Onu pencerenin o şiirsel çerçevesi içinde böyle görünce, düşündüğüm kadın olduğuna inanmak istemedim, çünkü hayatın en sonunda kötü bir romana bu kadar benzeyeceğini kabul etmek gelmiyordu içimden. Ama oydu: Faciadan 23 yıl sonra Angela Vicario'ydu o gördüğüm kadın.
Santiago Nasar'ın kaderinin acımasızlığını düşünüyordum 20 yıllık mutlu yaşamını yalnızca canını alarak sona erdirmekle kalmamış, aynı zamanda bedenini paramparça ederek ortalığa dağıtıp yok etmişti.
... Santiago Nasar, kapalı yerdeki çiçeklerin kokusunun ölümle yakın bir ilişkisi olduğunu sık sık söylerdi bana, o gün de tapınağa giderken aynı şeyi söylemişti. "Cenazemde çiçek istemem ha," demişti bana, ertesi gün oraya çiçek konmaması işiyle benim uğraşacağımı aklına bile getirmeden.