Adı:
Bağışlamak
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055159337
Çeviri:
Murat Erşen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
MonoKL
Fransız Felsefesi’nin doruklarından Jacques Derrida’dan bağışlamak, bağışlanamaz olan ve zaman aşımına uğramayan üzerine ufuk açıcı bir seminer. Affetmek, bağışlamak, af dilemek çağında; zaman aşımına uğramayan ve insanlığa karşı işlenen suçlar çağında çıkageliyor Bağışlamak. Derrida hayati soruları hayatımıza bırakıyor. Jankelevitch affetti mi, Heidegger affedilebilir mi?!

“Ölüm Almanya’dan Gelen Bir Ustadır”

"Ben Yahudi öldürmedim. Alman olarak doğmak benim ne kabahatim ne de meziyetim. Benden izin isteyen olmadı [böylece birden bizi artık terk etmeyecek o soru, bir bizin ve ‘hangi biz’in mirasına, soykütüğüne, kollektifliğine dayalı suçluluk ya da bağışlama gibi devasa bir soru da sorulmuş oldu]. Nazi suçları konusunda tamamen masumum; ama bu beni pek teselli etmiyor. Vicdanım rahat değil […] ve utanç, acıma, tevekkül, hüzün, kuşku, isyan karışımı bir şeyler hissediyorum.

Hâlâ uykularım kaçıyor.

Sıklıkla bütün gece uyanık kalıyorum ve düşünüyorum, hayal ediyorum. Yakamı sıyıramadığım kâbuslarım var. ANNE FRANK’ı, AUSCHWITZ’i, TODESFUGE’yi ve NUIT ET BROUILLARD’ı düşünüyorum : “Der Tod ist ein Meister aus Deutschland.” [Ölüm Almanya'dan gelen bir ustadır.]"
Öncelikle şunu söylemeliyim ki; bu yazdığım yazı, incelemeden çok kendi eleştirimdir!

Samimiyetimle söylemeliyim ki; kitabın mana olarak ağırlığı ve bilgi yoğunluğu sebebiyle kendimi ezilmiş hissettim. Felsefe kökenli biri olarak bu ağırlığı kaldıramamış olmanın utancını yaşıyorum. Çok konuşuyorum, konuşmak yerine daha çok okumalıyım, bunu daha iyi anladım!
İşte ben bu yüzden roman okumayı sevmiyorum. Felsefi, sosyolojik, politik, bilşmsel...eserleri okumayı tercih ediyorum. İçinde dolu dolu ilim olmalı. Ama ilmin de hakkını verememiş olmaya üzülüyorum!!!

Bu kitabı okuyanlar ya da okuyacak olanlardan ricam; inceleme yazarak ben gibilerini yönlendirmesini rica ediyorum.

Saygılar...
Bağışlama ha! İyi de onlar bizden hiç af diledi mi ki?
Bağışlamaya bir anlam ve varlık sebebi verecek tek şey, suçlunun ıstırabı ve terk edilmişliğidir.
“Mersi” dediğimizde, “teşekkür” mü ediyoruz? Bana verdiklerin ve şükranla kabul ettiklerim için sana teşekkür ederim.
Yoksa “aman/merhamet/af” (merci) mı söz konu­su? Senden aman diliyorum, senden “insafsız” (merciless) olmamanı talep ediyorum, bana verdiklerin için senden
af diliyorum, lütufta (grâce, ing. mercy) bulunduğun, bağış­ladığın için, bana ihsan etmen için senden tekrar diledi­ğim af için şükranlarımı (grâce, ing. thanks) sunuyorum vs. Aslında, başlarken olduğu gibi, bitirirken de, size pardon, mersi dediğimde size ne dediğimi asla bilemeyeceksiniz.
Öyle ki sanırım, hatta bundan eminim, hep kendimi bağışlatmalıyım, vermediğim, asla yeterince vermediğim, yeterince sunmadığım ya da sıcak karşılamadığım için bağışlanmayı dilemeliyim. İş vermeye [armağana, bağışa] gelince kişi hep suçludur, hep kendini bağışlatmalıdır.
İş vermeye [armağana, ba­ğışa] gelince kişi hep suçludur, hep kendini bağışlatmalıdır. Ve şunun bilincine vardığımızda bu çıkmaz daha da ağırlaşır: Eğer vermediğimiz, yeterince vermediğimiz için bağışlanmayı talep etmek [af dilemek] zorundaysak aynı zamanda, tersine, verdiğimiz için de suçlu hissedebiliriz ve dolayısıyla af dilemek zorunda kalabiliriz, [zira] verdi­ğimiz ve bir zehir, bir silah, bir egemenlik onayı, hatta kadir-i mutlaklık ya da tanınmaya çağrıya dönüşebilecek şey için bağışlanma söz konusudur. Vererek daima alırız ...
Zira ünlemli olsun olmasın sırf “pardon” sözcüğünde bile, bir bağlamın gerektirmesi dışında hiçbir şey buna mecbur kılmasa da, bir kere apaçık tüm bir cümle, performatif [edimsel] bir cümle duyulur: Pardon! Affedersiniz, af buyurun, af buyur, affedin beni, rica ederim; affet beni, lütfen.
Bağışlama, eğer böyle bir şey varsa, ancak bağışlanamaz olanı, telafi edilemez olanı bağışlamak zorundadır ve bağışlayabilir -ve dolayısıyla olanaklı olanı yapmak zorundadır ve yapabilir. Bağışlanabilir olanı, küçük günahları, mazur görülebilir olanı, her zaman bağışlanması mümkün olanı bağışlamak bağışlamak değildir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bağışlamak
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055159337
Çeviri:
Murat Erşen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
MonoKL
Fransız Felsefesi’nin doruklarından Jacques Derrida’dan bağışlamak, bağışlanamaz olan ve zaman aşımına uğramayan üzerine ufuk açıcı bir seminer. Affetmek, bağışlamak, af dilemek çağında; zaman aşımına uğramayan ve insanlığa karşı işlenen suçlar çağında çıkageliyor Bağışlamak. Derrida hayati soruları hayatımıza bırakıyor. Jankelevitch affetti mi, Heidegger affedilebilir mi?!

“Ölüm Almanya’dan Gelen Bir Ustadır”

"Ben Yahudi öldürmedim. Alman olarak doğmak benim ne kabahatim ne de meziyetim. Benden izin isteyen olmadı [böylece birden bizi artık terk etmeyecek o soru, bir bizin ve ‘hangi biz’in mirasına, soykütüğüne, kollektifliğine dayalı suçluluk ya da bağışlama gibi devasa bir soru da sorulmuş oldu]. Nazi suçları konusunda tamamen masumum; ama bu beni pek teselli etmiyor. Vicdanım rahat değil […] ve utanç, acıma, tevekkül, hüzün, kuşku, isyan karışımı bir şeyler hissediyorum.

Hâlâ uykularım kaçıyor.

Sıklıkla bütün gece uyanık kalıyorum ve düşünüyorum, hayal ediyorum. Yakamı sıyıramadığım kâbuslarım var. ANNE FRANK’ı, AUSCHWITZ’i, TODESFUGE’yi ve NUIT ET BROUILLARD’ı düşünüyorum : “Der Tod ist ein Meister aus Deutschland.” [Ölüm Almanya'dan gelen bir ustadır.]"

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Vincenzo Mizar
  • Erdem Toprak
  • ღÕM£RÁŠLĮHÄŇ£ČRÎÑL£Rღ
  • MAHMUT AKINCI
  • Gökhan Aktaş
  • tabula rasa
  • Ruveydâ
  • Hatice Çakır
  • Erol
  • Nivîsgeh

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0