Charles Darwin'in kaleme aldığı Köken'i okumak isteyenlere naçizane birkaç öneri ile incelememi açmak istiyorum. Öncelikle evrimin - farklı bir kavram olan evrim teorisinin de- ele alınması noktasında felsefi, teolojik ve tabii olarak biyolojik(doğa bilimleri) ekseninde ve daha bir çok alt alanda kavrayışlar mevcuttur. Bu kitap ise çoğunlukla doğa bilimleri(biyoloji) ekseninde ilerlemekte. Özetle giriş seviyede biyoloji, evrimsel kuram, jeoloji ve coğrafya bilginiz olması temeldir. Aksi takdirde kitabı okumakta zorlanabilirsiniz. Zira bu eser Darwin tarafından popüler bir kültür kitabı olarak halk için değil kapsamlı bir araştırma olarak doğa bilimleri alanında ihtisas yapan bilim insanlarına yönelik olarak kaleme alınmış.
Darwin'in çalışmaları 19. yüzyılın ikinci yarısında hayat buldu. Modernite dönemine rastlayan bu dönemde aydınlanma, rasyonelite ve giderek artan gözleme dayalı doğa bilimlerinin gelişimi birbirine katalizor etkisi yaratıyordu. Darwin öncesinde de türlerin taksonomisi, degisimi-degismezligi ve doğa sistemi üzerine birikerek ilerleyen çalışmalar mevcuttu. Bu bakiyenin üzerine Darwin bilimsel bir eksende tüm çalışmaları teorize etmiş ve sistemli bir çalışma haline getirmiştir.
Kopernik ile "dünya" evrenin merkezinden düşmüştü, Köken ile ise insan özel bir tür olmaktan çıkarak doğanın merkezinden düştü. Aradan geçen 160 yılda defalarca tekrar teyit edilerek kuram gelistirildi ve bir takım alt uzmanlık alanlarina yol açtı.
Dünyayı, doğayı ve tabii olarak canlılığı anlamak için elimizdeki en geçerli yasa olan evrimi sistemli şekilde ilk defa ortaya koyması çok kıymetli bu eser bilim dünyasında yeni soluklara yer açtı.
Doğadaki oluşumlara, olgulara cevaplar ararken bunu gelişime açık bir teori ile ortaya koyan Evrim elimizdeki en geçerli cevaptır.
Türlerin KökeniCharles Darwin · İş Bankası Kültür Yayınları · 20243,148 okunma
"Yaratılış planı", "tasarımın birliği" vb. ifadelerle cehaletimizi gizlemek ve bir olguyu yeniden başka türlü ifade etmekle açıkladığımızı sanmak, çok kolaydır.
Kimi kitaplara inceleme yazmak şöyle dursun üzerinde konuşmak bile içimdeki kabuk bağlamış o cam kırıklarını hareket ettiriyormuş gibi hissettirdiği için çok zor geliyor bana, dönüp içimdeki yaralara, karanlığa, sessizliğe bakmak ağır geliyor.
Hasan Ali Toptaş 'ın Gölgesizler sonra okuduğum ikinci eseriydi Kuşlar Yasına Gider. Babayı, baba ile olan ilişkiyi, insanın o saf duru bilinç halini, ege kasabasını, aileyi oradaymışcasına yaşadım. Dedim ya zor geliyor tahlil etmek. Ama O tahlil etmiş. Öyle duru bir Türkçe ve bilinç akışı ile yazmış ki kitapla birlikte kendimi, babamı, babasızlıgı, aileyi, ölümü hepsini okudum gibi hissettim. Bir kitaptan fazlası, boğazda bir yumru, sessizliğe dalan bir bakış, zamanın geçiciliği ve daha fazla konuşmamak.
Zaman varken ve sevdiklerimiz yanımızdayken onlarla olmak, sevmek-sevilmek ne büyük lütuf.