Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Diğer ikisini (İmamın Manken Kızı ve Bize Nasıl Kıydınız) ilkokuldayken okumuştum. Bunu da o zaman okumak istememe rağmen ablam engeline takılmıştım, yaşıma uygun olmadığı gerekçesiyle. Ablamın fazla korumacı tavrına denk gelmişim yine... Okuduğum diğer kitapları o yaşlar için uygundu, ilkokul seviyesinde bir kişi için yani. Bu da ortaokul, hadi en fazla lise öğrencisi için uygundur diyelim. Geç kalmışım, hayli...
İncelemeye geçmeden önce, kitabın yazarı hanımefendiye sadece aynı düşüncelere sahip olmadıkları için yapılan hakaretlerden duyduğum rahatsızlığı da dile getirmek istiyorum. Kitabın küçük yaşlara hitap ettiği bir gerçek, buna ben de katılıyorum fakat kitapla ilerleyen yaşlarda tanışıp, daha önce karşılaşmaları gerektiğini düşünmek yerine yazarına hakaret etmeyi tercih edenlerin saygısızlıklarına da bir şey söylemeden geçmek istemedim. Hayır, kitabı beğenmemiş de olabilirler, kitap gerçekten iğrenç de olabilir, bunların hiçbiri kimseye, bi' ideoloji sahibi bir hanımefendiye hakaret etme hakkını vermez. Unutmamak gerekir ki, bizden farklı düşünenlere saygı duymayı başarabildiğimiz zaman gerçek manada kazanacağız.
Pek sevgili Emine hanım zaten ön söz bölümünde, Türkî devletlerde zulüm gören kardeşlerimize karşı vazifesini yerine getirememiş olmanın bir sonucu olarak bu kitabı kaleme aldığınu belirtiyor. Tepkisini bu şekilde meydana koyabilmiş, ne mutlu ona! O vazifesini yerine getirmiş, darısı başımıza inşallah.
Kitapta anlatıcı kişi olan Kaan'ın ağzından başta kendi ailesi olmak üzere yıkılan aileler, bozulan düzenler anlatılıyor. Okumak için evlerinden ayrılan küçük yaştaki "bilinçsiz" Türk ve Müslüman çocukların beyninin yıkanması, kendi ırk ve din kardeşlerinden nefret etmelerine sebep olacak kadar yanlı eğitim verilmesi