Ey Ay
Bu bir hikâye değil, edebî serüvenimde bulunduğum nokta üzerine bir güncelleme. Kısacası: Üretken yapay zekâ yazma kapasitemi artırdı. Koltuğa onu oturtmadan, eleştirilerini dinleyerek, hikâyelerimi güncelliyorum. Bu sürecin ilk meyvesi esasen 2018'de yazılmış Yazı isimli hikâyem oldu. Hikâye, Dil ve Edebiyat dergisinin 208. sayısında yer aldı. Şimdi de sitede: hakkans.com/yazi-guncel.htm Uzuncası: Nerelerdeydim ben? Meşguldüm, uzaklardaydım. Dönüp baktığımda, garip bir dönüm noktasından geçmişim de fark etmemişim. Semra’nın Kayıplara Karışması yayınlandıktan sonra, yeni bir hikâye ile devam edecektim Şiar’da. Ama Şiar tam da o zamanda ara vermeye karar verdi. Esas ilginç olan ise, yazdığım hikâyeydi: Uzayamayan Hikâyeler. Gazze’deki soykırımı anlatan, “ıslığı andıran ses”lerle bölünen, bir bakıma yazdıktan sonra kalemi mecburen elimden atan bir metinmiş, fark edememişim. Okumaya devam ettim; ama yazmaya devam etmedim. Neredeyse iki yıl boyunca, birkaç hikâye taslağına birkaç cümle eklemekten fazlasını yapmadım. İş güç, yeni iş arayışları vesaire derken uzaklaşmışım. Ama okudukça, ama hissettikçe, ama düşündükçe, edebiyat içimde devinmeye devam etmiş. Oysaki ben artık “gençlik hevesiydi” diye düşünüp, yetişkinlik hayatına iyice adapte olup, bu sayfayı çevireceğim sanıyordum. Neticede bana kucak açmış tek dergi kapanmıştı. Öbürleriyse ya reddediyor ya cevap vermiyordu. Sonra 2025’in sonu geldi. Kasım ayıydı. Hayatımda bir dönüm noktasıydı. Birkaç yıldır yuva bellediğimiz York şehrinden ayrılma vakti geliyordu. Taşınma telaşesi, işleri toparlama çabası vesaire derken, edebiyata eskisinden daha da az vaktimin olduğu bir vakitti. Edebiyatsa, tam o anda yine çıktı ortaya. Masum bir fikirdi başta. İşlerimi takip için Notion isimli yazılımı kullanıyordum. Yakın
“Betaserc Bir Münacaat” isimli şiirimler yer aldığım Yedi İklim dergisinin 435.sayısı çıktı.🌷 ilahî! senin rahmetin melceimdir ve rahmeten li’l-âlemîn olan habib’in senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. eğer kemal-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen zaten o senin şanındır. çünkü erhamü’r-râhimîn’sin. dergikapinda.com/urun/yedi-iklim...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Anahtar Sadakati” isimli şiirimle yer aldığım Edebiyat Ortamı dergisinin 110.sayısı çıktı.🌷 dergikapinda.com/urun/edebiyat-o...
Vay be kitap - dergi elemesine geçtim. Ya satıyorum ya hediye ediyorum.. Böyle böyle kitap kalmayacak elimizde
1000Kitap
Yazar Atlası Röportajı
Uğur Ünver ile Röportaj 1. Uğur Ünver kimdir, ne yapar? 1983 yılında İzmir’de doğdum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Açıköğretim Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunuyum. Vardiyalı çalışma düzeni içerisinde hayatını sürdüren bir çalışanım. Şiirin yanı sıra deneme, makale, hikâye ve köşe yazıları da kaleme alıyorum. Hayatı sorgulama eğilimim oldukça erken yaşlarda başladı. İlkokul yıllarında arkadaşlarımı, çevremdeki insanları ve yaşadığım olayları gözlemleyerek bunları defterlere not alıyordum. O yıllarda farkında olmadan başlayan bu gözlem alışkanlığı, zamanla yazıya ve ardından şiire dönüştü. Bugün hâlâ insanı, zamanı ve yaşamı anlamaya çalışan bir bakış açısıyla yazmayı sürdürüyorum. 2. Ne zamandır yazıyorsunuz ve bizlere biraz yazım yolculuğunuzdan bahseder misiniz? Lise yıllarımda şiir yazmaya başladım. İlk şiirlerim, daha çok iç dünyamı anlamaya ve hayatı sorgulamaya yönelik metinlerdi. Zaman içerisinde şiirin benim için yalnızca bir yazı türü değil, yaşamı yorumlama biçimi olduğunu fark ettim. Yazı yolculuğum boyunca şiirin yanında farklı türlerde de üretimlerde bulundum. Bir Haberci ve Ayandon gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Ayrıca Edebiyat Haber platformunda şiirler, makaleler, röportajlar ve çeşitli edebiyat yazıları kaleme aldım. Yazmak benim için yalnızca duygu aktarmak değil; düşünmek, anlamlandırmak ve paylaşmak anlamına geliyor. 3. Eserlerinizin yayımlandığı dergilerden ve çıkan kitaplarınızdan bizlere bahseder misiniz? Şiirlerim, makalelerim ve çeşitli yazılarım bugüne kadar birçok basılı ve dijital edebiyat mecrasında yayımlandı. Bunlar arasında Dil ve Edebiyat Dergisi, Edebiyat Haber, Akaşa Dergisi, Yitik Bavul, Edebiyat Gazetesi, İzdiham, Poliksena Dergisi, Nostalji Dergisi, Duygu Dergisi, Gençlik Meclisi, Kıyıda Dergisi, Kintsugi Dergisi,
Kız o cümleyi hiç duymadı. Yağmur, şehrin gürültüsünü bastırırken esas oğlanın dudaklarından dökülen o fısıltıyı da alıp götürdü. Ama bazı sözler duyulmak için söylenmezdi zaten; bazıları insanın içinde yıllarca yankılanmak için doğardı. Birlikte birkaç adım yürüdüler. Kız, başının üzerindeki dergiye bakıp tekrar gülümsedi. “Sen de ıslandın,” dedi. Esas oğlan omuz silkti. “Önemli değil.” Oysa önemliydi. Çünkü o gün ilk kez yağmurun soğukluğunu değil, yanında yürüyen bir insanın sıcaklığını hissediyordu. Kız yol ayrımına geldiğinde elini kaldırıp veda etti. Sonra kalabalığın içinde yavaş yavaş kayboldu. Esas oğlan ise olduğu yerde kaldı. Elindeki dergi sırılsıklam olmuştu, ayakkabılarının içi su dolmuştu ama yüzünde tuhaf bir tebessüm vardı. Çünkü bazı insanlar bir ömür sarılamadan da sevebilirdi. Ve bazı aşklar, kavuşmak için değil; insanın kalbine bir ömür boyunca ince bir sızı bırakmak için gelirdi. Yağmur dinmişti. Ama onun içinde başlayan mevsim, daha yeni başlıyordu.