Derviş Dağ

Derviş Dağ
@dervis_dagg
Kendime notlarım..
7/10
·152 syf.··
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 20:21
Yaşamak bazen sadece nefes almak değil, peşine düşenlerden kurtulabilmektir. Bunu en iyi, John Buchan’ın kaleminden çıkan bu hikayede hissediyoruz. Hikayemiz, Güney Afrika’dan Londra’ya gelen Richard Hannay’ın sıradan ve tekdüze hayatından bunaldığı bir dönemde, kapısını çalan gizemli bir adamla tanışmasıyla başlıyor. Amerikalı komşusu Franklin Scudder, içinde bulunduğu tehlikeli durumu Hannay’a anlatıp birkaç gün evinde saklanmak zorunda olduğunu söyler. Anlattıkları ise sıradan bir korkunun çok ötesindedir.. Avrupa’nın siyasi dengesini sarsabilecek büyük bir suikast planı ve bunun arkasında duran uluslararası bir casus örgütü. Scudder, bu karanlık örgütün planlarını açığa çıkarmaya niyetlidir. Bunun için düşünüp taşınır ve olanlar yapar; lakin gerçekler bazen öğreneni yaşatmaz. Bir gece Hannay’ın evinde ölü bulunur. Bir anda kendisini anlam veremediği bir oyunun ortasında bulan Hannay için artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Karşısında Scudder'ın cesedi ve elinde yalnızca Scudder’a ait, önemli sırlar taşıyan şifreli notlarla dolu kara bir defter vardır. Bu notlarda sıkça tekrar edilen bir ifade ise dikkat çeker: "Otuz Dokuz Basamak" Hannay, bu gizemli sözün sıradan bir cümle değil; çözülmesi gereken bir şifre, olayların merkezine uzanan karanlık bir ipucu olduğunu fark eder. Sanki bütün yollar dönüp dolaşıp aynı yere çıkmakta, bütün düğümler o “otuz dokuz basamak”ta birleşmektedir. Ve o andan itibaren yaşamak, onun için yalnızca nefes almak değil; kaçmak, saklanmak ve gerçeği ortaya çıkarmak hâline gelir. İnsan bazen hiç istemediği bir savaşın içine çekilir. Ne düşmanını tanır ne de dostunu seçebilir. Hannay da tam olarak böyle bir çıkmazın içine düşer. Suçsuzdur; fakat bunu anlatabileceği kimse yoktur. Haklıdır; ama haklı olmak onu kurtarmaya yetmez. Bu
Otuz Dokuz BasamakJohn Buchan · İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,691 okunma
Reklam
7/10
·93 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 15:23
Kan damlası, Mehmet Rauf'un polisiye türündeki ilk eserlerinden biri. O yüzden kitabı okurken dönemin şartlarına göre değerlendirmek daha doğru olacaktır. Nitekim roman, günümüz polisiye anlayışıyla kıyaslandığında gizem ve aksiyon açısından sınırlı görünse de, kurgusu ve olay akışındaki sadelikle okuru içine çekmeyi başarır. Hikâye, Doktor Şakir Feyzi Bey’in İngiliz Köşkü’nde işlenen bir cinayetle başlar. Ailesiyle birlikte sakin ve huzurlu bir yaşam süren Şakir Feyzi’nin hayatı, bu olayla birlikte altüst olur. Öldürülen kişi Sıdıka Hanım’dır ve olay yerine kısa sürede gelen Muavin Bey adlı rütbeli komiser, yaptığı incelemede maktulün elinde “Numara bir” yazılı bir kâğıt bulur. Bu detay, cinayetin sıradan bir olay olmadığını açıkça ortaya koyar. Aynı gün içerisinde işlenen ikinci cinayet ise olayların seyrini daha da karmaşık hâle getirir. Zincirli Köşk’te öldürülen Gümrükçü Fuat Bey’in de Şakir Feyzi’nin dostu olması, iki cinayet arasında bir bağ olabileceği ihtimalini güçlendirir. Üstelik ikinci olay yerinde bulunan “Numara iki” notu, cinayetlerin planlı ve seri bir şekilde işlendiğini düşündürür. Bu noktada soruşturma derinleşir ve devreye işinde oldukça başarılı olan Hayret adlı polis girer. (Yerli Sherlock Holmes da diyebiliriz bu Hayret adındaki özel dedektife.) Romanın ilerleyen bölümlerinde Hayret’in katili yakalamak için yürüttüğü çaba ve yaşadığı gelişmeler anlatılır. Ancak eserde dikkat çeken unsurlardan biri, katil zanlısına dair ipuçlarının erken verilmesi ve okurun faili tahmin edebilmesidir. Buna rağmen Kan Damlası, dönemi açısından değerlendirildiğinde Türk edebiyatında polisiye türünün erken örneklerinden biri olarak önemli bir yere sahiptir. Her ne kadar hikâyenin sonu biraz aceleye getirilmiş ve beklenmedik bir şekilde sonlandırılmış olsa da,
Kan DamlasıMehmet Rauf · Timaş Yayınları · 20052,040 okunma
7/10
·216 syf.··
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 23:11
Otlakçı, Memduh Şevket Esendal’dan okuduğum ilk kitap oldu. İçeriğinde birçok farklı hikâyeyi barındıran ve çoğunlukla günlük yaşamdan kesitler sunan güzel bir eser. Kitap, kısa kısa bölümlerden oluşuyor ve yazar bu bölümlerde günlük hayatın içinden küçük, sıradan ama iyi gözlemlenmiş insan hâllerini başarılı bir şekilde anlatıyor. Eserde en dikkat çeken hikâye ise “Otlakçı” adlı bölümdür. Geçimini başkalarının sırtından sağlamaya çalışan, bulunduğu ortamlarda sürekli başkalarından faydalanan, küçük hesaplar peşinde koşan ve bedava yaşama çabasında olan “otlakçı” tipi oldukça gerçekçi bir şekilde ele alınmıştır. Yazar, gündelik hayatta sıkça karşılaşabileceğimiz bu karakteri ustalıkla hikâyeye taşımış. İş yerinde, dışarıda ya da arkadaş ortamında mutlaka denk geldiğimiz bu tür insanlar eserde oldukça doğal ve inandırıcı bir biçimde işlenmiştir. Kitaptaki hikâyeler, büyük ve olağanüstü olaylardan ziyade sıradan insanların küçük dünyasını konu alır. Yazar bunu yaparken abartıya kaçmadan, dramatize etmeden, sade ve anlaşılır bir dil kullanır. Bu yönüyle eser, okuyucuya hem samimi hem de gerçekçi bir anlatım sunar. Genel olarak okurken kendi hayatımızdan ve çevremizden izler bulabileceğimiz, düşündüren ve keyifle okunabilecek güzel bir kitap..
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 20161,301 okunma
7/10
·280 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 00:00
Macera ve gerilim dolu bir roman olan Define Adası, oldukça akıcı ve sürükleyici bir eser. Genç Jim Hawkins ailesinin işlettiği handa ailesine yardım eden; lakin yaptığı işten memnun olmayan, hayalleri çalıştığı handan daha büyük olan bir gençtir. Bir gün ailesinin işlettiği hana yaşlı korsan Billy Bones’un gelmesiyle asıl hikaye başlar. Billy Bones eski bir korsandır ve yanında sürekli taşıdığı bir sandığı vardır. Sandığın yanından ayırmayan Billy Bones Jim'den çevreyi gözetlemesini ister. Sandığın peşinde olan eski korsan Blind Pew'in hana gelmesiyle korkuya kapılan Billy Bones felç geçirir ve kısa bir süre sonra ölür. Jim ve annesi, Billy Bones'un han borcunu almak için sandığı açarlar ve sandığın içinde bir kısım eşyalar ve hazine haritası bulurlar. Ancak diğer korsanlar da hazine haritasının peşindedir. Bu yüzden Jim haritayı alır ve doktor Livesey'e götürür. O sırada zengin toprak sahibi Squire Trelawney de olaya şahit olur. Bulunan haritanın ünlü korsan Kaptan Flint'in sakladığı büyük hazineyi gösteren harita olduğu anlaşılır. Bunun üzerine üçü birlikte hazineyi bulmak için bir gemi ve mürettebat hazırlamaya karar verirler. Ve böylece Define Adası'na yapılacak büyük bir macera başlar. Long John Silver, tek bacağını kaybetmiş zeki ve kurnaz bir korsandır. Billy Bones'un ölümü sonrası hazine haritasının peşinde olan ve Squire Trelawney'in mürettebat arayışında olduğunu görünce kendini iyi biri gibi gösterir, kendi ekibini gemiye yerleştirir ve hain planını devreye sokar. Lakin Jim bu oyunu bozar ve John Silver'ın adamlarıyla gizli konuşmalarına şahit olur ve konuşulanları doktor Livesey'e ve ekibine haber verir. Neyseki akıllı ve zeki biri olan Kaptan Smollett; korsanların oyunlarını bozmak için akıllıca bir plan yapar ve korsanlara karşı mücadelede çok önemli
Define AdasıRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20167,5bin okunma
5/10
·80 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 00:00
"İnsanlığımı Yitirirken" adlı romandan tanıdığımız Oba Yozo karakterinin 13 yıl öncesini anlatan "Soytarı Çiçekleri" adlı eser; farklı bir teknikle yazılmış olup, alışılmış anlatım tekniklerinin dışına çıkarak hikâyeye sık sık müdahale eder ve okuru metnin içine doğrudan dâhil etmeye çalışır. Bu tercih, yer yer anlatının akışını bozmakta; okurun, ele alınan konudan uzaklaşmasına sebep olmaktadır. Roman, başarısız bir intihar girişiminin ardından dört gününü sanatoryumda geçiren Oba Yozo’nun ruhsal çöküntüsüne odaklanır. Yozo’nun, kendisinden yaşça büyük ve evli olan Sono ile birlikte aldığı bu ölümcül karar, yalnızca Sono’nun ölümüyle sonuçlanır. Yozo ise balıkçılar tarafından kurtarılır ve sanatoryumda dört gün geçirir. Bu sürede arkadaşları ve kuzenleri ziyaretine gelir ve sanki bu olaylar hiç yaşanmamış gibi, sanki Sono hiç ölmemiş gibi neşeli sohbetler edip gülüşür, oyunlar oynarlar. Bu keyifli anları bozan Oba Yozo'nun abisi olur ve o da kardeşinin başına bir şey gelip gelmeyeceğiyle ilgili endişe taşır. Romanın devamında yazar sürekli araya girip olaylar hakkında, kitap hakkında ve asıl yazmak istedikleri hakkında bilgiler verir. Olan bitenlere rağmen hala umudu olan ve hayata tutunmaya çalışan bir yaşamın öyküsü..
Soytarı ÇiçekleriOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20233,799 okunma
Reklam