Ne acı ki tragedya kahramanı olan Oidipus için hiç de arzu etmeyeceği cinsellik ile anılmak muhtemelen Freud'un onu bu şekilde görünür kılması ile olmuştur. Oysaki öyküsünün başından sonuna ve hatta gözlerini yitirmesine rağmen devam eden kadere direnişi ile değil peşini bırakmayan lanetli kehanet ile ünlenmiştir.
Birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz. Oysa sessizlikte, sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son noktası saklıdır.