"Serimizin ikinci yazısıyla karşınızdayım sevgili dostlar. Allah bana güç, kuvvet, akıl ve nefes verdiği sürece yazmaya devam etmeyi düşünüyorum. Tabii bir de sizin okumanız ve yorumlarınız önemli. Çünkü bir nefis taşıyorum içimde. Bu nefsin kamçılanması lazım ki güzel şeyler ortaya koyabileyim. “Nefis ve güzel şeyler” insana zıt şeylerin birlikte anılması gibi bir çağrışım yapıyor öyle değil mi? Değil. Siz hükmetmesini bilince, o (nefis) da size itaat edecektir. Buradan “Oooo Kamil bey, nefsinize hükmedebiliyor musunuz?” yargısı çıkmasın. Tabii ki edemiyorum. Sadece sizlerin yapıcı ve düzeltici eleştirileri ile daha güzel işler yapmak için içimde arzu ve heves olacağını söylüyorum."
Portakal Sulu Ördek kaleminden Paranoyak Yazılar 2, okumak için:
deruhtedergi.com/paranoyak-yazil...
"Bir Şule Gürbüz kitabına başlamanız ile bitirmeniz arasındaki mesafe o kadar kısadır ki siz kitabın etkisinden kurtulamamışken yeniden kitaba başlayıp bir kez daha okuma isteğine katılmanız muhtemeldir. Kambur oldukça kısa bir kitap olmasının yanı sıra neredeyse her satırın altı çizilidir. Şule Gürbüz ilk eseri olan Kambur’u on sekiz yaşında kaleme almıştır. Genç bir yazarın ilk eseri olmak için fazlaca başarılı kitap olay örgüsünden ziyade derin ruh tasvirlerine yer verir. Kitap hakkında konuşmadan önce biraz yazar hakkında bilgi versek yerinde olacaktır. Şule Gürbüz Cambridge Üniversitesi’nde Felsefe eğitimi almış, sonrasında Türkiye’ye dönerek antika saatlerin tamirine merak salmış, hatta bunu kendine meslek edinmiş bir yazar."
Devamı için: deruhtedergi.com/sule-gurbuz-kambur
Dergimizde her zaman yeni kalemlere yer vermeye gayret ediyoruz. Bu minvalde Zümra Tunç'un Ceviz adlı denemesi zalime ve mazlum olan bakışımıza farklı bir noktadan el atıyor.
Okumak için;
deruhtedergi.com/ceviz