Feyza

Belki de insan lâyık olmadan gördüğü ve bu nedenle var gücüyle bir hak olarak sahip çıktığı anne bakımı yüzünden ilk kez seçilmiş olma yanılsamasına kapılır. Eğitimin onu bu kuruntudan kurtarması ve hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu öğretmesi gerekirdi. Ama genellikle geç kalınır. Kız arkadaşlarına kendi isteğini zorla kabul ettirmek isteyen, ama bunun için yeterli gerekçesi olmadığından, açıklanmaz bir gururla ve yüksek sesle, “Çünkü bunu sana ben söylüyorum,” diyen on yaşındaki kızcağızı hiç kuşkusuz görmüşsünüzdür; ya da: “Çünkü ben böyle istiyorum.” Kendini seçilmiş hissediyordur. Ama bir gün, “Çünkü onu ben istiyorum,” diyecek ve çevresinde bulunanlar kahkahayla gülecekler. Kendisini seçilmiş sayan kişi seçilmişliğini kanıtlamak için, bayağılar yığınının bir üyesi olmadığına kendisini inandırmak, başkalarını inandırmak için ne yapabilir?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
XIV. yüzyılda, Çek Kralı Vaclav, Prag’ın hanlarına gitmekten, kimliğini gizleyerek halktan insanlarla sohbet etmekten hoşlanırdı. İktidarı, ünü ve özgürlüğü vardı. İngiltere Prensi Charles’ın hiçbir iktidarı, hiçbir özgürlüğü yok, ama uçsuz bucaksız ünü var: Ne balta girmemiş bir ormanda, ne de on yedinci yeraltı katındaki bir sığınağa gizlenmiş banyo teknesinde, kendisini izleyen ve tanıyan gözlerden kaçabilir. Ün onun bütün özgürlüğünü gövdeye indirmiş, ve şu anda şunu öğrenmiş bulunuyor: Günümüzde, ancak tam anlamıyla bilinçsiz insanlar ün tenekesini peşlerinde sürüklemeyi gönüllü olarak kabul edebilirler.
Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda, kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hâlâ çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden hemen uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. Varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem biçimine girer: Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır.
Konuşmak zaman doldurmak değildir, tersine, zamanı konuşma düzenler, zamanı yöneten konuşmadır.
Uzun susmalar ustasıdır Pontevin. Yalnızca çekingen insanların susmaktan korktuklarını ve nasıl yanıtlayacaklarını bilemedikleri sorularla karşılaştıklarında kendilerini gülünç duruma düşüren karmaşık cümlelere sarıldıklarını bilir.