Yedi Güzel Adam’dan
Gerçek bir devrimci mi görmek istiyorsun? işte burada gerçek bir devrimci var; Yalnız Ardıç . Yüzyıldır burada tek başına zamana ve olaylara şahitlik eder Asla suçlamaz, yargılamaz, savunmaz. Ama gölgesini de kimseden ve hiç bir şeyden esirgemez Bütün devinimi kendi içindedir. Burada böyle tek başına ve dimdik durur. Eşhedü der. Ben şahidim Yargıç değilim, savcı değilim, avukat değilim. İşte bu gerçek bir duruştur. Devrimci duruşu, Müslüman duruşu, insan duruşu. "Eşhedü" Ben sahidim. Herkes duysun: Yargıç değilim yargılamam. Avukat değilim savunmam Savcı değilim suçlamam. Herkes ve her sey duysun. Kendime şahidim, zamana şahidim, sonsuzluğa sahidim. Ve herkes ve her şey de şahit olsun ki, bu devrimci duruşumla bütün evreni selamlıyorum. Ve tıpkı bu yalnız ardıç ağacı gibi tek basıma dimdik herkesi ve her şeyi kucaklıyorum.' Nuri Pakdil
Link paylaşımı
Link Paylaşımı academia.edu/resource/work/1... tek1bilinc.blogspot.com/2026/05/metapol... TÜRKÇE: BU MAKALE NEDEN OKUNMALIDIR? 1. Çağımızın En Büyük Krizi: Anlam ve Hakikat Krizine Doğrudan Müdahale İçinde bulunduğumuz çağ, bir bilgi bolluğu çağı olmasına rağmen, aynı zamanda bir anlam ve hakikat krizidir. Kapitalizm, emperyalizm, Siyonizm, dijital kölelik, yapay zeka manipülasyonları ve tahrif edilmiş inanç sistemleri, insanlığı "gerçeklik" sanrısı içinde boğmaktadır. Bu makale, bu çok katmanlı krizi kökünden deşifre eden tek eserdir. 2. Kuantum Fiziği ile Metafiziği, Bilim ile Kur'an'ı Aynı Potada Eritiyor Makale, modern kuantum fiziğinin (Planck ölçeği, Higgs alanı, dalga-parçacık ikiliği) ulaştığı en son sınırları aşarak, evrenin bir "sıkıştırılmış ışık simülasyonu" olduğunu nesnel bir dille kanıtlamaktadır. Bu kanıtlamayı yaparken, Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini modern bilimin bulgularıyla harmanlayarak, batıl olan materyalist dogmaları temelinden sarsmaktadır. 3. "Gerçeklik, Hakikat ve Hak" Ayrımı ile Algınızı Yeniden Programlıyor İnsanlık, "gerçek" ile "hakikat" arasındaki farkı unuttuğu için sömürü sistemlerine teslim olmaktadır. Bu makale, bu üç kavramı (Gerçeklik, Hakikat, Hak) daha önce hiç yapılmamış bir netlikle ayırarak, okuyucusuna "Furkan" (hak ile batılı ayıran) gözlüğü takmaktadır. Bu gözlükle bakan bir şuur, artık kapitalist borca, Siyonist tanklara ve dijital algoritmalara asla eskisi gibi bakamayacaktır. 4. "Tersinirlik" İlkesi ile Katı Kader Algınızı Kırıyor Makalenin en devrimci ilkesi olan "Tersinirlik" (Reversibility), maddenin, kaderin ve travmaların katı birer yazgı olmadığını; anında eritilebilecek, geri bükülebilecek geçici frekanslar olduğunu ilan eder. Bu ilke, okuyucuya
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7 Güzel Adam
"Gerçek bir devrimci mi görmek istiyorsun? iste burada gerçek bir devrimci var; Yalnız Ardıç . Yüzyıldır burada tek basına zamana ve olaylara sahitlik eder Asla suçlamaz, yargılamaz, savunmaz. Ama gölgesini de kimseden ve hiç bir şeyden esirgemez Bütün devinimi kendi içindedir. Burada böyle tek başına ve dimdik durur. Eşhedü der. Ben şahidim Yargıç değilim, savcı değilim, avukat değilim. İşte bu gerçek bir duruştur. Devrimci duruşu, Müslüman duruşu, insan duruşu. "Eşhedü" Ben sahidim. Herkes duysun: Yargıç değilim vargılamam. Avukat değilim savunmam Savcı değilim suçlamam. Herkes ve her sey duysun. Kendime şahidim, zamana şahidim, sonsuzluğa sahidim. Ve herkes ve her şey de şahit olsun ki, bu devrimci duruşumla bütün evreni selamlıyorum. Ve tıpkı bu yalnız ardıç ağacı gibi tek basıma dimdik herkesi ve her şeyi kucaklıyorum.' Nuri Pakdil
Duygu ve Düşünce
Eshedü der. Ben sahidim.Yargıçdeğilim,savcıdeğilim,avukatdeğilim
yalnizardiccdergi: Gerçek bir devrimci mi görmek istiyorsun? işte burda gerçek bir devrimci var, Yalnız Ardic. Yüzyldır burda tek basına zamana ve olaylara şahitlik eder. Asla suçlamaz, yarglamaz, savunmaz. Ama gölgesini de kimseden ve hiç bir seyden esirgemez. Bütün devinimi kendi içindedr. Burda böyle tek başına ve dimdik durur. Eshedü der. Ben sahidim. Yargiç değilim, savcı değilim, avukat değilim. iste bu gerçek bi durustur. Devrimci duruşu, Müslüman durușu, insan durușu. Ben de gerçek bi devrimci görmek istedim Bu yalnız ardica geldim. Bunun böyle tek başina ve dimdik durusu çok etkiledi beni. Ben gerçek bir devrici nasıl olur ondan ögrendim. Onun gibi eshedü demeyi öğrendim. Eșhedü. Ben șahidim. Herkes duysun: Yargiç değlim yargılamam, Avukat değilim savunmam, Savcı değilim suçlamam, Herkes ve her sey duysun. Kendime şahidim, zamana şahidim, sonsuzluğa şahidim. Ve herkes ve hersey de sahit olsun ki, bu devrimci duruşumla bütüin evreni selamlıyorum. Ve tıpki bu yalnız ardıç gibi tek başıma dimdik herkesi ve her seyi kucaklıyorum
Notaların Kudüs Duruşu
"Müzik, kalbin Kudüs’e olan seferidir." ✨🎻 ​Dün Oscar sahnesinde yankılanan o küresel vicdan çığlığını (#299079948), bugün notaların diline döküyoruz. Le Trio Joubran, Filistinli üç kardeşin udlarıyla dünyaya haykırdığı bir "Klasik Duruş"tur. ​Neden Bu Parça? Nuri Pakdil mısralarında kelimeleri nasıl birer mermi gibi kullanıyorsa, bu kardeşler de udun tellerini öyle bir kararlılıkla titretiyor. Bu eserde sadece hüzün yok; ayağa kalkış, yürüyüş ve sarsılmaz bir aidiyet var. ​📍 Dinleme Notu: Parçadaki dikey ve tok vuruşlar, Pakdil’in "Kudüs’ü bir kol saati gibi taşımalı" dediği o manevi disiplini hatırlatıyor. Bugün bu ritimle, içimizdeki o saati yeniden Kudüs’e ayarlıyoruz. "Sözün bittiği yerde başlayan o devrimci tınıyı kalbinizle dinleyin." 🕯️🇵🇸 Le Trio Joubran - Masar youtu.be/LoiyWTtinbk?si=... Filistin
Filistin
İMÂM-I ÂZÂM'DAN "LİBERAL" ÇIKAR MI?
Sol ideolojiler bilâd-ı İslâm'da köksüz gezinmekten bîzârdırlar. Bir geleneğe yaslanamadıkları için tutunamazlar. Yayılamazlar. Çoğalamazlar. Dal-budak salamazlar. O yüzden "aparmalarla" yollarını bulmak ümidindedirler. Şeyh Bedreddin'in (kuddisesirruh) sosyalist-komünist taifenin gözünde "yeniden keşfedilişi" böyle bir şeydir. Fıkıhta duruşu "mutaassıb hanefî" diye tarif edilen, tasavvufta meşrebi "vahdet-i vücûd" olan bir âlimin, birdenbire solcuların gözünde "ilk devrimci" noktasına gelmesi, köksüzlüğün mecburiyetindendir. Nitekim, bir kısım liberaller için de İmâm-ı Âzâm rahimehullah, zaman zaman böyle bir ümidi temsil eder. Onun Abbasî Halifesi Mansur döneminde, kendisine uygulanan bütün eziyetlere rağmen, kadılık görevini kabul etmeyişi, liberaller için "otoriteye karşı koyuş" mânâsına gelmektedir. Buradan hemen şöyle bir genel-geçer(!) okumaya sıçrarlar: Eğer bir insan kemâl sahibi olmak istiyorsa illâ otoriteye karşı durmalıdır. Liberaller bu kaşıntıyı ekmedikleri hiçbir dokuda tutunamadıkları için şu mesaileri kaçınılmazdır. Birey, bir histeri düzeyinde, sert esen yelden bile "Birileri otorite mi kuruyor yoksa?" diye huylanmadıkça, alınganlaşmadıkça, liberalizm 'hürriyet' düşlerini gördüremez. Hani hep denir ya: Fransız devriminin "hürriyet, uhuvvet, müsavat" üçlüsü üç farklı ideoloji elinde paylaşılmıştır. Liberalizm "hürriyet"i almıştır. Milliyetçilik "uhuvvet"i kapmıştır. Sosyalizm de "müsavat"a çökmüştür. Ancak mevzu imamlara çıkarıldığında, Mezhepler Tarihi müellifi Muhammed Ebu Zehra merhum, üç duruş olduğunu belirtir: **1) Ne para yardımı ne görev kabul edenler: İmâm-ı Âzâm, İmâm Ahmed vs. gibi isimler. 2) Hem para yardımı hem görev kabul edenler: İmam Şafiî, İmam Muhammed, İmam Ebu Yusuf vs. isimler. 3) Yalnız para yardımını
İmâm-ı Âzam