Sözüm sana, José: Bu mektupla
Ne yalanı garanti edebilirim ne hakikati:
Çünkü beni ben yapan şeyde
Ayıran nedir hiç bilmiyorum
Var olmanın içtenliğinden iradeyi.
Bu ortaklardan birinin oğlu Tellson binasını yeniden inşa ettirmeyi teklif edecek olsa, babası onu mirasından menederdi. Bu açıdan bakıldığında Banka, Ülkeyle pek çok açıdan paralellik arz ediyordu; Ülke de, çoktan atıl ve işlevsiz hale geldiği halde saygın kabul edilen yasa ve gelenekleri yeniden düzenlemeyi teklif eden oğullarını mirasından menediyordu.
Açlık dört bir yanda hüküm sürüyordu. Açlık, yüksek evlerin dışındaki iplere ya da direklere asılmış içler acısı kıyafetlerdeydi; Açlık, bu kıyafetlerin kâğıttan, samandan, paçavradan ve tahtadan yamalarındaydı; Açlık, adamın testereyle kestiği her ufacık odun parçasında kendini tekrarlıyordu; Açlık, tütmeyen bacalardan aşağıdakileri seyrediyordu; Açlık, çöplerinde zerre kadar yiyecek bulunmayan, leş gibi sokaklarda şaha kalkmış bir dev gibi dikiliyordu. Açlık, fırıncının raflarındaki tek tük bayat ekmeğin üzerine kazılı olan kelimeydi; Açlık, sosis dükkânlarında satılan, ölü köpek etinden yapılmış yiyeceklerdeydi.
Değirmende o eski halk hikâyesindeki yaşlıları gençleştiren değirmen değildi bu kesinlikle tekrar tekrar öğütülen insan numuneleri, köşe başlarında titriyor, kapılardan girip çıkıyor, pencerelerden bakıyor, soğuk rüzgârın dalgalandırdığı, kıyafet diye giydikleri paçavraların içinde çırpınıyorlardı. Onları öğüten değirmen gençleri yaşlandıran bir değirmendi; çocukların suratları yüzlerce yıl öncesinden kalma gibiydi, sesleri son derece ciddiydi ve bu yaşlı suratlarda saban izi gibi devam eden her bir çizgide görülen tek bir şey vardı: Açlık.