Jus primae noctis (ilk gece hakkı), popüler kültürde —örneğin Braveheart gibi filmlerde— ne kadar vahşi ve gerçek bir feodal yasa gibi sunulsa da, modern tarihçilerin ezici çoğunluğu bunun hiçbir zaman resmi, yaygın bir hukuk kuralı olarak uygulanmadığı konusunda hemfikir. Orta Çağ feodal sisteminde serfler (toprağa bağlı köylüler) evlenmek istediklerinde, toprak sahibinin (senyörün) iznini almak ve bunun için bir tür evlilik vergisi ödemek zorundaydı. Fransa'da buna culagium denirdi. Bu vergi, senyörün mülkiyet ve otorite hakkını hatırlatan mali bir yükümlülüktü. Bazı bölgelerde, vergi ödenemediğinde ya da otoriteyi sembolize etmek adına, senyörün gelinin yatağına bacağını uzatması gibi tamamen sembolik ve ritüelistik törenler yapılırdı. Zamanla bu sembolik ritüel, kelimenin tam anlamıyla bir "cinsel hak" olarak yanlış yorumlandı veya çarpıtıldı. Peki, madem böyle bir yasa yoktu, neden bugün hepimiz bunu gerçek sanıyoruz? Cevap: 18. ve 19. yüzyılın politik ikliminde saklı. Aydınlanma Çağı düşünürleri, kendi dönemlerindeki monarşiyi, feodal kalıntıları ve kilisenin gücünü yıpratmak istiyorlardı. Orta Çağ'ı olabildiğince "barbar, karanlık ve akıl dışı" göstermek için bu tarz şehir efsanelerini mükemmel bir propaganda malzemesi olarak kullandılar. Devrimciler, aristokrasiyi halkın gözünde tamamen canavarlaştırmak için "Bakın, eskiden atalarımıza bunları yapıyorlardı" diyerek bu mitleşmiş iddiaları broşürlerle halka yaydılar. Kağıt üzerinde yazılı bir "ilk gece yasası" olmasa bile, feodalizmin veya toprak ağalığının doğasındaki de facto (fiili) güç asimetrisi, güç sahibine tebaası üzerinde kontrolsüz bir otorite veriyordu. Bir senyörün, derebeyinin veya toprak ağasının kendi bölgesindeki bir kadını istismar etmesi için yazılı bir kanuna ihtiyacı yoktu. Silahlı gücü,