Savaş türküleri şakır bir milyon kuş gönlümün dallarında. Mahmud Derviş
Yarın Allah'ın huzuruna çıkacağız diye söze başladı derviş... Meczup tebessüm ederek şöyle dedi ; "Şimdi kimin huzurundayız ki "
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dervişe sordular, "Ne anladın bu dünyadan?" Derviş cevap verdi, "Ölülerin sevgi ile anıldığı, yaşayanların sevgisizlikten öldüğü bir dünyaya şahit oldum. Ölülerin toprağına çiçek ektiler, yaşayanların bahçesini talan ettiler."
Alıntı
​"Dervişe sordular; Açılır mı bir gün kapılar? Derviş cevap verdi; Tasalanma Seyyah-ı Avare, Rahmet kapısı her daim açıktır. Sen kendine sor bakalım gönül kapın açık mı?"
Halimi sorma, gidip gelince muhabbet bağına. Sen beni viran mı sandın? Teselli edince erenler makamını, derviş mi olurum sandın?Tabibim sen olunca sual sormam mı sandın? Pir Hakka aşksa bu bülbül, benim insan olduğumu unuttum mu sandın? Marifet saklıysa bu sırrına, sen beni hak yolundan çıkar mı sandın?Tevhid var dilimde, arifler bağlanır Ali’me. Sen gönlünü saf tut ki Selmân-ı Fârisî meydanında insan olabilesin. Neek
Sevdiğimizi Ne Kadar Seviyoruz?
Sevdiğimize Sevgimiz Maddi Ölçülerle mi ifade Edilir? *** Dervişin biri elinde 99 luk tesbih le çeke çeke yürüyormuş bir müddet sonra karşısına elinde sepete bir köylü kızı çıkmış birazda merakla kıza selam vermiş ve sormuş Kuzum sepetinde ne var? Kız mahçup Elma var demiş Nereden aldın nereye gidiyor sun demiş Bahçemizden topladığım elmaları sevdiceğime götürüyorum Derviş sormuş kaç tane götürüyorsun Kız yüzü kızararak biraz da sinir ile İnsan sevdiğine götürdüğünü sayar mi? Derviş mahçup elindeki 99 luk tesbihi saklayıp ipini koparmış Alıntı