Türkiye'de halka açık son idam mahkumunun yaşadıklarını anlatıyor. Kitapta olaylardan çok mahkumun yaşadığı karakter değişimleri dikkati çekiyor. İlk önce kendi halinde bir berber iken bir kabadayı ona tecavüz eder. Berber de intikam almak için kabadayının çocuğuna tecavüz etmek için çocuğu bir yere kapatır ama bir şey yapamaz. Çocuk bağırıp çağırınca, telaştan çocuğu boğar ve öldürür. Her yerde önce 6 yaşındaki çocuğa tecavüz etti, sonra da öldürdü diye haber çıkar. Kendisi de idama mahkum edilir. Hapishaneye geldiğinde kendini savunamayan birisidir. Hapishanede erkeklere tecavüz olayları çok fazladır. Burda da birileri ona musallat olur. Ve bir yerden sonra berber de ordaki kabadayılardan birisine dönüşür. En azılılardan birini öldürür. Herkes ona saygı duymaya başlar. Herkes ondan çekinir hale gelir. Sonra siyasi suçlularla tanışır. Onlarla sohbet ede ede kendisiyle ilgili, hayatıyla ilgili şeyler hakkında derin düşünmeye başlar. Şiirler yazar. İdam meydanına getirildiğinde de şu sözleri söyler:
Sonsuz değişime inanıyorum ben. Her şey ama her şey durmadan değişiyor. Ben de değiştim, değisiyorum da. 4 yıl önce çok ağır suç işlemiştim. Suçluydum ama 4 yılda o denli çok değiştim ki, başka bir Hayri oldum, başka insan oldum. O suçu işleyen insan ben değilim artık. Siz suçlu diye, başbaşka bir insanı, bambaşka bir Hayriyi asıyorsunuz. Tam bambaşka bir insan olduğum zaman..
...
Bu sözler beni çok etkiledi. Böyle düşünmemiştim. Kitabın sonunda da zaten şunlar yazıyor:
Hukukun hukuk olduğundan beri ilk ve başlıca amacı cezaya çarptırılan kişiyi değiştirerek iyi yapmak, düzeltmektir. Oysa bir suçluyu asmaksa ona doğal hak olan değişme hakkını tanımamaktır. Ama bundan da kötüsü, doğanın ve toplumun değişmez anayasası olan sonsuz değişim yasasına inanmamak, yani ayaklarımızı