Bütün eğitimini öğretmenlerden ya da kitaplardan edinen bir kişi, kafasını ezberle doldurmanın çekiciliğinden kaçınabilse bile her iki tarafın da söyleyeceklerini dinlemek gibi bir yükümlülük altında değildir; dolayısıyla, düşünürler arasında bile her iki tarafı da biliyor olmak hiç de sık rastlanır bir başarı değildir; her insanın kendi görüşünü savunurken söylediklerinin en zayıf kısmı karşıtlarına yanıt olarak söyledikleridir.
Gerçeğin asıl avantajı şuradadır: Bir görüş doğruysa, bir kez, iki kez, hatta pek çok kez susturulabilir, ama çağlar içinde onu yeniden keşfedecek insanlar genellikle çıkacaktır, ta ki baskıdan kurtulup bir daha susturulmayacak kadar ilerleyeceği olumlu koşulların ortaya çıkacağı bir döneme denk gelene kadar.
Muhakemesi gerçekten güven duyulmayı hak eden bir kişiyi ele alalım, bu duruma nasıl gelmiştir? Çünkü söz konusu kişi, görüşleri ve davranışlarıyla ilgili eleştirilere zihnini açık tutmuştur. Çünkü ona karşı söylenebilecek her şeyi dinleme alışkanlığı vardır; eleştiriden haklı olduğu ölçüde yararlanma ve hatanın hata olduğunu hem kendine hem de bazı durumlarda başkalarına açıkça anlatma alışkanlığı vardır. Çünkü bir insanın bir konunun tamamını bilmeye yaklaşmasının tek yolunun, her türlü farklı görüşe sahip insanları dinlemek, her türden zihnin bu konuya bakış biçimlerinin, tümünü incelemek olduğunu hissetmiştir. Hiçbir bilge, bunun dışında bir biçimde elde etmemiştir bilgeliğini; insan aklının başka bir şekilde bilgelik kazanması da doğasına aykırıdır.