çok isterdim demiştin bana.Gelemedim işte.Yolculayamadim seni.Yetişemedim işte sana .Çok istedim ama yetişemedim.Yüreğin yorgun ,buruk öylece gittin benden.

Bundan dolayı kırgınım seni benden ayiran yollara,kara günlerin habercisi olan Ankara'ya kırgınım iste.Kırgınım işte onca yokluk ,sefalet içinde geçirdiğin günlere mukabil binbir heyecanla ilk defa kendi rizanla dosedigin yeni evine ,sana,mutluluguna geç kaldığı için.Öylece yüreğinde biriktirdigin dertle,kederle hafifleyemeden gittiğin için bir o kadar yaralıyım.

Keşke dönsen ,helallik istesem
senden.Telafi etsem yeniden seni yaralayan kalbimi.Çok sevdiğin tarhana corbasindan yapsan yine bana.Çayımızı yudumlasak yine ,laflasak seninle sabaha kadar.Keşke gelsen vedalassam seninle sessizce ,göz göze ...Gelemezsin işte.

Ah gurbetlik nasıl da eziyet veriyorsun cılız yüreğime.Kopardın işte tutunduğum en güzel dalimi.Yüreğimin bir yanı görmüyor,bir yanı isitmiyor,bir yanı derbeder,bir yanı hissiz,bir yanı felç,bir yanı tutmuyor işte.Ahh gurbet ...Öylece unutulup gitsem.Öylece toprak olsam.Öylece kaybolusun mezarlığında diri diri gomulsem.

(Genç yaşta kaybettiğim halama ithafen )

Zifiri, bir alıntı ekledi.
12 May 20:03

Dünya baştan başa pislikten ibaret. Fakat insanlar, derbeder bir halde, dünya için ölmekte. Yüz binlerce kişi sarı kurtlar gibi, dünyada dertle ağlayıp dönüyor.

Kuşların İlahisi - Mantıku't-Tayr, Feridüddin Attar (Sayfa 109)Kuşların İlahisi - Mantıku't-Tayr, Feridüddin Attar (Sayfa 109)

Ya HÛ :
Umurun Hakk'a tefvîz et n'ederse ol eder yâ Hû
Aradan benliğin mahv et gözet neyler kader yâ Hû
Bu gaflet uykusundan kalk kamu bildiklerin bırak
Cihâna bir güzelce bak gelen durmaz gider yâ Hû
Düşün bir geldiğin ili ne taraftan gider yolu Kişi kazandığı mâlı çoban olur güder yahu
Ne için âleme geldin ne için tutulup kaldın Yalancı nefse kul oldun seni tutmuş yeder yâ Hû
Pîr-i Sâmî'ye var kardaş akıtsın gözlerin kan-yaş
Sana olmazsa Ol yoldaş olursun derbeder yâ Hû
Görün Salih bî-hemtâyı gezerken kûhı sahrayı Gönül buldu dilârâyı bu gavgâyı n'eder yâ Hû

Salih Baba Divanı, Salih BabaSalih Baba Divanı, Salih Baba

Anahtarını kaybettiğim günde düştüm yollarına derbeder sürgünlerin.

Beren Büyükçolak, Söz Mühendisi'yi inceledi.
 09 May 19:45 · Kitabı okudu · 1/10 puan

Bu kitaba 1 veriyorsam o da 0 olmadığı içindir. Bu kadar boş bir kitabı uzun zamandır okumamıştım. Ne anlattığını yazarında anladığından şüpheliyim. Türü ne edebiyat ( hiç bir edebi değeri yok) ne de kişisel gelişim (gelişime katkı sağlayacak hiçbir özelliği yok) ve ne de aşk (aşk bu kadar dillenerek ve abartılarak yaşanmaz). Yazar Ahmet Batman’ı fazla okumuş bence. Hem kendini hem de türünü çok tekrar eden bir kitaptı. Hep aynı cümleler, hep aynı derbeder hal insanı boğuyor gerçekten. Özelliklede belli bir kesime hitap şeklinde yazıldığı için ayrıca kınıyorum. Verdiğim paraya yazık...

SEVGİLİM BEN ŞİMDİ

Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
£Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz£.
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
O gülün yüzü gülmüyor sensiz
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
Hepten hüzünlü bu günlerde
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
Masada tabaklar neşesiz
Koridor ıssız
Banyoda havlular yalnız
Mutfak dersen - derbeder ve pis
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
Vantilatör soluksuz
Halılar tozlu
Giysilerim gardropda ve şurda burda
Memo'nun oyuncak sepeti uykularda
Mavi gece lambası hevessiz
Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
Radyo desen sessiz
Tabure sandalyalardan çekiniyor
Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını
Ve her şey tekrarlıyor
Seni nice sevdiğimi



CEMAL SÜREYA