Bir toplumun ruhu, çoğu zaman dilinde saklıdır. Kelimeler, yalnızca iletişim araçları değil; aynı zamanda ortak hafızanın, kültürel kodların ve toplumsal düzenin taşıyıcılarıdır. Aynı dili konuşan bireyler, yalnızca anlamları değil, bir geçmişi, bir geleceği, bir kimliği de paylaşır. Ulusların oluşumunda, kolektif kimliğin inşasında ve kültürel devamlılıkta belirleyici rol oynar dil.
"Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var," dedi. "Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün... Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?"
Olmak istediğim her şeyi olamam, yaşamak istediğim bütün hayatları yaşamam mümkün değil. İstediğim bütün yetenekleri geliştirmem mümkün değil. İstememin nedeni ne peki? Hayatımda, olası bütün zihinsel ve fiziksel deneyimlerin her bir rengini, tonunu ve her çeşidini yaşamak istiyorum. -Sylvia Plath-
Eğer insanlar olumsuz duyguların evrensel olduğunu, reddedilme kaygılarının herkes tarafından yaşanmakta olduğunu ve bunun yalnızca yoğunluk derecesinin önemli olduğunu bilebilselerdi, bu tür duyguların üzerini fazlaca kapatmaz ve gereksiz bir suçluluğu da yaşamazlardı.
Tutucu kişi, yapmak istediği ama yaparsa suçlanacağı davranışları başkalarında gördüğünde onları eleştirerek ya da engelleyerek kendi isteklerini ketlemeye çalışır.