Yaşamın kusurlu yanlarına karşı hazırlıklı olmalıyız:
Kötü insanların kötü şeyler yapmaları, düşmanınızın size zarar vermesi, arkadaşınızın sizi sinirlendirmesi, oğlunuzun hata yapması ya da hizmetçinizin yanlış davranması çok mu şaşırtıcı?
Bu denli iyimser olmaktan vazgeçersek, o kadar fazla öfkelenmeyiz.
Toplum tarafından kabul görmeyişimizi haklı olduğumuzun kesin bir göstergesi olarak kabul etmek, toplum tarafından kabul görmeyişimizi ille de haksız olduğumuzu gösteren bir kanıt olarak kabul etmek kadar safça olacaktır.
Yani sevgili dostum, herkesin bizim hakkımızda neler söylediğini o kadar da umursamamalı, öte yandan adalet konusunda uzmanlaşmış kişilerin söylediklerini dikkate almalıyız.
Bize muhalefet edenlerin düşünme yöntemlerinin sağlamlığı, onların muhalefetine vereceğimiz değeri belirler. Fakat genellikle tam tersi bir eğilimle hareket ederiz: Herkesi dinleme, her kaba söz, her alaycı davranış karşısında üzülme eğilimiyle. O zaman kendimize en önemli ve en teselli edici soruyu sormayız: Bu kötü eleştiri hangi temele dayanmaktadır? Çünkü biz genellikle ölçüp tartarak, dürüstçe düşünen bir eleştirmenin itirazlarıyla nefret ve kıskançlıkla hareket eden eleştirmenin itirazlarını bir tutarız.