Puan vermedi·70 syf.··
2026 117. kitabı
Bugün sizlere dertleşme tadında bir kitapla geldim. @kursad.taskin ’ın Gelgeç Çıkmazı adlı eseri, ilk bakışta hacmiyle küçük görünse de kapağındaki o sisli, loş sokak lambasının altındaki yalnız figür gibi insanı kendi derinliklerine çeken, oldukça yüklü bir dertleşme seansı sunuyor. Yazarın deneme ve kısa hikayeleri bir araya getirdiği bu kitap, dış dünyadaki somut çıkmazlardan ziyade, insanın kendi içine inşa ettiği o görünmez labirentleri ve duygusal tıkanıklıkları mercek altına alıyor. Karakterlerin isimler yerine K., S., N., U. gibi sadece baş harfleriyle simgeleştirilmesi, anlatılan hikayeleri bireysellikten çıkarıp hepimize ait kılmayı başarıyor; sayfaları çevirirken aslında yazarın başkasını değil, doğrudan bizim iç kırılganlıklarımızı, mahalle sıcaklığındaki o tanıdık ama bazen de boğan aidiyetlerimizi anlattığını hissediyoruz. Kitabın temel gücü, hayatın hızına yetişmeye çalışırken ıskaladığımız, ertelediğimiz ya da bakmaktan çekindiğimiz gerçeklerle bizi son derece naif, hüzünlü fakat asla umutsuzluğa sürüklemeyen samimi bir dille yüzleştirmesinde yatıyor. “Çıkmaz bazen yol değil, insandır...” cümlesinin hakkını verircesine, hayatı sadece başımıza gelen olaylar silsilesi olarak değil, bu olaylar karşısında büründüğümüz kimliklerle anlamlandırıyor. Nitekim yazarın da altını çizdiği gibi, hayat çoğu zaman ne yaşadığımız değil, yaşarken kim olduğumuzdur. Bu farkındalık, okuyucuyu hırpalamadan, adeta şefkatli bir dost eli gibi omzuna dokunarak bir iç hesaplaşmaya davet ediyor. Eserdeki insan ilişkilerine, vicdana, ahlaka ve aidiyete dair sorgulamalar ise gündelik hayatın tam kalbinden yakalanmış netlikte. Özellikle sevgi ve nefret arasındaki o ince, geçirgen çizgi üzerine düşünürken karşımıza çıkan “İnsan en çok sevdiğine kızar; çünkü ondan vazgeçmeye niyeti
Gelgeç ÇıkmazıKürşad Taşkın · Perseus Yayınevi · 202610 okunma
Zamansız Bir Dertleşme: Bir Kahve İçme Ne Olur Gelsen
10/10
·122 syf.··
2026 60. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:27
Bazı kitaplar vardır, sadece okunup rafa kaldırılmak için değil; gecenin en sessiz anında, elinizde bir fincan kahveyle baş başa kalıp ruhunuzu dinlendirmek için yazılmıştır. Arife Öztaş’ın "Bir Kahve İçme Ne Olur Gelsen" kitabı tam olarak böyle bir eser. Şiirlerin satır aralarında gezinirken kendimi yabancı bir yazarın dizelerinde değil, çok eski, çok tanıdık bir dostun dertleşmesinde buldum. Yazarın kalemi öyle içten, öyle samimi ki; hani o çok özlediğiniz, karşılıklı birer kahve içip içini dökmek istediğiniz dostlar olur ya, her bir mısra tam olarak o boşluğu dolduruyor. Yapmacıklıktan uzak, tamamen yürekten süzülüp gelen bu şiirler, insanın ruhuna çok ince bir sızıyla ama bir o kadar da şefkatle dokunuyor. Günlük hayatın koşturmacası ve gürültüsü içinde, kendi iç sesimi duymamı sağlayan, derin bir nefes gibi geldi bana bu kitap. Eğer siz de şiirde o yapay imgeleri değil de saf, duru ve insanı hemen sarıp sarmalayan duyguları arıyorsanız, bu samimi davete mutlaka kulak verin derim. Kalbime dokunan, bende iz bırakan çok güzel bir okuma deneyimi oldu. Yazarın yüreğine, kalemine sağlık.
Bir Kahve İçimi Ne Olur GelsenArife Öztaş · Tilki Kitap · 202225 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ENEGÜL
8/10
·102 syf.··
2026 27. kitabı
"Enegül", edebiyatın zirvesindeki ağır klasiklerden ziyade, yazarın kendi iç dünyasındaki fırtınaları dışarıya döktüğü, oldukça kişisel ve samimi bir "dertleşme" kitabı. Bu kitabı eline aldığında "yeni bir dil bilgisi öğreneyim, büyük felsefi derinliklere dalayım" beklentisiyle değil, sanki sevdiğin bir arkadaşının yazdığı o içten notları okuyormuşsun gibi yaklaşmalısın. Eğer modun biraz düşükse, "yalnız değilmişim" duygusunu veren, "anlaşılma" isteğine hitap eden bir eser. Kitapta büyük edebi kurgular yok. Bunun yerine, birine karşı duyulan o bitmek bilmeyen özlemin oldukça samimi bir dille kağıda dökülmüş halini görüyorsun. Yazarın o anki ruh hali, okuyucuya doğrudan, filtresiz geçiyor. Şiirde yüksek edebi sanatlar ve şifreli cümleler yerine; "tam olarak benim hissettiğim şeyi yazmış" dedirten, doğrudan duygulara odaklanan eserleri seven biriysen bu kitap seni yormaz. Ancak "daha teknik ve ağdalı bir şiir dili arıyorum" diyorsan, bu kitap sana biraz basit veya "fazla günlük" gelebilir. Kitap, bir "başyapıt" iddiası taşımaktan ziyade, yazarın sevdasını bir "Enegül" ismiyle ölümsüzleştirmeye çalıştığı, duyguların ön planda olduğu bir iç döküş. Okurken sanki birinin gizli defterini karıştırıyormuşsun gibi bir his yaratıyor; bu da onu hem çekici kılıyor hem de türünün sınırları içinde tutuyor. ​Kısacası; eğer o an o duygusal atmosferi arıyorsan sana çok iyi bir eşlikçi olur, ama farklı bir beklentiyle açarsan hayal kırıklığı yaşatabilir
EnegülEnes Hanpa · Dorlion Yayınları · 20203 okunma
9/10
·176 syf.··
2026 19. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 09:38
Ben neden yaratıldım kitabının İstanbul lansmanına katıldım. Lise yıllarımdan beri severek takip ettiğim sevgili Bükre ablayla yüz yüze konuşma, dertleşme fırsatı bulmak benim için unutulmaz bir deneyimdi. Kendisinin o güler yüzlü, sevecen ve muhabbetli tavrı, bana yalnız olmadığımı hissettirdi. O gün bir derdimi paylaştığımda bana verdiği tavsiyeler ve kurduğu o samimi cümleler hâlâ aklımda. Kendisi kitabı imzalarken bizlerden yorumlarımızı rica etmişti; bu inceleme, o güzel buluşmaya ve bu özel esere bir teşekkür mahiyetindedir. Bükre abla, okuyucuya tepeden bakan bir üslupla değil, adeta karşılıklı oturmuş kahve içiyormuşuz gibi sıcak bir sohbet havasında hitap ediyor. Sayfaları çevirdikçe, sizi adım adım büyüten, geliştiren ve adeta bir hami gibi yetiştiren bir rehberlikle karşılaşıyorsunuz. Okuma sürecinde kendimden, kendi iç dünyamdan o kadar çok parça buldum ki, bir an durup "Acaba Rabbim benimle bu satırlar vesilesiyle mi konuşuyor?" diye sormaktan kendimi alamadım. Kitap, okuru kendi derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarırken, modern dünyada Müslüman bir genç kızın duruşunun, zarafetinin ve ahlakının nasıl olması gerektiğini çok zarif bir dille nakşediyor. Benim için kitabın en etkileyici ve hayran kaldığım yönü de bu rehberlik oldu. Günümüzde bu tarz samimi tavsiyelere hepimizin çok ihtiyacı var.
Ben Neden Yaratıldım?Bükrenur Aktaş · Aile Yayınları · 20266 okunma
Puan vermedi·108 syf.··
2026 39. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 14:30
Nohut Oda, insanın kendi içine dönmesini sağlayan, okurken fonda sakin bir müziğin çalmasını isteyeceğiniz türden bir kitap.İnsan ruhunun o küçük, saklı kalmış odalarını (nohut odalarını) açıp havalandırmak konusunda çok başarılı. Özellikle geçmişin yüklerini hafifletmek isteyen okurlar için adeta bir dertleşme arkadaşı. Eğer Sait Faik tarzı durum hikayelerini, karakter tahlillerini ve gündelik hayatın içindeki o ince sızıları seviyorsanız, kitaptaki öyküler içinizde bir yerlere mutlaka dokunacaktır.
Nohut OdaMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 201910,5bin okunma
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Bir İslamcı yazar, ateist bir devrimci şaire mektup yazar mı?  Yazar… ve ortaya insan kalma rehberi çıkar. Kitabın kalbi tek bir cümlede atıyor: “Ben bu dünyaya insan olmaya geldim...” Etrafımız ideolojilerle, kimliklerle, “taraf tutma” zorunluluğuyla o kadar doldu ki, insan kalmak neredeyse direniş oldu. Yazar, bunu anlatmak için en beklenmedik yolu seçiyor: Ateist, devrimci, küfürbaz bir şaire yazmak. Vladimir Mayakovski.  Peki İslamcı bir yazar, Tanrı’yı inkar etmiş bir şaire neden dert yanar?  Cevap basit: Mayakovski yalan söylemiyor. Zeki Bey'in aradığı da bu samimiyet. Ve işte kitap orada cesurlaşıyor. Yazar, genel insanlığın yozlaşmasını anlatmakla kalmıyor, aynayı kendi mahallesine de çeviriyor: tarikatlara, şeyhlere... Okur olarak bu mektuplarda sadece Rus Devrimi’ni ya da Lili'e olan o büyük aşkı değil; insanı içine çeken çok cesur bir dertleşme hikayesini görüyorsunuz. İdeolojilerin insanı "merhamet ve adalet" paydasında nasıl birleştirebileceğini anlatan bu kısa ama çok sarsıcı eseri mutlaka okuma listenize eklemelisiniz.
Sevgili MayakovskiZeki Bulduk · Dekalog Yayınları · 202628 okunma