Devran döndü gene ben elime bi kagit alip acili bi sohbete daldim Bana anlatacaklari var kalemimin aceleyle bi karalama basladı
devran döndü gene ben elime bi kağıt alıp acılı bi sohbete daldım
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
...eskiler güzeldi, eskiden ne güzeldik! parkımı özledim; üzerine oturduğum bankı, altında bağdaş kurduğum çam ağacını. çocukluk ettik büyümekle; büyüyünce mutsuz olacağımızı kimse söylemedi.. eksile eksile geldik bu günlere; kimse tastamam kalamadı. aldı gitti zaman en güzel yılları, o günlerden hiçbir şey kalmadı! ne misketlerim, ne oyuncu kartlarım, ne taso'larım, ne arkasından koşturduğum top'um, ne de bahar şalvarlı kız çocuğu. devran döndü yalnızlıkla beraber, evren müsait değil artık tebessüme.. hiçbir eczane de yok ilacım; doktor! beni çocukluğuma indir, ve orada bırak acilen.
Şiir
Kıssadan hisse bir mevzu anlatayım size, az yanaşın: İsmi lazım değil Hukuk Fakültesinde bir hoca vardı. Bir meseleden bana özel olarak takmıştı ama aşağı yukarı herkese kötü davranıyordu, hatta düpedüz çirkinleşiyordu. “Tohumunuza para mı saydım, kaç kuruşluk insanlarsınız,” demişti örneğin bir keresinde sınıfa. O gün hem küstahça hem de cahilce gelmişti bana bu tavır çünkü belki de o sınıftan bu ülkeye hakim, savcı, avukat, hatta belki bakan falan çıkacaktı. Yalanım yok, kolay kolay bir insanın kötülüğünü istemem ama o insanın epeyce kötülüğünü istemiştim. Sonra gün döndü devran döndü ve o insan bir sebepten cezaevine girdi. Henüz devlet bakanı çıkmadı belki ama o sınıftaki aşağı yukarı herkes de ciddi yerlere geldi. Demem o ki sabretmek gerekiyor, ah almamak gerekiyor, ne oldum dememek gerekiyor çünkü bu; bu dünyanın bugünü, yarını Allah’tan başka kimse bilmiyor.
Yavrum o devran döndü ya
Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat.Yıllardır bozbulanık suları yudumladım, Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları, Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım.Hasretin alev alev içime bir an düştü, Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü, Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde, Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü.İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin, Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla, Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin, Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla, Evlerin arasına dikilir yeşil bayrak, Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak.Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım, Heyûla, bir ağ gibi ördü rüyalarımı, Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım.Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü, Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü, Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe, Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü.Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden, Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına, Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden, Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına, Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin, Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin.Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım, Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış mazide, Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım.Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü, Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü, Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin,