İşimiz Atatürk’ün yaptıklarını ezberlemek değil, onun akılcılığından öğrenmek, yaramazlıklarına da gülüp geçmektir, zira artık onları değiştirmek için çok geçtir.
Bütün bunları başımıza getirdiği için onu asla affetmeyeceğimi ama aynı zamanda onu kesinlikle ve sonuna kadar anladığımı nasıl dile getirebilirdim?
“Kalbimin onunla olduğunu söyle,” dedim uzatmadan. “Her zaman. Her gün. Her zamanki gibi.”
Daha önce hiç beni her şeyimle, ben olduğum için seven bir erkekle beraber olmamıştım ve baş döndürücü bir deneyimdi. Daha önce hiç dokunuşlarına bayıldığım ve bu duygumu saklamak, abartmak ya da herhangi bir biçimde ayarlamak zorunda kalmadığım bir erkekle de yatmamıştım. Onu sadece tek ve biricik sevgilim olarak seviyordum, o da beni aynı duygunun basitliği ve arzusuyla seviyordu ki, bu beni düşündürüyordu. Onca yıl o sahte kibir ve şehvete nasıl katlanmıştım acaba? Ama o zamanlar altın saflığındaki bu duyguların varlığından bihaberdim