Derya

Derya
Türkçe Öğretmeni
Yüksek Lisans
İstanbul
Nusaybin, 6 Ağustos 1991
712 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Tutunamayanlar/Oğuz ATAY
10/10
·724 syf.··
2025 9. kitabı
·
170 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 11:10
“…bu kitap ne ciddi kavgaların, ne büyük ve yaygın sıkıntıların, ne de ezilen insanların romanıdır; bu kitap, mustarip bir ruhun iç çekişlerinin romanıdır.”Tutunamayanlar, kitaplığımda en az 10 yıldır duruyordu. Kitabın sayfaları arasında yıllardır bekleyen bir yalnızlık, bir iç hesaplaşma vardı sanki. Biraz da korkuyordum. Üniversiteden yakın bir arkadaşım vardı beni çok iyi tanıyan; ne zaman elimi kitaba atsam “Hayır Derya, şu an zamanı değil. Daha iyi zamanlarda okumayı dene.” derdi. Sanırım bunalıma girerim diye, kitaptaki o karakter gibi karanlık düşüncelere kapılırım diye endişeleniyordu. Kış mevsimiydi bu kitabı elime aldığımda. Zaten benim için kitap okumanın bir mevsimi olsa, kesinlikle bu kış olurdu. Ya da tamamen kışçı olduğum için öyle düşünüyorum. Kışın sinemaya gidilir, kışın kestane yenilir, kışın yağmurda yürünür, kışın antik kentler gezilir, kışın renkli patikler giyilir, kışın en güzel pastalar yapılır, kışın uyumak tatlı gelir, kışın sokaklar daha sakin olur… Belki de bu yüzden, içsel yalnızlıkları ve sorgulamaları anlatan bu kitabı okumak için en doğru zamandı. Kitabın ilk sayfalarından itibaren anladım ki Tutunamayanlar, aslında bizim içimizdeki o en kırılgan ve yalnız tarafımıza dokunan bir aynaydı. Oğuz Atay, Selim Işık karakterinde bir “tutunamayan” yaratırken, onunla birlikte hepimizin içindeki o yarım kalmış, başkalarının dünyasına tutunamayan parçaları da gün yüzüne çıkarıyor. Kitabın dili yer yer ironik, yer yer hüzünlü; bazen de o kadar gerçek ki insanın ruhuna işliyor. Yazar bölük pörçük anlatımı, ansiklopedi gibi kesitleri ve kahramanının hayatını inceleme biçimiyle alışıldık roman yapısını kırıyor. Bu kırılgan yapı, belki de hepimizin hayatta hissettiği dağınıklığın bir yansıması gibi. Selim’in ölümünden sonra, Turgut’un onun izini
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·136 syf.··
2025 8. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 23:40
Aziz Nesin. Zamanında değeri anlaşılmamış, ne yazık ki bugün de hak ettiği ilgiden mahrum bırakılan kıymetli bir isim. Bay Düdük kitabı, insanı hem güldüren hem de hafiften iç burkan öykülerden oluşur. Kitapta karşımıza çıkan çoğu karakter, aslında çevremizde sıkça rastladığımız, çıkar peşinde koşan, her ortama uyum sağlayan “tipik” insanlar. Nesin’in mizah anlayışı çok zekice; olayları abartarak anlatıyor ama bu abartı sayesinde gerçeklerin ne kadar absürt olduğunu fark ediyorsun. Dil sade, hikâyeler akıcı, bir çırpıda okunuyor ama okuduktan sonra da insanın kafasında bir şeyler dönmeye devam ediyor. Toplumun aksayan yanlarını tiye alırken hem güldürüp hem düşündürmesi, onun zaten işinde ne kadar usta olduğunu gösteriyor.
1000Kitap
Bay DüdükAziz Nesin · Nesin Yayınları · 20182,109 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2025 7. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2025 11:06
Jacques Derrida’nın Bağışlamak adlı kitabı, bağışlamayı kavramsal ve felsefi bir sorgulamaya açarak bu olgunun sınırlarını ve imkânlarını irdeleyen zorlu bir yapıt. Derrida’nın dili yoğun ve katmanlı; okurken anlamakta epey zorlandım ve kitap bana oldukça ağır geldi. Kitabı bırakıp bırakmamak arasında bir kararsızlık yaşadım ama sonunda bitti. Buna rağmen, kitabın bağışlama gibi temel bir insanlık hâlini beklenmedik sorularla ele alması ve ezberleri bozması, onu düşündürücü ve değerli kılıyor.
1K
BağışlamakJacques Derrida · Monokl Yayınları · 2015213 okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2025 6. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2025 01:50
İki perdelik bir tiyatro metninden oluşan eser, Godot’yu Beklerken. Sürekli bir şeylerin olup bitmesini beklemez miyiz zaten? Yazın gelmesini, sınavların bitmesini, okulların kapanmasını, hastalıkların geçmesini, adaletin yerini bulmasını, sevenin kavuşmasını, çiçeklerin açmasını, maaşın yatmasını. Bazen de öylesine günün geçip gitmesini. Bekleriz de bekleriz. Estragon ve Vladimir de nerede olduklarını bile bilmeden bir ağacın etrafında Godot’yu bekliyorlar. Peki kim bu Godot?? Estragon ve Vladimir’in umarsızca beklediği Godot, adeta insanlığın kurtuluş umudunu temsil ederken, bu bekleyişin kendisi de varoluşsal bir sorgulamanın merkezi hâline gelir. Beckett’in minimalist sahne kurgusu ve diyaloglarındaki ritmik boşluklar, insanın çaresizliğini ve boşlukta savruluşunu güçlü bir şekilde yansıtır. Bu eser, zamana, varoluşa ve insan ilişkilerine dair sert ve acımasız bir ayna tutarak, okuyucuya ve izleyiciye bekleyişin anlamsızlığı içinde kendi kimliğini sorgulatır.
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma
Gümüş Kanat
Puan vermedi·184 syf.··
2025 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2025 19:32
Kemal’in küçük yaşta hayatın gerçekleriyle, acılarıyla tanışması ama yüreğinden de asla şefkati, umudu, iyiliği, sevgiyi eksik etmemesi ne güzeldi. Çocukların kesinlikle okuması gereken kitaplardan. Mutlaka okutun.
1000Kitap
Gümüş KanatCahit Uçuk · Bilge Kültür Sanat · 20021,573 okunma