"Devletçilikten söz edildiğinde, bazen sosyalist devletçilikle karıştırılıyor. Bunun da önüne geçilmesi lazım. Kemalizm'in son derece kendine özgü, antikapitalist ve üçüncü dünyacı bir yaklaşım olarak anlaşılmasını sağlamalıyız. En azından biz öyle anlıyoruz. Bunun için önemli bir nedenimiz var. Türkiye Cumhuriyeti varlığını bir sınıf mücadelesine değil, antiemperyalist, milli bir kurtuluş savaşına borçlu. Öyleyse, devletçiliği bu çok özel başarıya dayamalı. Böyle olursa, aynı zamanda öteki mazlum, ezilen, sömürülen uluslara da örnek teşkil edecektir."
"Gazi Hazretleri'nin ne yapmaya çalıştığını anlamıyorlar. Büyük Önderimiz demokrasiyi hedef olarak gösteriyor ama onun da bugüne dair endişeleri var.
...
Cumhuriyet henüz demokrasiye geçmiş değil. Biz geçtiğini söyleyip böbürlenebiliriz belki ama bugün henüz o gün değil."
...
"Aslında, onlar da biliyor demokrasiyle yönetilmediğimizi. Ama, bir inkılap halinde olduğumuzu kabul etmek işlerine gelmiyor."
...
"Demokrasi statiktir. Varılmış bir noktadır. Kural koyma işi bitmiş, onlara uyma zamanına ulaşılmıştır. Halbuki inkılap hareket halindedir. Kuralları koyma gücünü elinde bulunduranlar, inkılabı sürdürmektedirler. İstiyorlar ki davul Gazi ve arkadaşlarının, tokmak herkesin, en çok da kendilerinin elinde olsun. Yağma yok!"
"Ben de biliyorum yeni bir toplum yaratmanın, ülke kurmanın ne kadar zor olduğunu. Eski alışkanlıkların, insanları olduğu kadar toplumları da geriye çektiğinin ben de farkındayım. Ama farkında olduğum başka bir şey daha var ki o da toplumların birer makine olmadığı. Sosyal oluşumlar, dönen aksam ve onları zapturapt altında tutan somun ve cıvatalardan meydana gelmiyor. Biri görevini yerine getirmediğinde söküp, yerine yenisini takamıyorsun. Ya da en azından bunu defalarca tekrarlama lüksüne sahip değilsin. Çünkü, üzerine oynanan makine, kandan ve candan oluşuyor."
"İngiliz dostlarımız bir kez daha çuvalladılar genç Cumhuriyet'in karşısında. Bizimkilerin de İngiliz hükümetinin de anlamadığı acı gerçek, Türklerin, Misakı Milli sınırları içinde Kürt devletine de Ermeni devletine de izin vermeyeceği."
"Nasıl varabiliyorsun bu kadar kesin bir kanaate Walter? Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarının içinde ne çok Ermeni ve Kürt'ün yaşadığının farkında değil misin?"
"Gayet iyi farkındayım. Benim farkında olup sizin ve öteki Batılı hükümetlerin farkında olmadığı nedir biliyor musunuz monşer?"
...
"Kemal Paşa, yeni Türkiye'nin sınırlarını çizerken, nereye kadar kontrol edebileceğini, nereleri kontrol edemeyeceğini en ince ayrıntısına kadar düşündü. Bizim hükümetlerimizin farkında olmadığı ve sanıyorum çok uzun bir süre de olamayacağı tam olarak bu. Tahminim o ki bu aymazlığımız yüzünden pek çok Kürt'ün ve Ermeni'nin canının yanmasına, hayatlarını kaybetmelerine yol açacağız."
12 Mart müdahalesiyle devrimci önderler fiziken yok edilmiş olsalar da, devrimci hareket beklenen büyük çöküşü yaşamadı. Çıkarılan bir aftan yararlanıp birkaç yıl yatıp çıkan devrimciler, dışarıda kalan dağınık örgütsel potansiyeli toparlama uğraşısına koyuldular.