devrimavi

devrimavi
@devrimavi
Ve ancak yaşamaya başlarsın, Ki, Çok geç olmuştur.

devrimavi

, bir kitabı okumaya başladı
İhsan Oktay Anar
8.6/10 · 67,6bin okunma
Reklam
Ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O'nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim. Kendi payıma ben, dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım. Bu, yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir. Aynı hatayı senin de yapmana yol açmak istemiyorum. Sana izin veriyorum, git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünyadan ve onun binbir halinden korkma.
Sayfa 55·Kitabı okuyor
Huzurlarınızda Kore yapımı Start-up
Platformun doğasından biraz çıkarak dizi analizi yapmak istiyorum. Start-Up’ı sadece romantik drama olarak görmek eksik kalıyor. Bence dizi aslında hayattaki zor seçimleri anlatıyor. En başta anne-baba boşanması gibi sahnelerde kimin yanında kalınacağına dair yapılan seçimlerin temelleri var. Çocukken verilen bu tür kararların, ileride insanın içinde yıllarca süren “doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım?” sorgusuna dönüşmesini çok iyi temsil ediyor. Dal-mi ve In-jae ayrımı da sadece kardeş çatışması değil; güvenli hayat ile sevgi/bağlılık arasında sıkışmış iki farklı yön gibi. İnsan farklı hayat ihtimalleri arasında sürekli tereddüt ediyor ve dizinin ana hissi de bu: seçtiğin hayatın diğer versiyonunu hep merak etmek. Nam Do-san ve Ji-pyeong seçimine gelirsek… Diziyi izlerken başta kendimi net şekilde Ji-pyeong’a endekslemişken, ilerleyen bölümlerde kendi fikrimin Do-san’a kayması beni şaşırttı. Ji-pyeong’u romantik partner olarak düşündüğümde dizinin yorumlarında söylendiği kadar “safe” görmüyorum aslında. 15 sene boyunca tek bir adım atmaması bir yana, Dal-mi’nin Amerika’ya gidişinden sonraki 3 yılda da, daha önce hoşlandığını bilmesine rağmen yine adım atmaması bunu benim gözümde olumlu bir yere koymayı zorlaştırıyor. Güçlü ve olgun bir karakter gibi dursa da romantik anlamda pasifliği ciddi bir risk. Nam Do-san tarafında ise başlangıçta Dal-mi’yi gerçekten sevmediğini, daha çok olayın büyüsüne kapıldığını düşünüyorum. O “o hayatın içine çekilme” hali vardı. Ama sonra yavaş yavaş kendi benliğini ele almaya başladığını görüyoruz. Bunu en iyi, takım elbise yerine günlük kıyafetlerini giyip “ben buyum” dediği sahnede hissediyoruz. O noktadan sonra artık performans yapan biri olmaktan çıkıp kendi kimliğini kurmaya başlıyor. Ve belki de en önemlisi: Dal-mi’den bağımsız
Puan vermedi·325 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 20:20
Kitap , bizim gözümüze sokmadan, bu böyledir demeden ustalıkla bir çok konuya değiniyor. Öncelikle ilk sayfalarda karşımıza, bizi acaba yanlış basım mı şüphesine sürükleyen yazım hataları çıkıyor. Kitap ilerledikçe bu yazım hataları kaybolmakla beraber yazım dili de daha katmanlı bir hal alıyor. Burada yazım ve konuşma dilinin bizim zihnimizin sınırlarını gösterdiğini de gözlemlemekteyiz. Charlie'nin sadece yazım dili değişmiyor elbette ki , artık yazdıklarından öz farkındalığın geliştiğini , varoluşsal sorgulamalar yaşadığını , yalnızlaştığını da görüyoruz . Ameliyat öncesinde arkadaşı sandığı herkesin onu aslında sandığı gibi sevmediğini onunla dalga geçtiğini fark ediyor . Bunun farkındalığı arttıkça icindeki öfke ve yalnızlık artıyor . Bütün bunlar yaşanırken Charlie'nin zekası gün geçtikçe hızla artıyor , ancak duygusal olarak olgunlaşma hızı bu eğriyi yakalayamıyor. Charlie'nin zihni bilgiyi işliyor ancak travmalarını, insanların zalimliğini, çocukluk anılarındaki yaralarını, aşağılandığı zamanları işleyemiyor. Charlie'nin çocukluğuna dair anılarında annesi tarafından koşullu sevildiğini görüyoruz, dolayısıyla da sevilmediğini. Annesi onu oldugu haliyle kabul etmiyor ve onda kitapta da gördüğümüz bir çok yarayı oluşturuyor. Ve bunun doğal getirisi olarak da annesi ile yüzlestiğinde dahi hâlâ onun onayını aradığını görüyoruz. Gel gelelim Algernon'a . Algernon, charlie'den önce bu ameliyatın denendiği ve en uzun süre zeki kalan faredir. Profesörlere gore bu fare sadece bir denektir, aynı charlie gibi . Bunu kitapta Charlie'nin isyanlarında çokça görmekteyiz. Ben ameliyattan once de insandım simdi de insanım , sadece laboratuvar verilerinden ibaret degilim der. Bu şekilde bilimin insanı indirgeyen yaklaşımını elestirir . Algernon bir yandan da Charlie'nin
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma

devrimavi

, bir kitap okudu
Puan vermedi·325 syf.··
11 günde okudu
·
2026 4. kitabı
Daniel Keyes
8.8/10 · 36,4bin okunma
Reklam