Aliyev sadece kimin ne yaptığını değil, kimin neyi gizlemek istediğini de biliyordu. Sovyet istihbarat sistemi, her aktörün zaafını, yolsuzluk kaydını, aile bağlarını ve geçmişteki açıklarını içeren kalın dosyalardan ibarettir. Cephedeki bir generalin ya da Bakü'deki bir bürokratın Aliyev'in karşısına oturduğunda nasıl bir itaat sergileyeceğini belirleyen şey, o masada neyin durduğunu ya da durabileceğini bilmesidir. Aliyev, bu gizli bilgi havuzunu insanları ikna etmek, yanına çekmek ya da tamamen felç etmek için en somut silahı olarak kullandı. Elçibey cumhurbaşkanı olduğunda bakanlıklara veya kritik kurumlara kendi adamlarını atadı ancak o kurumların alt çarklarını döndüren kadrolar (Nomenklatura) hala eski sistemin reflekslerine sahipti. Aliyev, ülkedeki kayıt dışı sermayenin, yerel ağların ve stratejik üretim kaynaklarının gerçek sahiplerini şahsen tanıyordu. Kimin kiminle iş yaptığını, paranın hangi kanallardan aktığını biliyordu. Devlet aygıtı Elçibey'e karşı direnirken, Aliyev Bakü'ye adım attığı an o bürokratik ve ekonomik çarklar adeta doğal bir refleksle eski ustalarına itaat etti. Bilgiyi erken açmamak, krizin olgunlaşmasını beklemek ve hamleyi tam doğru saniyede yapmak en temel KGB doktrinidir. Hüseynov isyan edip Bakü'ye yürürken Aliyev acele etmedi, Nahçıvan'da bekledi. Kriz öyle bir noktaya geldi ki, Elçibey de dahil olmak üzere herkes onu bir "kurtarıcı" ve "arabulucu" olarak çağırmak zorunda kaldı. Aliyev gücü zorla almadı; krizin doğal akışının, gücü kendi ayaklarına getirmesini sağladı. Elçibey'in trajedisi, devleti dışarıdan fethetmeye çalışmasıydı. Sıfırdan bir ordu kurmaya, Rus askerlerini ülkeden çıkarmaya ve yeni bir düzen inşa etmeye çalışırken, içerideki o görünmez kurumsal duvarlara çarptı. Bir devrimci olarak kapıyı kırdı ama içerideki o