Bulgarlar,Sırplar ve Türklerin yıllar boyunca Petrov'un "yaşam mimarları olun" çağrısını tekrarlamaları ve bunu hayata geçirmek için çaba göstermeleri,şüphesiz,boşuna değildir. Bu fikirlerin günümüz dünyası için somut bir anlam ve önem ifade edip etmediğine ve tarihin tozlu sayfalarına karışıp karışmayacağına ise kitabın okuyucuları karar verecektir.
"Birinci milli uyanış" hareketinin öncüleri,daha yolun başında halkı kenetleyen başlıca unsurun dil olduğu gerçeğinin farkına varmışlardı. Arwidsson bu konuda aşağıdaki satırları kaleme almıştı:
"Her şeyden önce, anadilimize saygı göstermeli ve onu korumalıyız;dilimiz yaşadığı sürece biz de bir halk olduğumuzu hissedeceğiz.Atalarımızın dili yok olursa,halk da tükenir ve yok olur."