Nietzsche okurken insana gerçekten çekiç konuşuyor dedirtiyor. Neden mi? Çünkü bam bam bam söylüyor düşüncelerini açık bir şekilde çekiç gibi vuruyor suratlara Ahlâkî yargılar, din veya toplumun değer yargıları onu düşüncelerini söylemekten vazgeçirmiyor. O tüm bunların hepsini sorguluyor, kökenine iniyor. Zaten felsefenin amacı da bu değil mi?
Başlık bir kelime oyunudur. “Putlar” İnsanların sorgusuz inandığı değerler (ahlak, Tanrı, hakikat, gelenek vs.)
“Alacakaranlık” Bu putların çöküşü, değerlerin yeniden değerlendirilmesi
Aslında “Götzen-Dämmerung”, Wagner’in meşhur operası Tanrıların Alacakaranlığına (Götterdämmerung) gönderme yapar.
Nietzsche Wagner’e olan hayranlığını bırakmış ve ona savaş açmıştır.
Yani başlık bile bir ironik meydan okumadır.
Amacının insanlığın kurduğu bütün putları — Tanrı, ahlak, idealizm, demokrasi, Hristiyanlık gibi — yıkmak olduğunu söylüyor.
Nietzsche şöyle der:
“Bu küçük kitap bir büyük savaş ilanıdır.
İnsanlığa sahip olduğu en derin kitabı, Zerdüşt’ü, verdim;
Şimdi de ona en bağımsız kitabı veriyorum — kısa, açık, sert.
Bu kitap, putları devirmekle ilgilidir — ama put dediğim şey, ‘hakikat’ denen yalanlardır.
Ne kadar çok put varsa, o kadar çok alacakaranlık var.”
Buradaki “put” kavramı Nietzsche’ye göre:
İnsanların kutsal sandığı ama çürümüş değerlerdir: Tanrı, ahlak, metafizik, idealler, hatta filozofların “hakikat aşkı” bile.