Nacizane Tavsiye Ettiğim Kitaplar...
rahmetli mustafa necati sepetçioğlu'nun şu kitapları: dünki türkiye serisi'nin 12 kitabı 1- kilit 2- anahtar 3- kapı 4- konak 5- çatı 6- üçler yediler kırklar 7- bu atlı geçide gider 8- geçitteki ülke 9- darağacı 10- ebemkuşağı 11- sabır 12- gece vaktinde gündönümü sabır ağacı serisi: 1- sahibini arayan toprak 2- zaman toprak ve sahibi 3- zaman yürüyüşü 4- zaman bir dar kapıda 5- zaman sarkacı 6- zaman yok 7- zaman dönümü 8- zaman uyanışı yesili hoca ahmed serisi: 1- sesler ve ışıklar 2- hurmalığın ak doğanı 3- aydınlığın mührü
1000Kitap
İmza Günü Duyurusu
Mert Mutlu, 2 Mayıs tarihinde Bahar Rotası kapsamında Beyoğlu'nda gerçekleşecek Mürekkep ve Dijital etkinliğinde okurlarla buluşuyor. Yazarımız, imza etkinliği ve sahne konuşmasıyla Mürekkep ve Dijital programında yer alacak. Beyoğlu İstanbul Kuloğlu, İstiklal Cd. Örs Turistik İş Merkezi Kat: 5, 34433 Beyoğlu/İstanbul
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
2026 istanbul zombi kıyameti / saha rehberi önce şunu kabul ederek başlayalım: bu bir “zombi hikayesi” değil, mega şehir çöküş simülasyonu. tetikleyici ne olursa olsun (salgın, panik, sistem arızası), istanbul gibi 15+ milyonluk bir şehirde kırılma noktaları aynı çalışır. burada amaç “kahraman olmak” değil, ilk 72 saati atlatıp sürdürülebilir düzen kurmak. ## sıfır noktası: ilk 24 saat - başlangıç: yüksek yoğunluklu alanlar (taksim, kadıköy, bağcılar). ilk 6 saat kimse anlamaz; haberler “bıçaklı saldırı” diye geçer. - 6–12 saat: sosyal medya dolmaya başlar ama bilgi kirli. en kritik beceri: doğruyu ayıklamak. - 12. saat: köprüler fiilen kilit. e5/tem park yerine döner. herkes aynı anda kaçmaya çalışır. - 24. saat: şehir ikiye bölünür (avrupa/anadolu). geçişler kesilir, yakıt ve nakit kıymete biner. ilk ders: panik, virüsten hızlı yayılır. ## ulaşım ve coğrafya: istanbul’un kırılganlığı - boğaz geçişleri darboğazdır. köprüler/marmaray tıkanınca şehir içi hareket biter. - kara yolu ilk gün çöker. benzin 1–2 gün içinde kritikleşir. - deniz hattı tek esnek hat olarak kalır: küçük tekne/kayık/yelkenli = hareket + ikmal. özet: kara kapalıyken deniz açık kalır. bunu okuyan avantajlıdır. --- ###semt bazlı gerçekçilik - dezavantajlı: taksim, beyoğlu, fatih, bağcılar, esenyurt dar sokak + yüksek yoğunluk = kaçış ve savunma zor. - görece avantajlı: beykoz, şile, çekmeköy, büyükçekmece kıyıları düşük yoğunluk + su/yeşil alan yakınlığı.
Hürriyet gazetesi yazarı tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı , yayımlanan son yazısında, Sincan’daki Uygurlara yönelik büyük baskıyı gündeme taşıdı. İlber Ortaylı, kamplarda geniş kitlelerin toplanarak işkence ve beyin yıkama metotları uygulandığını ifade etti. Tüm dünyanın gözünü kapatarak görmez geldiği Uygular, Doğu Türkistan, Çin Zülmü’ne değinen İlber ORtaylı örnek bir davranış sergiledi. * Prof. Dr. İlber Ortaylı, bugünkü ‘Kamplar… İşkence korkunç’ başlıklı yazısında, Çin’in, Sincan’daki Uygurlara yönelik beyin yıkama metotlarını yazdı. * Çin’in, yeni bulunan gaz ve maden kaynaklarının dolu olduğu Sincan eyalatindeki baskıya işaret eden Ortaylı, ‘Bölgeye herkes giremiyor. Ancak BBC gibi çok kuvvetli yayın organlarının getirdiği bilgiler ve belgeseller korkunç. Geniş kitleler kamplara toplanıyor, işkence ve beyin yıkama metotları uygulanıyor.’ ifadelerini kullandı. * Çin’in açıklamalarının alay edercesine ve üstü örtülü olduğunu söyleyen Ortaylı, bölgelerdeki nüfus bilgilerinin de doğru olmadığını söyledi. Çok yakında bir imha hareketinde haritanın nasıl değişeceğinin belirsiz olduğunu yazan Ortaylı, şu ifadeleri kullandı: * “Bazı nüfus gruplarının akıbeti meçhul. Bunların izlenmesinin ne faşist politikalara ne de emperyalist eğilimlere delil olmayacağı açık. Bu takip 21. yüzyılda insanlığın ve uluslararası demokratik normların işleyebilmesi için gereklidir. * Çin’le barış ve kültür yılına giriyoruz. Bu gibi politikaların uygulandığı ve etnik bir grubun açıkça tahrip edilmesinin hedeflendiği bir ülkeyle hangi kültürel ilişki ve barış yılını birlikte kutlayacağız doğrusu çok merak edilir. Dünyada barış yılının kutlanması savaş yapanlar arasında görülür. Kültürel bağların yoğunlaştırıldığı yıllar ise ancak bunun layık olduğu ülkelerle yapılır.” * Kamplar… İşkence korkunç * Çin
Uygur Türkleri
BİR İSMET ÖZEL MUHASEBESİ Dile kolay, tam 42 yıl olmuş. Sene 1984, 16 yaşında liseli bir gencim. Beyoğlu Tepebaşı TÜYAP Fuarında İsmet Özel ile tanışarak Üç Mesele kitabını imzalatmıştım. Üç yıl sonra 1987-1991 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi’nde Sosyoloji okurken, aynı üniversitede Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Fransızca Okutmanlığı yapan İsmet Ağabey ile Beşiktaş’ta otobüs duraklarında karşılaşırdık. 1990’lı yıllarda Cağaloğlu'nda efsanevî Üretmen Han'daki Çıdam Yayınları bürosunda ve bilahare Eyüp’te İstiklal Marşı Derneği’nde de onu ziyaret ederdim. Bu görüşmelerde ona eleştirel düşüncelerimi söyleyebildim mi? Genel ve özel iki sebeple hayır. Genel: Türkiye’de değil genel aydınlar, ehl-i sünnet aydınlar arasında bile diyalog ve müzakere yoktur. Olan, ya ahbap-çavuş güzellemeleri, ya sosyal medya çekişmeleridir. Özel: İsmet Özel’in muhatabını, hele ki oğlu yaşında bir muhatabını dinlemeye mecali yoktu. Yoksa âcizane onun medeniyet tenkidi başta olmak üzere modernlik tenkidini çok daha derine indiren çalışmalar yapmıştım. İsmet Özel’i üç meziyetiyle hep takdir ettim: 1. Modernliğin, zulüm sisteminin tenkidi: Bu konuda bilhassa Müslüman zihinleri iğfal eden medeniyet romantizmini yıkması, büyük başarıydı. 2. Küfre isyanı: Tanzimat’ın sloganı, “Gâvura gâvur denmeyecek.” idi. Özel, gâvura “seküler” yerine “gâvur” deneceğini bize hatırlattı. 3. Cihad şuuru vermesi: Müslümanlar, 1856’dan, 1923’ten beri azgın azınlık karşısında ezikti, sonradan görmelikle sümsük hale geldi. Necip Fazıl, Kadir Mısıroğlu, İsmet Özel gibi Müslüman öfkeyi temsil eden aydınlar, Müslümanları silkeledi, “Kendinize gelin, kimliğinize dönün, hakkı hâkim kılın.” dedi, şuur ve özgüven verdi. Bunlar dışında İslâm’ın ve Müslüman’ın tarifine gelince, Özel’in vahim
1000Kitap
Türk Edebiyatı ve Feminizm
33 2.1.2. Türk Edebiyatında Feminizm Bir edebiyat eserinde kadının işlenişi, ele alınışı, yansıtılışı o toplumun kadına yönelik yaklaşımını da ortaya koyar. Kadının toplumdaki yeri, ülkeden ülkeye farklılık gösterir. “Dünyadaki sosyo-ekonomik gelişmeler her ülkede aynı süreçte cereyan etmediğinden doğal olarak her ülkede farklı sonuçlar doğurmuştur. Bu bakımdan Amerika, İngiltere, Fransa ya da Almanya’daki feminist süreç ile Türkiye ve öteki üçüncü dünya ülkelerinde bu hareketin gelişimi, kazanımları ve sonuçları aynı olmamıştır” (Kolcu, 2008, s. 404). “Tanzimat’tan bu yana yaşanan Batılılaşma sürecindeki değişimlerin kadın üzerinden tespiti mümkündür. Kadınlar cemiyet hayatındaki varoluşları, aile içindeki konumları, hatta giyim kuşamlarıyla başka bir medeniyet dairesini imlerler” (Durmuş, 2019, s. 17). Cariyelik ve görücü usulü evlilik yüzünden ezilen kadınların durumu Tanzimat Dönemi’nden başlamak üzere uzun bir dönem Türk edebiyatında eleştiri konusu olmuştur. Tanzimat Dönemi romanlarında soylu ailelerin kızları evlerinde özel dersler almaktadır. “Ahmet Mithat Efendi de, yaşamını kendi başına sürdürebilecek güçte kadın tiplerini canlandırıyordu” (Kırkpınar, 2001, s. 319). Örneğin, Felatun Bey ile Rakım Efendi romanının cariye karakteri Canan, Jozefino isimli Fransız bir kadından ders almaktadır. Ahmet Mithat Efendi Müşahedat adlı romanında Avrupa kadını ile Türk kadınını karşılaştırmak suretiyle eserini kadın karakterler üzerinden yapılandırmıştır. Dönemin sosyal yapısı dikkate alındığında kadının eğitimli olması noktasında ilerici bir tavır alındığı görülmektedir. Namık Kemal, kadınların eğitimli olmaları gerektiğini savunmuş, eserlerinde cariye konumunda olan kadınların eğitim vasıtasıyla ilerlemesinin önemine dikkat