Feyza

Eğer insanları evlenmekte tereddüde sevk eden şey bedbaht olmak korkusu ise bende böyle şey yoktu; çünkü hiç bir hareketimin gayesinden tam bir saadet beklemiyordum. Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ıstırapla ödediğimizi bildiğim için, hiç bir şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyor ve yüzde yüz felâketten korkmuyordum. Bunun ikisi de imkânsızdır. Çünkü ruhî varlığımız hazla kederin muvazenesine istinat eder, işte en büyük adalet ve müsavat! İnsan, çektiği ıstırap nispetinde zevk duyar: Ne kadar acıkırsa yemekten, ne kadar yorulursa dinlenmekten, ne kadar ararsa bulmaktan o derece zevk alır.
Feyza
Eğer bir adamın hayatında duyduğu haz ve keder yekûnları hesap edilecek olursa görülecektir ki hiç kimse kimseden daha fazla ne mesut ne de bedbahttır. Hepimiz kahkahalarımızı gözyaşlarımızla ödüyoruz ve bu hususta bir dilenci bir milyarderden farksızdır. Çok gülenin çok ağladığını söyleyen atalar sözü de bize heyecanlarımız arasındaki muvazeneden doğan bu büyük müsavatı bildiriyor.
Yaşlıların doğaları gereği bilge olmadıkları gibi gençlerin de doğaları gereği bencil olmadıklarını düşünüyorum. Anlayış ve yüzeysellik, yaşla değil herkesin hak ettiği yolla ilgilidir. Yakınlarda bir yerde okuduğuma göre, Amerikan Kızılderililerinin şöyle bir deyişi varmış: "Bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay eskiyinceye dek onun mokasenlerinde yürü."
Feyza
"Anlayış, bilgiçliğin kibiriyle değil, alçakgönüllülükle doğar."
"Hey, kaptan, okumuş adamsın sen, söyler misin, ay eskiyince nereye gider?" "Nasıl nereye gider? Öf be, amma cahil adamsın sen de! Ay her zaman yerinde durur, fakat biz onu göremeyiz." Şuhov gülerek başını iki yana salladı. "Göremediğimiz bir şeyin yerinde durup durmadığını nereden anlayacağız?" "Yani sana göre her otuz günde bir yeni bir ay mı doğuyor?" "Neden olmasın? Her gün bu kadar insan doğduktan sonra, dört haftada bir ay doğmuş, fazla mı?"
Feyza
Bizim orada Tanrı'nın eski ayı kırpıp kırpıp yıldız yaptığına inanırlar." Kaptan gülmeye başladı: "Tüh, ulan dağdan inmeler! Budalalığın bu kadarı da fazla, doğrusu! Bu duruma göre Tanrı'ya da inanıyorsun, öyle mi, Şuhov?" "O da ne biçim laf? Gök gürlediği zaman inanmayıp da ne yapacaksın?" "Peki, Tanrı bunu neden yapıyor?" "Neyi?" "Eski aydan kırptığı yıldızları, canım!" Şuhov susarak omuz silkti: "Bunu anlayamayacak ne var? Zaman zaman düşen yıldızların yerine yenilerini koymak için..."
Seyyahla turist arasında fark var. Seyyah gittiği yere ruhunu da götürür, yeni yaşantılara açıktır, seyahat onun için ruhu zenginleştirici bir deneyim, bir içe dönme hamlesidir. Öte yanda, turist sadece tüketir. Şe-hirlere, insanlara, seslere ve yüzlere nüfuz etmez. Beş yıldızlı otellerde konaklar, şehri en güvenli yerlerinden dolaşarak tanımaya çalışır, rahatından asla ödün vermek istemez.
Sayfa 208·Kitabı okudu
Feyza
"Seyyah orada olan adamdır. Turist bedenen orada olsa bile ruhen burada, evin konforundadır, zihni eve ayarlıdır, dönüşte taşıyacağı hediye ve resimlerle ancak vardır."

Yasemin Temiz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·327 syf.·
4 saatte okudu
·
2025 22. kitabı
Lucy Strange
9/10 · 368 okunma
Feyza
Kitap okuma hızına maşallah diyorum 👏 beni de teşvik ediyorsun 😍