Puan vermedi·424 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
Hamdi Koç’tan okuduğum ilk kitap oldu ve açıkçası bu kadar sert, karanlık ve aynı zamanda ironik bir anlatımla karşılaşmayı beklemiyordum Hikâyenin merkezinde Mesut Akarsu var… Amcasının ölümü için geldiği Ünye’de bir türlü geçmişinden kurtulamayan, sonra da uğradığı saldırıyla kendini kanlı bir hesaplaşmanın içinde bulan bir karakter. Ama bu sadece bir intikam hikâyesi değil gibi… Daha çok yalnızlığın, gücün ve insanın yavaş yavaş sertleşmesinin hikâyesi Mesut’un Karadeniz’den Ankara ve İstanbul’a uzanan yolculuğu boyunca, siyasetin kirli ilişkileri, çıkar oyunları ve şiddet hissi sürekli büyüyor. Ve okurken şu duygu hiç geçmiyor: Bu dünyada iyi kalmak gerçekten mümkün mü? En sevdiğim tarafı şu oldu: Kitap çok sert olmasına rağmen içinde garip bir kara mizah da var. Diyaloglar hem doğal hem de insanı bir anda vuruyor. Özellikle Mesut’un çevresindeki karakterlerle ilişkisi, o erkeklik, sadakat ve güç gösterisi hâli baya gerçek hissettirdi Bir de kitabın altındaki yalnızlık hissi çok güçlüydü. Kalabalığın içinde bile sürekli kırık ve yabancı hissetme hâli… Sanırım beni en çok o tarafı etkiledi. Çünkü tüm silahların, hesaplaşmaların ve öfkenin altında çok yalnız insanlar var gibi duruyor İlk kez Hamdi Koç okuyacak biri olarak şunu söyleyebilirim: Dili çok akıcı ama aynı zamanda sert ve sarsıcı. Karakterleri idealize etmiyor; herkes biraz yaralı, biraz karanlık. Bu da kitabı daha gerçek yapıyor. Kısacası: Sadece aksiyonu değil, insanın içindeki çürümeyi ve yalnızlığı da anlatan sert bir roman… Bitince geriye huzursuz ama etkileyici bir tat bıraktı Çıplak ve Yalnız(2014 yılı Orhan Kemal Roman Armağanı) kitabının devamı kitap ancak kurguda ben bu eksikliği hissetmedim.
1000Kitap
Zarar VereceksinHamdi Koç · Doğan Kitap · 202630 okunma
10/10
·556 syf.··
Beğendi
·
2026 125. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere Şans serisinin üçüncü kitabı ile geldim. Kör Menzil okurken kelimeler düğüm düğüm oldu içimde. Kitap okadar güzel okadar farklı ki gerçek yaşamdan olması ayrıca değerli kılıyor. "Cüzdandaki bir fotoğraf, ekrandaki bir mesaj, kaderin en güzel ters köşesi..." " Her yara derin değildir. Ama bazıları görünmez olduğu için daha çok kanar. " Öncelikle Civaz, ve Bozo allah belanızı versin. Daha neler demek neler yapmak isterim ama özellikle sen Civaz sen nasıl bir pisliksin nasıl. Neyse! Yüzbaşı Cihangir vatanına, bayrağına aşık disiplini bir zırh gibi kuşanmış sağlam adımları olan bir asker. Herşey tozlu patika bir yolda bulduğu cüzdandan çıkan resimle başladı. O fotoğrafı ne kadar çok aradı kader bir şekilde hep karşısına çıkardı. Annesinin ve teyzesinin bir gün gizlice telefonundan bir kıza mesaj atmasıyla başladı kıvılcım. Kız tabi bizim oğlanı sapık sanıp neler demedi ki. Badem annesi küçük yaşta vefat etmiş bir ablası ile kalmıştı babası tekrar evlenince üvey annenin yapmadığı kalmamıştı özellikle Badem'e teyzesi Nilgün ablası ile oğlunu evlendirerek kurtarır fakat ablasınında kaderi annesiyle aynı olur. Ardından üvey anneye aylık para verme karşılığında Badem artık teyzesiyle yaşar ile kapanık her an korku ile yaşar. Telefonuna ansızın gelen mesaj ile hem korku hem sinir ile tehditlere başlar. Bir, üç, beş gün derken aylarca yıllarca birbirlerini bilmeden konuşmaya başlarlar. Tabi Cihangir çok arar numaranın sahibini ama Badem istemez mesajda kalalım ister. Cihangir'in annesi birgün acil attığım konuma gel der. Cihangir ellerinde akşamsefası çiçeklerle korku içinde gelir. Merdivenlerden inen kişi Badem'dir. Acil nişanlanması gereken gençler pardon birbirlerinden habersiz aşık gençler. Yoksa Civaz denen Bademi kardeşi Bozo'ya verecek.
1000Kitap
Kör MenzilMüjde Aklanoğlu · Hasrem Yayınları · 20262 okunma
Reklam
10/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
#karanlığınfısıltıları Gerçek kaybolduğunda geriye yalnızca karanlığın fısıltıları kalır. İki yaşındaki Henry Clark bir sabah beşiğinden gizemli şekilde kaybolur. Geriye sadece açık bir pencere, kanlı bir battaniye vardır. Polis kısa sürede şüpheyi çocuğun annesi Colleen Clark üzerinde yoğunlaştırır. Medya ve kasaba halkı da annenin suçlu olduğuna inanır. Colleen'in eşi bile açıklamalarıyla anneyi suçlar... Ancak olayı araştırmaya başlayan özel dedektif Charlie Parker, görünenin çok farklı olabileceğini düşünür. Herkesi sorguya alır. Dedektif soruşturmayı derinleştirdikçe aile sırları, geçmiş travmalar ve kasabanın sakladığı karanlık gerçekler ortaya çıkmaya başlar. Kitap boyunca okuyucu sürekli “Gerçekten suçlu kim?” sorusuyla karşı karşıya kalınıyor. Kitap psikolojik gerilimden fazlası diyebilirim. Devamı kitapta
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202690 okunma
6/10
Okuduğum çoğu age gap romanında erkekler olgun olduğu için asla ilk ve büyük adımları atmazdı fakattt bu kitaptaki abimiz baya ukala ve pişkin çıktı. Girişte beni baya şaşırttı ve çıldırttı. Jacob’a çok kızgınım; yorumum geçirdiğim öfke nöbetinden dolayı biraz garip olabilir. Klişe hikâye: Jacob, çok yakın dostlarının kendinden 20 yaş küçük kızına vurulmuş bir adam. Whitney 18 olunca ilişkileri başlıyor ve iki yıl sürüyor. Sonra da “imkânsızız” olduklarını yeni fark etmiş bir korkak gibi (bir 10 yıl daha bekleseydin aptal ihtiyar) kızı bırakıyor. 3 yıl sonra eline bir davetiye geçiyor… tadaaa… kız evleniyor!!!! Ama erkek kafası bu ya, yeni yeni dank ediyor. Mesleği gereği gittiği ülkeden (Jacob başarılı bir cerrah ve hiç evlenmemiş, çocuğu falan da yok) tekrar eve dönüp kızın evlenmesini engellemeye çalışıyor. Ba ba ba, adama bak… yüzsüz. 3 yıl beklemişsin, aptal mısın? 3 yıl mı? Tanrım, gerçekten böyle erkolar var biliyorum. Neyse işte, kalkıp geliyor; kızı kazanmaya, nişanlısından çalmaya çalışıyor. “Ben senin büyümeni bekledim”, “Nereden bileyim evlenmeye çalışacağını?”, “Seni seviyorum”, “Fikrini değiştir”, “Sen de beni istiyordun”, “Olgunlaşman ve bizi düşünmen için sana zaman verdim” diye saçmalayıp durdu başlarda. (Gerçekten gerçekten kapa o çeneni Jacob, tamam mı???) Ama adam elindeki tüm kartları masaya koymaya kararlıydı tabii. Tilki. Merakımdan hızlı hızlı okudum; “Bakayım kızı ne zaman yoldan çıkaracak?” diye. Ki bu hemen olacakmış gibi görünüyordu. Çünkü Jacob, 3 yıldır hiçbir kadına bakmadığını bile itiraf edince “Oh,” dedim, “bitti, bu saf kız hemen affeder.” Whitney bebeyim… yanlış adama aşık olması yetmemiş gibi bir de gitmiş yanlış başka bir adamla nişanlanmış. Yani nişanlısı tam bir kontrol manyağı çünkü bu aptal nişanlı da onu aldatmış. Kız
What Was Meant To BeQ. B. Tyler · 04 okunma
10/10
·224 syf.··
2026 40. kitabı
Bugün masamda İsmail Hoca’dan okuduğum üçüncü kitap var. Kendisinin daha önce okuduğum diğer iki kitabından o kadar çok etkilenmiştim ki, sonrasında zaten bütün kitaplarını satın alıp kütüphaneme dahil ettim. Bu kitap da benim için yine her zamanki gibi ufuk açıcı ve harika bir okuma deneyimi oldu. Ancak bu eserin yeri biraz daha farklı; çünkü beni okurken aynı zamanda bir sürü yeni kitaba ve meraka sevk etti. Gılgamış’ın izini sürerken Homeros’un İlyada’sını, Akhilleus’un hikâyesini ve mitolojinin o en gizemli figürlerinden biri olan Lilit’i mutlaka okumam gerektiğini anladım. Bir kitabın biterken sizi başka kapılara böylesine güçlü bir arzuyla yönlendirmesi, gerçek bir entelektüel şölenin en büyük kanıtı. İsmail Gezgin, bu çalışmasında Gılgamış destanını sadece antik bir metin olarak değil, *Homo sapiens*’in varoluşsal serüveni olarak ele alıyor. İnsanın dünyayla kurduğu "bilme" arzusunu merkeze alarak, Gılgamış’ı bu kadim arzunun bir sözcüsü olarak konumlandırıyor. Mezopotamya’nın binlerce yıl önceki evren algısını ve iktidar rejimlerini inşa eden bu kurucu mitin, bugün bile yaşamımızı şekillendiren temel paradigmaları nasıl içinde barındırdığını gösteriyor. Kitapta özellikle altını çizdiğim bir bölüm var ki, bugünün dünyasını anlamak adına adeta bir anahtar niteliğinde. Hoca, içinde bulunduğumuz cinsiyetçi ve ırkçı şiddetin kökenlerinin, binlerce yıllık arkeolojik enkazın altındaki o kadim kültürlere ve inançlara dayandığını çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Tarım kültürüyle birlikte kadın bedenine uygulanan şiddetin mitler aracılığıyla göklere yükseltilmesi, tanrısal bir kurguyla kutsanması ve sonra tekrar yeryüzüne "meşru bir inanç" olarak dönmesi, şiddetin kaynağının ne denli derinlere kök saldığını kanıtlıyor. Bu zihinsel kodların izini sürmek, bugün kadın
Gılgamış: Homo Sapiens’in Trajik Öyküsüİsmail Gezgin · Pinhan Yayıncılık · 20258 okunma
Anneler iyi ki var
6/10
·192 syf.··
2026 3. kitabı
·
92 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 13:33
(Spoiler içerebilir) Bugün 10 Mayıs 2026 Pazar. Annelerimize atfedilmiş olan mayısın ikinci pazarı... Kitabı daha önce bitirmiş olsam da incelemesini yazmak bugüne kısmetmiş. Kitapta Christy'nin olduğu kadar (hatta belki de daha fazla) annesinin mücadelesini de izliyoruz. Zira Christy'nin mücadelesi kendisi için fakat annesininki bir başka beden için... Bir insanı kendinden daha çok sevip düşünebilmek bence sevginin en üst,en kutsal evresi. Başka bir bedeni kendinden daha çok önemsemek... Üstelik ucunda hiçbir çıkar olmadan! Bize bedeninden,hayatından,her şeyinden pay veren; bizi kendi varlıklarının önüne koyan annelerimiz iyi ki var. Gelgelelim kitap incelemesine... Kitapta Serebral Palsi (Beyin Felci) tanılı Christy'nin yaşadığı zorlukları ve başarı hikayesini okuyoruz. Dublinli bir duvar ustasının 22 çocuğundan biri olan Christy hastalığı yüzünden sadece sol ayağını kontrol edebiliyor. Bir zihnin dış dünya ile en güçlü bağlantısı olan bu sol ayak onun bir ressam ve yazar olmasını mümkün kılıyor. Ressamlığı gerçekten hoşuma gitse de "Sol Ayağım" özelinde yazarlığını pek beğenemedim. Hikaye çok güzel olsa da edebi açıdan lezzet patlaması yaşayamadım. Kapağında yazdığı gibi "Modern çağın başyapıtlarından biri" değil yani. Ama okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. Okuyan bir arkadaşımın olumsuz görüşleri dolayısıyla Sol Ayağım'ın devamı olan "Her Gün Hüzün" kitabına başlamadım. Edebi olarak haz alamadığımı zaten söylemiştim. En azından hayatının devamını öğrenebilmek adına kitabın uyarlaması olan filmi izledim. Onu da pek beğendiğim söylenemez,başrolüne Oscar aldırmasına rağmen .d Öyle işte... Söylenecek daha fazla söz bulamadım. İlham verici bir hikaye, tavsiye ederim. İnsan beyni öyle mucizevi bir şey ki yeter ki sızacak en ufak bir çatlak
1000Kitap
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201794,9bin okunma