Bu yazar nasıl ters köşe yapacağını çok iyi biliyor. Taş Kağıt Makastada hiçbir şey göründüğü gibi çıkmamıştı bu kitapta da aynısı oldu. Hatta bence Taş Kağıt Makastan daha güzel bir kitaptı.
Spoiler
Güzel, sürükleyici, elinizden bırakamayacağınız bir roman. Ben adamda bir boklar olduğunu tahmin ediyordum ama bu kadar aşırı olduğunu düşünmemiştim. Şaşırttı evet ama nasıl ya ohada demedim.
Yazarın ters köşesi için bile okunur bence çok iyi bir ters köşeydi. Her şey yüz seksen derece değişiyor kitabın sonlarına doğru.
Yazarın dili de sade ve akıcıydı. Ama biraz sıkıldım okurken. Çok düz geliyordu ama ters köşesi için bile okunur.
Anlatımı, kurduğu cümleler, tespitler güzeldi, anlamlıydı. Aslında kitabın başında bir durumdan şüphelenmiştim ama çokta üstünde durmamıştım ters köşe de o olayla bağlantılı çıktı. Robin’e üzüldüm kendisinden kırklı yaşlarda vazgeçmesine oysaki hayatın devam ettiği bir yaş.
Adam’ın göz hastalığı bir işe yaradı mı ondan pek emin değilim kurguda fazlalıktı bence
*
Spoilerlı yorum
Aslında Amelia’nın kocam yüzünü göremeyeceği için çocuk yapmak istemedi demesi mektuplarda ise çocuk yapmak istemeleri, uğraşmaları hatta düşük yapması vs beni şüphelendirmişti. Acaba karısı değil mi, acaba karısının yerine başkası mı geçti falan demiştim birkaç parça oturtsamda sonu beni bile çok şaşırttı.
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,5bin okunma
Öncelikle hayatımda okuduğum en iyi kitaptı diyebilirim. aslında on üzerinden dokuz vermek istedim çünkü beni memnun etmeyen bir şey vardı. buna sonradan değineceğim spoiler olmasın
Şimdi ben bu kitabı 4 sene önce almıştım aslında iki cilt halinde. Ama iki cildinde çok kalın olması çekinmeme sebep oluyordu. Ya dili ağırsa, akmazsa vs gibi düşünceler kafamın içinde dolanıyordu. Bu yüzden erteledikçe erteledim ama bu sene artık bu kitabı okumanın zamanının geldiğini biliyordum.
İlk diyeceğim şey şu eğer kitabın çok kalın olmasından dolayı çekinceniz var ise bu çekinceyi bir kenara koyun. Çünkü kitap asla sıkmıyor, boğmuyor. Yazarın dili, olay örgüsü kusursuza yakın. Hiçbir sayfasında sıkılmıyorsunuz.
Edmond Dantes… Muhteşem bir karakterdi. Okuduğum en iyi erkek karakterdi diyebilirim hatta. Bu kitabı okuyun, pişman olmayacağınızı, sıkılmayacağınızı garanti ediyorum.
Şimdi gelelim spoiler içeren yoruma
*
*
*
İlk cildi daha ağır. Olaylar yavaş yavaş gelişiyor ama aşırı insanın içine dokunan sahneler var. Rahip Faria ve Edmond’ın tüm sahneleri, Edmond’ın hapisten kaçışı, kurtuluşu, sabretmesi, sabretmekten vazgeçmemesi, acele etmemesi, Mösyö Morrel’in oğluyla olan sahnesi, Mercedesle yıllar sonra ilk karşılaşmaları, Franz ve Albert’ın Roma maceraları bunlar benim kitapta okurken en çok zevk aldığım kısımlardı.
Hele Morrel’in ölmeden önce kendilerine yardım eden kişinin Edmond Dantes olduğunu anladığı ve Monte Kristo Kontunun afalladığı sahne çok etkileyiciydi
İlk kitap hapisten çıktıktan sonra Monte Kristo Kontu olmasını anlatırken ikinci kitap tamamen intikam odaklıydı.
Yazarın Türklere bu kadar hakim olması, kitapta Türklere yer vermesi hoşuma gitti. Bizim kültürümüze, Osmanlıya fazlasıyla aşina olduğu belliydi.
Mercedes ve Edmond yüzleşmesi, Kont ve Arthur’un düellosu,
Öncelikle bu kitabın 8 puan almasına çok şaşırdığımı söyleyerek başlamak istiyorum. Bence 10 üzerinden 9 puan ortalamasını hak eden bir kitap.
Uzun zamandır en çok etkilendiğim kitap oldu. Özellikle ilk 200 sayfasını okurken içim titredi desem yeridir. Yazarın anlatımı çok akıcıydı ve kendimi okurken olayların tamamen içindeymişim gibi hissettim. Olaylar hizmetçi Nelly'nin ağzından anlatılmasına rağmen karakterlerin duygularını nasıl bu kadar içten hissedebildim hala hayret ediyorum.
Gurur ve Önyargı gibi bir aşk hikayesi okumak için bu kitabı okumak istiyorsanız hemen kaçın çünkü bu kitaptaki tüm karakterler karanlık.
Saf, temiz bir aşk yok. Aşkın karanlık tarafını yazar kusursuz bir şekilde anlatmış.
Bundan sonrası SPOİLER OLABİLİR
*
*
Kitabın ilk 200 sayfası çok ama çok etkileyiciydi. Hayatımda izlediğim tüm diziler filmler, okuduğum kitaplar dahil bu kadar karanlık bir aşkı ilk kez görüyorum. Evet, evet düşünüyorum da Catherine ve Heathcliff kadar yorucu, toxic, tutkulu, dipte bir aşk daha önce hiçbir yerde görmedim.
Heathcliff'ten ilk 200 sayfada nefret etmedim. Hatta çok üzülüyordum. Hele bir sahne var ki... Heathcliff ve Catherine'i anlatacak olsam galiba sadece şöyle tanımlardım. Spritüel işlere ilgi duyanlar ikiz alev kavramına yabancı değildirler. İkiz Alev efsaneye göre tek bir ruhtur ve ikiye ayrılmıştır ve kişi bir gün ruhunun diğer yarısını bulur. İkiz Alev insanlar birbirlerinin yansımasıdırlar. Zaten Catherine'de Nelly'e Heathcliff'e olan aşkını anlatırken buna benzer bir tanım kullanmıyor mu?
"Onu yakışıklı filan diye sevmiyorum, Nelly. benden daha çok bana benziyor da, onun için seviyorum. ruhlarımız her neden yoğrulmuşsa, ikimizinki de aynı"
Evet bu çift tamamen bir ikiz alevdi. İkiz Alev olan insanlar aynı zamanda birbirlerini hayatta