Bana Göre Sohbet Anlayışı
Bu yazı kimilerinizin hak vereceği, kimilerinizin gözünü devirip puf diyeceği türden bir yazı. Herkes kendi anlamak istediğini anlayacak. Dün burada biriyle sohbet etme fırsatım oldu ve bu benim bazı şeyleri düşünmeme yol açtı. Bunları sizlerle de paylaşmak istedim. Kendisi bu iletiyi görürse bir kez daha teşekkür ederim, burada güzel sohbeti olan, farklı bakış açılarına sahip insanlara inancımı korumama yol açtı. Sohbet kolumdaki saat üzerinden başladı, kendisinde de aynı saatten varmış. Saat üzerinden insanların giyim zevkine dair bir sohbete girdik. Kendisi moda tasarımcısıymış. Moda üzerine, insanların giyim zevklerine ve giyim sektörü üzerine sıkıcı olmayan bir sohbetti. Toplasanız 1 saat sürmemiştir. Gayet kısa, net ve verimli bir sohbetti. İnanır mısınız kimse kimsenin adını sormadı. ( Sorsa garip miydi? değildi. Bekleyin az sonra bağlayacağım.) Kimse kimsenin yaşını ve mesleğini de sormadı. Medeni durumun lafı hiç geçmedi. Sohbet başlangıcına bağlı, bağlam içerisinde ilerledi ve bitti. Ertesi gün kimse kimseye günaydın demedı, kahvaltı ettin mi diye sormadı, bugün ne yapacaksın demedi. Sohbet başladı, verimli bir şekilde devam etti ve sonlandı. Bana göre olması gerektiği gibi. Dedim ki işte aradığım sohbet ve seviye düzeyi. Elbette ki konuşmanın akışına göre, karşıdan aldığınız enerjiye göre devamı da getirilebilir. Adının, yaşının sorulmasının rahatsız edici bir tarafı yok. Ya da siz tamamen özel hayata ilişkin bir sohbet yapmak istiyor olabilirsiniz. Ama karşıdaki insan sizinle aynı fikirde değilse, "Günaydın, kahvaltıda patates kızartacağım" muhabbeti yapmak istemiyorsa lütfen konuşmayı uzatmayınız. Bu yazı dilinden anlaşılabilir bir şey, karşınızdaki insanı anlarsınız. Hele ki niye görüldü bırakıyorsun muhabbeti asla yapmayınız. Nezakete, nezaketle
Tadında kalsaydı ...
Devamı gelecek mi diye beklediğimiz o belirsiz tatlı sohbetler ...
Reklam
Devamıı
Neyin devamı evlat.. Defterin bayım O defteri kapattık evlat..
Teşekkür Ederim
senin gibi birini tanımak herkese nasip olmazdı ve sanırım ben de o şanslıların içinde oldum. sen birinin başına gelebilecek en güzel şeydin. çayı kaç şekerli içtiğini birinin ilk seninle merak ettim, hangi rengi sevdiğini ya da .. okul çıkışı acaba onu görebilecek miyim heyecanını ünide ilk seninle yaşadım. hava soğuk olunca o da üşüyor mudur diye ilk seni merak ettim. bazı geceler kabuslarla uyandığını hala neden hatırlıyorum, söylediğin birçok şeyi unuttum sandım bana hatırlatacak ufacık fesleğen tohumunu anı kutumda bulana kadar. ilk çiçeğimi de senden aldım, fesleğen. Hikmet Anıl'ın Fesleğen kitabını beraber okuyacaktık. ( devamı -> sevgiligunluk.tr/post/6a14a4c79b... )
1000Kitap
Geçmişim koca bir muamma ve ben yaralarla doluyum
58. BÖLÜM DEVAMI... Piyano, artık daha neşeli, daha umutlu melodiler çalıyordu. Son bağış anonsu yapıldığında, gözlerim doldu. Ağaç, ilk girdiği andaki sessiz, bembeyaz halinden eser bırakmamıştı. Artık, yüzlerce parlak, küçücük kahramanın resmiyle, ışıl ışıl parlıyordu. Her dal, bir zaferi fısıldıyordu. Alkış tufanı kulaklarımı sağır ederken, ismimin yankısını duyar gibi oldum. İstem dışı, bir sağa bir sola bakınıyordum ama yine de alkışlamaya devam ediyordum. O coşkunun içinde, omzumda hissettiğim o el dokunuşuyla irkilerek arkamı döndüm. Saatlerdir adeta köşe kapmaca oynadığım adam, Haluk, karşımdaydı. "Efendim?" diyebildim. "İnci, seninle konuşmalıyım." Sesindeki yalvaran rica, dikkatimden kaçmadı. Gözlerim hemen etrafta Serkan'ı aradı ama görünürde yoktu. "Haluk Bey, şu an ne yeri ne de zamanı. Lütfen gider misiniz?" Bir adım daha yaklaştı. "İnci, lütfen..." İstemsizce kalabalıktan sıyrılıp, birbirimizi duyabileceğimiz bir mesafeye yürüyene kadar salondan dışarıya çıktık. Yeterince uzaklaştığımızda, "Sizi dinliyorum," dedim ve konuşmaya başladı. "Ayaküstü konuşulacak mesele değil, biliyorum. Ama acil işim çıktığı için bu gece Almanya'ya dönmeliyim. Dönmeden önce seni burada görmüşken söylemek istedim." Ben sadece dinliyordum. Çünkü başka ne diyeceğimi bilmiyordum. "İnci, yaşadıkların kolay değil. Emin ol, benimki de değildi. Senden haberim babamın hastalığı ilerleyince oldu. Maalesef babam, daha doğrusu babamız, işkolikti. Her şeyden, herkesten önce işi gelirdi. Ne zaman ki işi yürütemeyecek hale geldi, işte o zaman beni karşısına alıp seni anlattı. Hatalarını, pişmanlıklarını... Onun için iş işten geçmişti ama benim için geçmedi." Hayretler içinde, ne diyeceğimi bilemeden onu dinliyordum. Her kelimesi, kalbimin duvarlarına çarpıyordu. "Senden hemen kabul
1000Kitap
Şiir yazıyoruz devamı sizde sallayın
Ay bekledi güneşin semasını Yıldız'ın bağrında bir gonca Belki beklerdi sonrasını Ama ne zamanı ne de kalbinde yeri vardı ( Sözler tamamen sallamasyondur sizde sallayın)
Reklam
Reklam