Puan vermedi·352 syf.··
2026 335. kitabı
Beyza Alkoç, Karantina - Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi (İkinci Perde) adlı bu popüler gençlik ve gizem romanında, salgın hastalık şüphesiyle karantinaya alınan bir okulda yolları kesişen Zeynep, Onur, Burak ve Mert’in –yani Mahşerin Dört Atlısı'nın– ilk kitapta başlayan tehlikeli maceralarının devamını konu alır. Yazar; okuldan kaçmayı başaran ancak peşlerindeki gizemli düşmanlar ve çözülmeyi bekleyen cinayetler yüzünden sürekli bir kaçış ve hayatta kalma mücadelesi içinde olan gençlerin hikayesini anlatırken; sarsılmaz dostluk bağlarını, aşkı, güveni, ihaneti ve geçmişin karanlık sırlarıyla yüzleşirken birbirlerine sığınmalarını, yüksek tempolu, heyecan dolu, akıcı ve genç okurların büyük beğenisini kazanan sürükleyici bir dille işler.
Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi — İkinci PerdeBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 201719,1bin okunma
Savaş gibi görünmeyen savaş.
Puan vermedi·224 syf.··
2026 3. kitabı
Kargalar izliyorlar. Herhangi bir eylemde bulunmuyor ve sadece gözlemliyorlar etraflarındakini. Kötülüğün olduğu yerde baş gösteriyor ve sadece izliyorlar. Büyük Irmaklardan Bile kitabı; küçük olayların nasıl büyük değişiklikler yaratabileceğini, savaşın görünürde savaş olmadan da yaşanabileceğini ve tanımların nasıl yıkıcı olabileceğini anlatan başarılı bir roman. Kitabın başında ada yaşaması huzurlu bir yer. Farklılıklar önemsenmiyor. Güzel-çirkin pek de umursanmayan kavramlar. İnsan, insan olduğu için insan. Herkes kendine özgü. Dibâcede de yazdığı gibi: "Herkes kendi rengindeydi. (...) Bir şeyin ne olduğunu başka bir şeyden hareketle anlatmak mümkün değildi. Her şey kendisiydi." Sonrasında adaya Zedeler geliyor. Kitapta bir süre daha bir sorun çıkmıyor. Zedeler de insan çünkü ve insan, insan olduğu için insan. Karakterler yardımcı bile oluyorlar Zedelere. Ancak sayı arttıkça tek tük rahatsızlıklar çıkıyor. Hala çok değil ama. Asıl sorunlar Yüksek Ülkenin müdahalesi ile başlıyor. Kitabın başında adada hiç karga yok. Karakterler karga nedir tam bilmiyorlar bile. Ancak Yüksek Ülkenin müdahaleleri ile kargalar da görünmeye başlıyor. Kitap ilerledikçe kargaların sayısı da artıyor. Kötülük yayıldıkça kargalar da yayılıyor. Hatta sonda her tarafı kaplıyorlar. Kötülüğe bir katkı sağlamıyorlar; ancak durdurmuyorlar da, sadece gözlemliyorlar. Bu yönden ana karakterimizi, anlatıcımız Yamuk'u andırıyorlar. Yamuk, doğrudan bir etki sağlamıyor kitaptaki olaylara. Sivri Adamlar geldiğinde karşı çıkmıyor onlara. Yanlarına gidip konuşacağında bile yanında hep birileri oluyor. Karşı çıkmaya çalışacağında bu, bir kaç sahne ileriye gitmiyor. Yamuk gözlemliyor, uyum sağlıyor. Çevresinde kim varsa ona uyuyor. Zedeler geliyor; kimi zaman zedelere yardım ediyor, kimi zaman onlarla sohbet
1000Kitap
Büyük Irmaklardan BileGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022509 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·672 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:00
Rebecca Yarrosun "Dördüncü Kanat" kitabını çox bəyəndim. Kitabın ən maraqlı tərəfi fantastika, macəra və romantikanın bir arada olmasıdır. Violetin zəif görünən bir qızdan güclü və cəsur bir insana çevrilməsi diqqətimi çəkdi. Əjdahalar və akademiyada baş verən hadisələr hekayəni daha da maraqlı edir. Müəllif hadisələri elə qurub ki, kitabı əldən qoymaq olmur. Ümumilikdə, oxumaqdan zövq aldığım və davamını mütləq oxumaq istədiyim bir kitab oldu.
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,4bin okunma
SUÇ VE CEZA POLİSİYE ROMAN MI?
8/10
·704 syf.··
2026 4. kitabı
Başlıktaki soruyu duyduğunda tüylerinin diken diken olacağından emin olduğum H. W. Auden’e göre, Suç ve Ceza bir sanat eseridir ve bir sanat eseri olmayan polisiye romanla asla mukayese edilemez. Auden iddiasını şöyle temellendirir: Suç ve Ceza, okuyucunun “başka birinin acısını” paylaşmasına imkân tanıdığı için bir sanat eseridir. Polisiye ise bir fantezi olup okurun gerçeklerden kaçmasını, hayal dünyasına sığınmasını sağlar. Bu nedenle polisiye roman bir sanat eseri olamaz. İnsanın ister istemez “Neden?” diye sorası geliyor. Gerçeklerden kaçmamızı sağlayan bir roman neden sanat eseri olamasın? Evet, sanat, Tolstoy’un da dediği gibi, bize hayatı sevmeyi öğretir. Düşündürür, hissettirir, bilgilendirir eğitir ama aynı zamanda eğlendirir de. Bir süreliğine de olsa hayatın gerçeklerinden kaçmamızı, eğlenmemizi, acılarımızı unutmamızı sağlayan bir roman neden sanat eseri olma onuruna erişemesin? Neyse ki günümüzde polisiye romanların sanat eseri olabileceği konusunda en ufak bir tereddüt yok. Peki, o zaman başlıktaki soruya dönersek, Suç ve Ceza’nın polisiye roman olması mümkün mü? Polisiye romanların da sanat eseri olabileceklerini kabul ettiğimize göre şimdilik bu sorunun cevabı “evet” gibi görünüyor. Ancak, Suç ve Ceza’nın polisiye bir roman olup olmadığı, onun sanat eseri olup olmamasıyla bağlantılı değildir. Suç ve Ceza’yı polisiye roman yapacak veya yapmayacak olan kriterler polisiye roman türünün yapısıyla alakalıdır. Yazımın devamını Dedektif Dergi'den okuyabilirsiniz: dedektifdergi.com/polisiye-edebiy...
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 98. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:44
Trajik Bağlar J. Bree Bizi Birleştiren Bağlar serisinin beşinci kitabı olan Trajik Bağlar, benim için serinin en duygusal ve en etkileyici kitaplarından biri oldu. Seriyi başından beri büyük bir keyifle okuyorum ve her kitapta karakterlere biraz daha bağlanıyorum. Bu yüzden kitap boyunca yaşanan olaylar beni hem heyecanlandırdı hem de duygusal anlamda oldukça etkiledi. Bu kitapta özellikle Nox karakterine daha yakından bakma fırsatı buluyoruz. Onun geçmişinde yaşadığı acıları ve çocukluğunda maruz kaldığı olayları okumak gerçekten yürek burkucuydu. Güçlü, sert ve korkusuz görünen bir karakterin içinde ne kadar büyük yaralar taşıdığını görmek beni çok etkiledi. Nox'un yaşadıklarını öğrendikçe ona karşı hissettiğim sempati daha da arttı. Özellikle Oli'ye karşı duygularını kabul etmeye başlaması ve aralarındaki ilişkinin ilerlemesi, uzun zamandır beklediğim gelişmelerden biriydi. North ise bu kitapta beni en çok etkileyen karakterlerden biri oldu. Sevdiği insanları kaybetme korkusuyla yaşadığı çaresizlik ve bunun onu nasıl etkilediği çok güzel işlenmişti. Güçlü görünmeye çalışan bir karakterin kırılgan taraflarını görmek hikâyeye derinlik katmış. O zor anlarda Oli'nin yanında olması ve onu yeniden ayağa kaldırması ise bağlarının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gösterdi. Oli'nin karakter gelişimi de oldukça başarılıydı. Serinin başındaki genç ve ne yapacağını tam bilemeyen karakterden eser kalmamış. Artık çok daha güçlü, kararlı ve çevresindeki insanları korumak için her şeyi göze alabilecek birine dönüşmüş durumda. Bağlarının da her koşulda onun yanında olması, ekip ruhunu ve karakterler arasındaki güveni çok güzel yansıtıyor. Serinin sonuna yaklaştığımız için birçok sır ve gerçek de yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor. Bu durum hikâyenin temposunu yükseltiyor ve
Trajik BağlarJ. Bree · Olimpos Yayınları · 2026127 okunma
8/10
·71 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Pərviz Rzaquliyev, “Gecə ovçusu” Detektiv və müharibə janrında yazılmış maraqlı kitablardan biridir. Müəllif oxucunu sonadək maraq içində saxlayan süjet xəttu qurmağı bacarıb. Kitabın dili sadə və axıcı olduğundan rahat oxunur. Bu əsərdə əsas mövzular ədalət,intiqam və həqiqətin ortaya çıxmasıdır. Detektiv janrını sevən oxucular üçün son dərəcə maraqlı seçimdir. Son olaraq isə gənc yazıçı üçün son dərəcə uğurlu başlanğıcdır. Uğurlarının davamını arzu edirəm!
Gecə OvçusuPərviz Rzaquliyev · RF yayınları · 20268 okunma