Moreno'ya göre Oidipus öyküsü insanın yazgısına rağmen ahlakı seçme, doğruları adına ödülden ve yaşamdan vazgeçebilme becerisini anlatır. Kendi anne ve babası olarak bildiklerine zarar vermemek için kaçmış olsa da ve her ne yaptı ise bilmeden gerçekleşse de sonuçta gerçekleşen nedeniyle kendini yargılar, sahnenin hem protagonisti hem de yüksek sandalyesidir. Gözlerini çıkararak çözüm bulmaya çalışır acısı ve geçmişine. Aynı bir psikodrama oturumu gibi Oidipus yaptığı ile karşılaşmak ister, diğer bir deyişle sahneye çıkar. Öykünün ilk kısmı onun kaderi yani kadersizliğidir. Bizler için önemli olanı ise bu kadersizliğinde bile kendini sorgulayabilmesidir. Kehanet gerçekleşmiş, -ki Zizek kehanetin tanımlandığı andan itibaren gerçekleşmesinin önemine işaret eder- ama kehanet Oidipus'un kaderine karşı devrimci duruşu ve ahlakı karşısında artık önemini yitirmiştir.
Sayfa 214 - Ejder Akgün Yıldırım·Kitabı okudu
KiTaPHaNe
Yıkıcı Kötülüğe Karşı İyilik Adına Devrimci Farkındalık Üretmek İnsan çocukluğunda ne yaşarsa yaşamda da ona dönüşür. Çünkü insan yaşamın bilinçli bir enerjisi olup küçük yaşlarda yaşadıkları o insanı bileyerek keskin hale getirir. Bu bilenme de iyi ve kötü anlamda iki yönlü gelişebilir. Küçük yaşlarda ne yaşadığının farkında olmadan büyüyen çocuklar büyüdükleri zaman genelde ne yaşattıklarının farkında olmazlar. Çocukken ne yaşadığının farkında olan her insan büyüdüğünde ne yaşatması gerektiğinin farkındadır. İyi sonuçlar üreten farkındalık çok nadir görülen bir durumdur. İnsan yaşamın genel akışına uygun kötülüğe meyilli bir şekilde bilenir ve kötü sonuçlar üretir. Yüz yıl önce ki devrim koşulları içinde devrime karşı bir kin ve öfke ile büyütülen nesiller bugün devlet yönetme yetkisini bilenerek aldılar yalnız kötü niyetli bir çabanın içinde iyi sonuçlar üreten bir farkındalık üretmek yerine yıkıcı bir role dış etkilerin iç taşeronu olmayı ve kaleyi içten yıkan olmayı seçtiler. Sarayın yıkılarak kurulduğu devletimizi saray kurarak yıkmaya kalktıklarında altında kaldıklarını bile fark edemediler. Buna rağmen bu süreç içerisinde on yaşında bir çocuk olarak 12 Eylül 1980 askeri darbesini bu kötülüğün bir parçası olarak yaşadım. Bu kötülüğün karşısına iyilik adına devrimi yeniden koyacak bir yaşam mücadelesini farkındalık üreterek koydum. Ve kimseye zarar vermeden yönetimin ortak kolektif akıl ve vicdan ile değişime uğraması, ekonomide ki yıkımın kamu ekonomisi ile adil paylaşım ekonomisine geçilerek bu zulmün biteceğini sonuçlar ve ilkeler ölçüsü ile ortaya karanlığın sicilini tutarak belge ve bilgiye dayalı veri ile ulusumuzu doğru bilgiler vererek uyandırmaya etik ahlak anlayışı adına bir farkındalık çabasını kötülüğün karşısına bir çare olarak Mustafa Kemal
Hayata Dair
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ABD emperyalizmine ve İsrail'in Filistin'deki işgaline karşı muhalefet eden devrimci-sol ve anti-küresel hareketler de var. Bu hareketlere nasıl bakıyorsunuz? - Farklı dünya görüşlerine sahip olsak da İslami Cihat Örgütü olarak bu hareketlere müteşekkiriz. Çünkü bu hareketler emperyalizm ve siyonizm karşısında haklının yanında yer alıyorlar. Onların çabalarına değer veriyor ve bu siyasi duruşu, onurlu bir duruş olarak görüyoruz.
Sayfa 41 - Pınar Yayınları, 4. Baskı, 2012, İstanbul - Direnişin Ahlâkı Olmalı·Kitabı okudu
Gökyüzü açıktı; dolunay yükselip tepeye dikilmiş, etrafında ışıldayan yıldızlarla sanki semah dönüyordu. Ama sonsuzluğu kucaklayan şu koyu karanlığın ufkunda yarın yoktu. İlk kez yarın olmayacaktı. Güneş son kez batmıştı ve artık doğmayacaktı. Kendisi için yarın yoktu. Çünkü "yarın" kendisi olmuştu. O artık arayış içindeki gençlerin romantizmi, isyanı, bıçkın bakışı... Devrim mücadelesinin yarını, onurlu duruşu, yalın bakışı, çelik yüreği.. "Hosça kal hayat." "Elveda Deniz kardeş." Aya, yıldızlara baktı.Kavak ağacına, mor çiçekli leylaklara baktı. Hafif esen rüzgârla leylak kokusu geldi burnuna. Gökyüzüne baktı. Bir öpücük gönderdi gökyüzüne. Bir selam gönderdi. Sonra o gür sesi yankılandı boşlukta. Gecenin derinliklerinde açıldı, genişledi, dalga dalga yayıldı: "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşaşın Marksizmin-Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının devrimci bağımsızlık mücadelesi! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun emperyal.."
Sayfa 403 - OZAN·Kitabı okudu
Roman
.....Hac, muazzam insanî bir ibadettir. Her yıl, her nesil, her insan; hayattan, toplumsal sistemden ve kendi bağ, bağlılık ve bağımlılığın-dan sıyrılır. Yaşamın, insanın sırtına yüklediği, insanlığı paramparça eden sınıfsal, kavmî, ailevi bütün renk ve nişaneleri; toplumu, çürük, çirkin sınır ve bağların tümünü bir kenara iter. Kefene bürünen renksiz ve şekilsiz eşitlik... Kefene bürünen o görkemli sahneye dâhil olur. Orada her birey, İbrahim'in rolünü oynar. Tarihin bu muhacir ve mücahit şahsiyetinin çok hareketli ve çok heyecan-lı kıssasının rolünü... Öyle bir oyun ki orada herkes baş rolü oynamaktadır, herkes kahramandır. O çok sarsıcı ve devrimci merasimde bütün hareketleri, halleri ve duruşu ile Ibrahim'in, Hacer'in ve Ismail'in o muazzam hatırasını yeniden canlandırır. ....
Alıntı
M.Y...S.A
ABD / CIA planını görmek o kadar zor muydu? Tüm bunlar sır mıydı? Tabii ki değildi.Aslında herkes her şeyin farkındaydı. Sadece politik tavırlar farklı oldu. Aslında, böyle olağanüstü durumlar insan kişiliğini ortaya çıkarır. Kimileri ideoloji-siyaset dese de; gördük ki ahlak, vicdan, adalet duygusu insanın duruşu- nu belirliyor! Kimi devrimci bildiklerimiz kariyer hırsıyla, yalanlara ortaklık yaparken, kimi ülkücü bildiklerimiz hayatı pahasına kumpasa karşı durdu.