Zamanın tezgâhında dokunan bütün kumaşları yırttılar.
Artık örtemiyor hiçbir maske çıplaklığı, en korunaklı limanından vuruluyor rüzgâr
Ve nefes almak bir yük gibi biniyor omuzlara buralarda...
Kaçmalı....
Ama hangi coğrafyaya?
Bakma modern çağın parıltılı vaatlerine,
Süslü kürsülerden dökülen o soğuk adalet sözlerine...
Hiç derman olur mu bir gazete manşeti yangın yerine?
Gökdelenlerin gölgesinde açlıktan kuruyan bir fidan gördün mü ki..
Betondan sarayları alkışa boğup, toprağın çığlığını görmezden gelirsin?
Sen suçluu değilsin,
Ben değilim.
Onlar değiller..
Kim suçlu.
Bütün bu hoyrat çarkları arsızca çevirirken birer birer,
Zerre sızlamaz vicdanlarıi ve insandırlar...
Gılgamış mı buldu ölümsüzlüğü?
Prometheus mu getirdi o ateşi?
Nuh mu haklıydı, yoksa dalgalara teslim olanlar mı?
Bütün günah ilk kıvılcımda mı, yoksa onu harlayan insanda mı dersin?
Bak, adalet terazisi bile pas tutmuş güç odaklarının pazarında,
Ticarete döküldü umut tacirliği.
"Devran dönecek, elbet bir gün" diye avutuyorsun ya kendini;
Sahi, dönecek bir ekseni kaldı mı bu hoyrat dünya düzeninde?
Rûken..
Sumud filosu aktivistlerine yapılan muamele kabul edilemez. Bir an önce ülkelerine dönmesi için dua ediyorum. Ancak insanların bu kadar sessiz kalmasını da anlayamıyorum. Devran bir gün dönecek ona da inancımız tam. Peki ablukanın daha hızlı kırılması için başka neler yapılabilir? Bunun için gece gündüz çalışan insanlar var biliyorum. Biz neler yapabiliriz onu bilmiyorum.