● Kıvrak zekâlı olmanın afeti büyüklenmedir.
● Şecaatin (cesaretin) afeti karşıya zulümdür.
● İyiliğin, semahatin afeti başa kakmaktır.
● Yüz güzelliğinin afeti kibirlenmedir.
● İbadetin afeti usanmaktır.
● Konuşmanın afeti yalandır.
● İlmin afeti unutmaktır.
● Soyluluğun afeti övünmektir.
● Cömertliğin afeti israftır.
● Dinin afeti arzuya tabi olmaktır.
(Ramuz El-ehadis; 12)
Afet hastalık ve kusur manasındadır. Veyahut öyle bir şey ki; dokunduğunu bozar veya bir eksiklik veya bir noksanlık ki, isabet ettiği şeyi bozar. Bunların hepsi birbirine yakın manalardır.
-Şecaatin afeti haddi tecavüz olup, çatışma anında kalbin şiddeti ile haddi aşmasına ve insanın kendinin olmayan şeyi istemesine yol açar. Haddi aşmak, karşıya zulum ve fesat yolu ile üstün gelmektir.
-Semahatin ve iyiliğin cömertliğin ve ikram etmenin afeti; kendine iyilik edilene yaptığı iyilikleri saymaktır. Semahat cömertlik veya çokça cömert olmaktır.
Yapılan iyilikleri ve maruf olan şeyi bizim göstermemiz yerilmiştir. ALLAH’ın nimetlerini sayması övülmüştür. Çünkü kuluna ALLAH’ın verdiği emanettir. ALLAH’ın verdiği ise hakikattir.
-Güzelliğin afeti, kendini beğenme ve büyüklenmedir. Onun için çok parlak güzelin nikâhlanması hoş görülmedi. Çünkü onda gururlanma, karşıyı hakir görme, kendini beğenme ve konuşurken hüküm yurutme vardır.
-İbadetin afeti ona ara vermektir. Yani gevşemek ve çok istekle yapıp, gayret ederken tembelleşmektir. İbadet ise boyun kesmenin ve itaatin en üst noktasıdır. Bir kimse ibadete alıştığında ve gereğini yerine getirdiğinde buna ara vermekten ve gevşemekten sakınsın.
-Sözün afeti yalandır. Yalan ise bir şeyin olduğu halinin aksini bildirmektir. Kim ki sözüne yalan karıştırdı ise o haktan yüz dönmüş ve faydayı gidermiştir. Bu katı̂
Büyük zatlara, 'Fazilet sahibi kimdir? diye sorduklarında şöyle demişlerdir: 'Karşı tarafa karşı bir şey bilmiyor gibi gözüken fakat aslında her şeyin farkında olan zeki kimsedir.'
Güzel ahlak hasletleriyle büyüdü. Hiç yalan söylediğine rastlanmadı. Cömert ve alicenap biriydi. Etrafına çok iyilikte bulunurdu. Cahiliye döneminde dahi putlardan nefret ederdi. Putlara taptığı veya onlara kurban sunduğu söz konusu olmamıştır.
Kendisi hakkında meşhur olan hususlardan biri de islâm'dan önce dahi içki içmediğidir. Kendisinden șöyle bir rivayet aktarılır. "Hz. Ebubekir radıyallahu anh'a soruldu: "Hiç içki içtin mi?" Dedi ki: "Böyle birşeyden Allah'a sığınırım." Denildi ki: "Niye öyle diyorsun?" Dedi ki: "Ben ırzına sahip çıkan ve kişiliğini muhafaza eden biriyim. Çünkü içki içen hem ırzını hem de kişiliğini zayi eder."