Allah’a şükürler olsun ki, sınırsız şükrün kendisine lâyık olduğu, iki âlemin Hâliki ve on iki bin âlemin Rabbi, bu muhtaç kulunu, mevcûdâtın övüncü ve iki cihan önderi olan Efendimize ﷺ ümmet eyledi
Allah’ı anlatmadığımız insanlara Allah’ın yasaklarını ve emirlerini anlatınca çoğu şey havada kalıyor. Allah’ı bilmeyen, Allah ile harp etmenin ne anlama geldiğini tasavvur edemeyen adama istediğimiz kadar faize bulaşma diyelim, bir bahane bulacak ve faize bulaşacaktır.
Allah’a imanı anlatmadan,
hesabın zorluğunu,
cehennemin yakıcılığını,
cennetin güzelliğini anlatmadan birine tesettürü anlatsak, kim adına örtünmeye değeceğini bilmediğinden ya örtünmeyecektir ya da şuursuzca örtünecektir.
Hatırında ölmeye değen bir Allah inancı olmayan birine cihadı nasıl anlatacaksınız ki?
Canını O’nun yolunda vermekten zevk alabilmesi için önce O’nu yani Allah’ı tanıması gerekir.
Yani önce iman anlatılacak, bu iman sindirilecek, sindirilmiş iman hayata yansıyacak sonra emirler ve yasaklar dillendirilecek.
Bu topluma uzun süre nasıl bir ilaha, nasıl bir Peygambere, nasıl bir dine iman ettiğimizi anlatmalıyız.
Ondan sonra çorap söküğü gibi gelir Allah’ın izniyle
Fatih Sultan Semiz
Bizler hafta sonu dinlenmeyen, resmi tatili olmayan, yemeden, içmeden, uyumadan anbean peşimizde olan bir düşmanla karşı karşıyayız. Bu düşmanın dünyadaki birinci gayesi bizlerin imansız olarak yaşaması ve ölmesidir. Bu nedenle şeytan, bizi yaratılış gayemizden uzak tutmak icin her yola başvuracak, aklımızı daima bulandıracak, kalbimizin odağını her fırsatta dağıtacaktır.
Bunun için, şeytanın hilelerini cok iyi anlamamız ve onun şerrinden her daim Allah'a sığınmamız gerekir.
Allah’ın yarattığı güneş, 20 milyon santigrat derece sıcaklığındadır. Yarattığı eser bu kadar kuvetliyse, kelamının kuvvetini düşünebiliyor musunuz?
Öyleyse insan önce sobadaki ateşe elini daldırsın, sonra güneşe sarılsın, sonra dayanabilir de gücü yeterse; "Ben Allah’ın kelamını bizzat aracısız duymak isterim." desin.
Ancak neye inandığını bilmeyen, okuduğu şeyin hakikatine varamayan, Resulullah’ın ﷺ açtığı yolda ne için ve nasıl yürümesi gerektiğini anlamayan, zaaf-ı iman hastalığına yakalanmış kimileri, şeytanın bir vesvesesi ile hemen şüpheye düşüyor ve çürük bir soruyla şüpheden şüpheye geziyor.