Derviş...

“Türkiye, doğusundaki aynaya bakınca şişman olduğunu, batısındaki aynaya bakınca da kemiklerinin sayıldığını düşünen, üstüne giydiği hiçbir şeyi kendine yakıştıramayan, bulimik ve depresif bir genç kızdı. Yirmi yıl boyunca boğulacakmış gibi yiyip sonra pişman oluyor, bir yirmi yıl da boğazını kanayana kadar kusup sonra yeniden yemeye başlıyordu.”
Sayfa 87 - Doğan Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Diyor ya Âşık Veysel, ‘iki kapılı bir han’ diye? Ondan cereyan yapıyor bu hayat! Onun için üşüyorum hep. Gideyim de kapatayım birini!”
Sayfa 80 - Doğan Kitap
“Ne de olsa dünyanın bütün savaşları, aslında birer iç savaştı.”
Sayfa 50 - Doğan Kitap
“Ama zaten dünyanın bütün nefret suçları da simge temelli değil miydi? Kurbanlar katillerinin gözünde her neyi simgeliyorsa, o yüzden saldırıya uğramıyorlar mıydı? Kişisel bir mesele değildi nefret suçu. Nesnel bir şiddetti. Kurbandan nefret etmek için, onu şahsen tanıyarak zaman kaybetmeye gerek yoktu. Havada uçuşan genel nefretten birkaç gün stoklamak yeterliydi.”
Sayfa 50 - Doğan Kitap