M. Bilgin Saydam

M. Bilgin Saydam

0.0/10
0 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
343
Gösterim
Adı:
M. Bilgin Saydam
Unvan:
Yazar
M. Bilgin Saydam, psikiyatr/psikoterapist, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesidir. Çalışma alanını psikomitoloji ve analitik psikoterapiler ile kişilik örgütlenme ve bozuklukları oluşturmaktadır.
... İddia edilebilir ki, ölüm düşüncesi ya da ölüm korkusu, insanın var oluşunu şekillendiren ve onun ölümü aşan düzen ve düzenekler kurmasına benden olan en önemli tahrik mekanizmasıdır
En sağlıklı biyogenetik miras bile, kendini dayatan Öteki'nin, nevrozu, psikozu, sapkınlığıyla her türlü patolojiye itebilen kötücül hoyratlığından kurtulabilmiş değil.
En gelişmiş hayvanlar olarak primatlar dahil tüm canlılar, hatta -genişletebiliriz-, canlı / cansız tüm varlıklar, fizik dengesizlikler ve biyolojik gereksinimlerin zorladığı küçük ve önceden şekillendirilmiş, -doğa tarafından doldurulacak aradalıklarda beklerler, ya da sürüklenirler. Doğa her yerdedir; ama insanda bir boşluk bırakacak, bu boşluğa kendisine karşıt gelen bir ikame ve rakip yerleşecektir
Dünyada olmak ve dünyadalığın farkındalığı, arada olmak ve aradalığın farkındalığı, bir dış referansın eksikliğinde kaybolmuşluğun ürpertisine gömülüdür. Dünyadalığımız aradalığımızdır; fırlatılmışlığın şiddetiyle sarsılırken bizi karşılar / sarar ve tüm bilinmezliğiyle kendi -ontik-şiddetini tatbik eder. İnsan’da bu rahatsızlığa eklenen, ontik aradalık hallerinden anlık / durumsal hamlelerle çıkmaya çalışan tüm diğer canlı (ve hatta cansız varlıklardan farklı olarak, aradalığı -huzursuzluk olarak tanımlayıp ve bitişinın yanılsama olduğunu, hep tekrarlanıyor olacağını farkedip-, nihai olarak çözme arzusudur.
Enerjinin dönüştürülmeden, sıçrayıcı örgütlenmemiş nakli, öznenin, kendisine ne olduğunu anlamadan çaresizce devinmesine neden olur. 'Kaos' dediğimiz şey budur. Şeyler ve olaylar bağlan(tıdırıl)amaz; serseri enerji, karmaşık bir örgütlenme sağlayacak kadar sükunet bulamaz: Yapısal devamlılık oluşmaz ki, üzerinde çalışmaya izin verecek bir temel, sanra'yı önce'yle birlikte tanımlamaya/açıklamaya dayanak sunacak bir referans-karmaşa şekillenemez: Taş üstüne taş konulamaz
Dolaylı/dolaysız ölümsüzlüğü hedefleyen din, sanat, bilim, teknoloji, hepsi temelde 'büyüsel düşünce'nin izleğini sürerler. "Çünkü büyü olan yerde ölüm yoktur"
Yaşamak zor zannat: Madde varsa ve biz maddenin umursamaz şiddetinden sakınamıyorsak biricik varlığımızı, acı ve eksiklik, dolayısıyla reddedilen ve kaçınılan bir gerçeklik hep olacaktır. Var oluş biçimi olarak insanlık için, kaçtığı temel zorlayıcı büyük gerçek, zaten kapsayıcı olan ve terk edilemeyecek gerçekliktir. Maddenin ve doğanın bırakmayan büyük öyküsünü fark etmek ve yine de dışarıya hamle etmek, yani bilinçlenme ve insanlık serüveni, bu ilksel öyküyü red ve ikamet serüveni değil midir? Tüm felsefe, ideoloji ve dinler bu minval üzerine şekillenmiyor mu? Ontolojik karşılığında, dünyaya fırlatılmışlığı sorgulama ve ve var oluşu özgür iradeyle açma eylemindeki canhıraş inadı görmüyor muyuz?
Ancak insan, düzenleyici şiddetinin, kaosu bütünüyle bağlayacak, zaptedecek kadar güçlü ve devamlı olmayabileceğinin de ayırdındadır. Çaresizliğine rağmen, güçsüzlüğün unutmuş/önemsemiyormuş gibi yaparak yaşamı koşturmak, -eğer 'kader' gibi bir kavram kullanabileceksek- insanın alın yazısıdır.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
M. Bilgin Saydam
Unvan:
Yazar
M. Bilgin Saydam, psikiyatr/psikoterapist, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesidir. Çalışma alanını psikomitoloji ve analitik psikoterapiler ile kişilik örgütlenme ve bozuklukları oluşturmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 6 okur okuyacak.