Dürdane Aksoy Dolu

ÇÜRÜK CEVİZ
Duymadığın yerdeyim, dillerim lal Kalemim çürük ceviz Yazmaktan aciz iki kelam, Üzerime yıkılmış bir hayal Bir yuva bir ev bir hayat var. Ben bir sarhoş yaprak, divane rüzgar Savrulup dururken kimsesiz Sana her gün mektuplar yolluyorum, dilsiz… Çınar yaprakları topluyorum her gün sokaklardan Toprağına yağmur yağıyor, ben ıslanıyorum… Özlemekten dişimi sıktığım geceler var Geçer diye geçsin diye beklediğim geceler Özlemekten bi’çare düştüğüm geceler var Bazen Bir ışık doluyor odama Eski zamanlardan kalma bir koku sarıyor dört yanı Bir kül tablasında senin izmaritin tütüyor Usul, yarım, sarı… Demek ki diyorum böyle deliriyor insan Demek ki böyle hayatta kalıyor Demek ki böyle alışıyor yalnızlığa… Yalnızlık Yaşımın yarısı, yaşamımın aynası Yalın ayak büyüyen bir çocuk Koşturuyor sokaklarımda Ben artan puzzle parçası gibi Bir yerlere inatla uymaya çalışırken Sana her gün mektuplar yolluyorum dilsiz dudaksız… Saçlarından çınar yaprakları topluyorum her gün Kavuşursak bir gün diye
DÜRDANE AKSOY·Kitabı okudu
Reklam
"Ben seni hep sevgilim, ben seni hep Yüzünden geçen dalgalardan okudum. Gözlerine sevgi okudum ellerine şefkat okudum. Annen seni inkar etmişti, aldım etime dokudum.."
Bir yerden aşağı, çok aşağı düştüm. Zaman, solgun ve gri bir koridordu. Orada çok üşüdüm, üşüdüm. Kimseden çıkartmadım öfkemi, saçlarımı uzatmak için kimseye söz vermedim.
"seni bir yabancı gibi karşıma alıp bunun dayanıklı bir şey olmadığını sürekli kılınmadığını, çünkü aşkın yapılan bir şey olmadığını, başlangıçta bir melek konduğunu sonunda bir kelebek öldüğünü, yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın bir korkular ve alışkanlıklar bütünü olduğunu, bütün bunları sana nasıl anlatacağım?"
OARISTYS
"Ey hatırası içimde yemin kadar büyük, Ey bahçesinin hoş günlere açık kapısı Hala rüyalarıma giren ilk göz ağrısı, Çocuk alınlarda duyulan sıcak öpücük. Ey sevgi dalımda ilk çiçek açan tomurcuk, Kanımın akışını yenileştiren damar, Gül rengi ışıkları sevda dolu akşamlar İçime yeni bir fecir gibi dolan çocuk. Ey tahta perdenin üzerinden aşan hatmi Ve havaları seslerimizle dolu bahar, Koşuştuğumuz yollar, oynadığımız sular, Kağıttan teknesinde sevinç taşıyan gemi. Duyup karşı minarede okunan yatsıyı Yatağıma sıcaklığını getiren rüya, Denizlerinde onunla yaşadığım dünya Ve ey ufku beyaz cennetlere giden kıyı. Ah! Birçok şeyler hatırlatan erik ağacı Ve o ilk yolculukla başlayan hasret, zindan; Atları çıngıraklı arabanın ardından Beyaz, keten mendilimde sallanan ilk acı."