Saatin kaç olduğuna, gidecek yerimin olmayışına hiç aldırmazdım. Geceleri sokağa çıkmam yasaktı. Aşın uçlar arasında sallanan sarkaçlarla dolu genç kızlığımın, beni bir cinayet işleyebilecek denli öfkelendiren, acı, isyan ve umutsuzluk gözyaşları döktüren ilk kısıtlamasıydı bu. Akşamüstleri eve dönerken batan güneşi seyreder, günbatımlarının, alacakaranlığın, yavaşça kanatlarını açmakta olan tılsımlı gecenin elimden alınışını dünyanın en korkunç haksızlığı diye yorumlardım.