BİR İSMET ÖZEL MUHASEBESİ
Dile kolay, tam 42 yıl olmuş.
Sene 1984, 16 yaşında liseli bir gencim.
Beyoğlu Tepebaşı TÜYAP Fuarında İsmet Özel ile tanışarak Üç Mesele kitabını imzalatmıştım.
Üç yıl sonra 1987-1991 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi’nde Sosyoloji okurken, aynı üniversitede Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Fransızca Okutmanlığı yapan İsmet Ağabey ile Beşiktaş’ta otobüs duraklarında karşılaşırdık.
1990’lı yıllarda Cağaloğlu'nda efsanevî Üretmen Han'daki Çıdam Yayınları bürosunda ve bilahare Eyüp’te İstiklal Marşı Derneği’nde de onu ziyaret ederdim. Bu görüşmelerde ona eleştirel düşüncelerimi söyleyebildim mi? Genel ve özel iki sebeple hayır.
Genel: Türkiye’de değil genel aydınlar, ehl-i sünnet aydınlar arasında bile diyalog ve müzakere yoktur. Olan, ya ahbap-çavuş güzellemeleri, ya sosyal medya çekişmeleridir.
Özel: İsmet Özel’in muhatabını, hele ki oğlu yaşında bir muhatabını dinlemeye mecali yoktu. Yoksa âcizane onun medeniyet tenkidi başta olmak üzere modernlik tenkidini çok daha derine indiren çalışmalar yapmıştım.
İsmet Özel’i üç meziyetiyle hep takdir ettim:
1. Modernliğin, zulüm sisteminin tenkidi: Bu konuda bilhassa Müslüman zihinleri iğfal eden medeniyet romantizmini yıkması, büyük başarıydı.
2. Küfre isyanı: Tanzimat’ın sloganı, “Gâvura gâvur denmeyecek.” idi. Özel, gâvura “seküler” yerine “gâvur” deneceğini bize hatırlattı.
3. Cihad şuuru vermesi: Müslümanlar, 1856’dan, 1923’ten beri azgın azınlık karşısında ezikti, sonradan görmelikle sümsük hale geldi. Necip Fazıl, Kadir Mısıroğlu, İsmet Özel gibi Müslüman öfkeyi temsil eden aydınlar, Müslümanları silkeledi, “Kendinize gelin, kimliğinize dönün, hakkı hâkim kılın.” dedi, şuur ve özgüven verdi.
Bunlar dışında İslâm’ın ve Müslüman’ın tarifine gelince, Özel’in vahim