seher

Spoiler içerir.
8/10
·240 syf.··
2023 18. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2023 10:00
kitap inanılmaz derecede ağır ilerledi. durum hikayesi olmasının yanı sıra sevgili virginia hanımın cümleleri erkolara taş çıkaracak şekilde uzatmasının da etkisi var. bazen cümlenin sonuna geldiğimde başta neyden bahsedildiğini unutmuş oluyordum, birkaç kez baştan sona okumam gerekiyordu anlamak için. gel de iki günde bitir böyle bir kitabı,,, neys sinirlenmicem. bunca olumsuz eleştirinin hemen ardından kitabın genelinin beni içine çektiğini söyleyerek iç dünyamda ne tür çelişkilerle boğuştuğumu sizlere sunmak istiyorum. genelde bu şekilde bir yaşam sürüyorum. bir şeyden nefret edecek tonlarca özellik bulduğum zamanlarda bile o şeyi sevebiliyorum. ya da bazen büyüsüne kapılıyorum da denebilir. bu kitapta tam olarak bu 'büyüsüne kapılma' durumu gerçekleşti. evet yorucuydu, evet kısmen anlaşılmaz bir kitaptı, ama okumaya başladığımda bırakmak istemiyordum. durum hikayesi olması, koca kitapta üç günün anlatılıyor olması bile az sonra ne olacağını merak etmemin önüne geçemedi. buna rağmen bu kadar uzun sürede okumuş olmamı neyle açıklayacağımı bilemiyorum. hayatımın biraz yoğun olmasının da bu durumda göz ardı edilemeyecek kadar etkili olduğunu zannediyorum. kitap üç bölümden oluşuyor. bölümlerin birbiriyle ilişkisi açısından H harfine benzetildiğini okudum kitabın arkasında. kitabı okuyunca bu ilişkiyi net bir şekilde görmek de beni büyüleyen etmenler arasındaydı. ilk bölüm H harfinin ilk çizgisi, son bölüm ilk çizgiye paralel olan diğer çizgi ve ortadaki bölüm bu iki çizgiyi birbirine bağlayan orta çizgiyi temsil ediyor. ilk bölümde tanıtılan bir ailemiz var. ramsayler. bay ve bayan ramsay, ve çocukları, aile dostları. yaşamları dışarıdan bir bakış açısıyla değil, daha çok iç dünyalarından dışarıya açılan pencerelerle anlatılıyor. ilk bölümde yalnızca bir gün
İnceleme
Deniz FeneriVirginia Woolf · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 20177,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Spoiler içerir.
10/10
·128 syf.··
2023 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2023 17:17
tarık tufan'ın beni farklı özlemlere sürükleyen bir anlatım tarzı var. daha önceki okuduğum kitaplarında da hep aynı şeyleri hissetmiştim. çok duygusal olduğumda tarık tufan okumayı erteliyorum bu yüzden. bu kitaba başlamam da maalesef aynı sebepten gecikti. ertelememe rağmen zamanlamayı yine tutturamadım ya da tarık tufan etkisiyle bu kadar hüzünlüyüm. okuduğum tüm kitaplarındaki karakterleri birbirine o kadar benziyor ki. anlatıcı hep melankolik, küçükken zorluklar yaşamış, sevmediği bir işi var, istanbul'un eski semtlerinden birinde tek başına yaşadığı dağınık, basık bir apartman dairesi var, bir de uzakta bir sevgilisi. buradaki uzaklık kilometrelerle ölçülebilen türden değil. bir kitabında mesela kadın ölmüştü, onun arkasından anlatıyordu tüm kitap boyu. kitabın sonunda öğrenmiştim öldüğünü. çok üzülmüştüm. kitabı okurken hep bir yerlerden çıkacakmış, sonunda ille de kavuşacaklarmış gibi hissetmiştim. adam gerçekten güzel seviyor gibi görünüyordu çünkü. buradaysa yanıbaşında olan sevdiği kadına zarar vermemek için kendini ondan uzak tutmaya çalışıyor. yine güzel seviyor olabilir ama kadının kendisinden uzakta mutlu olabileceğini düşünmesi, onun adına karar vermesi, kadın da kendisini sevmesine ve ikisi de bunu adları gibi bilmesine rağmen kadının başka bir adamla evlenmesine göz yumması gibi olayları büyük konuşmaktan korktuğum için yorumlamadan geçmek istiyorum. bencil herif. karakterlerin hepsinin bu kadar aynı olmasına rağmen her bir kitabının ağızda bambaşka bir tat bırakmasını nasıl açıklayabileceğimi bilemiyorum. tarık bey bu haliyle beni kendisine gerçek manada hayran bırakıyor desem abartmış olmam. melankoliyi galiba seviyorum. ya da sevmiyor olmama rağmen sürekli birlikte olduğumuzdan, en azından bir aşinalık olduğu için sevdiğimi zannediyor da
1000Kitap
Ve Sen Kuş Olur GidersinTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 202011,6bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2023 14. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2023 16:24
bu kitaba bi inceleme yazmak hiç aklımda yoktu açıkçası. zaten bu kitabın fabl olduğunu zannederek okumaya başlamıştım. o yüzden yüz yıldır bitiremedim. başlamayı çok istediğim bir kitap için ön şart olarak bu kitabı bitirmeyi kararlaştırdım ve ancak o şekilde bitirmeyi başardım... ama keşke okumasaydım. bazı denemelerini okurken gerildim ve karşımda o saçma düşüncelerini savunacak ve ateşle tartışacağım biri olmadığı için tatmin olamadım. bu incelemeyi yazma sebebim de muhtemelen bu. sinirimi evdekilere anlatarak atamadım bi de size anlatıcam... ahmet haşim beyefendinin muhtemelen adının bıraktığı tesirle haşmetli biri olduğunu düşünürdüm. aklıselim, ne bileyim efendi, ağırbaşlı falan. böyle olmadığını gösteren bir yazısını okuduğumu iddia edemem ama artık asla saygı duyamayacağım isimler listesinde ilk sıralarda yer aldığını maalesef belirtebilirim. bu eser ahmet haşim beyefendinin çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış deneme yazılarından oluşuyor. gündem olaylarına dair düşüncelerini içeriyor yani çoğunlukla. herkesin düşüncelerini bilmemek gerekiyormuş gerçekten ya. bazı şahısların edebi eserlerini okuyup geçmek gerekiyormuş. neyyyse. ya zaten çoğu denemesi o zamanın olaylarına ne bileyim o zamanlar popüler olan sorunlara değinen yazılardı. bu yüzden hiiiç ilgimi çekmedi bi kere başlamış bulunduğum için okudum. bunlar dışında birkaç tane genel sorunlara değinen yazıları da vardı. eser tanıtımını bu kadarla yapabilirim. bu sorun ve tartışmalardan iki tanesine yazdığı düşünceleri bu kadar ateşli karşı çıkmamı 'gerektiren' düşüncelerdi. konunun biri kadınların örtüsü konusu. çok ilgilendiriyormuş gibi bu konuda bi yazı yazma gereği duymuş beyefendi. bu beyefendinin bu konudaki fikrini gerçekten merak edip okuyan vardıysa onlara da yazıklar olsun. başka
1000Kitap
Gurebahane-i LaklakanAhmet Haşim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,028 okunma
9/10
·248 syf.··
2022 34. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2022 10:34
uzun zamandır inceleme yazmadığımı fark ettim. biraz da gevezeliğim üstümdeyken bunu değerlendireyim. bismillah. özgür bey üniversiteden bi hocamın arkadaşıymış. hocamız şiddetle okumamızı isteyince başlamak durumunda kaldım (şiddet:finalde sorumluyuz), zorunluluk halinin getirdiği bi isteksizlikle başlamama rağmen daha ilk sayfalarda ezber bozan sorularla dikkatimi çekti. bi süre sonra fark ettim ki yemek yerken bir an önce tekrar okumaya dönmek istiyorum, telefondan uzak duruyorum kitabı okumak için, tüm işlerimi ona göre düzenliyorum falan. bayağı döndürdü beni ekseninde anlayacağınız. 13 günde bitirmiş olmamın tek sebebi bir günde on beş farklı iş/ders/kursa yetişmek zorunda olmam. hayatı yoğun tutma olayını abarttığımı ben de fark ettim geçen gün. ayaklarımı hissetmez olunca. sağlık olsun o da geçti. her şey geçiyor. bakın zaman ne güzel geçti ve bu mükemmel kitabı oradan oraya koştururken gerek otobüste gerek iki ders arası kantinde bazen de uyumadan önce okuya okuya bitirdim. elhamd... gelelim kitabın içeriğine. ezber bozan demiştim yukarıda. tam olarak öyle. kitabın kapağını kaldırmadan bile bozuyor ezberleri: "beni ödülle cezalandırma". ödül?? ceza?? çok saçma bir cümle gibi gözüküyor değil mi? birbirine zıt iki kavram gibi. bunun aslında böyle olmadığını anlatıyor özgür hocamız. çocuğumuza/öğrencimize/şirketimizde çalışanlarımıza ödül verdiğimizde aslında hem ona hem kendimize kötülük ettiğimizden bahsediyor. ceza veriyoruz bir nevi. bu durumu dünya çapında yapılmış birbirinden farklı birçok araştırmayla kanıtlıyor. o araştırmaları okuduktan sonra kafanızda bi ampulün yandığını fark edeceğinizin garantisini verebilirim. okuduklarınızı hayatınızla özdeşleştiriyorsunuz ve sıfır mübalağa şok oluyorsunuz. kitap iki kısımdan oluşuyor. ilk kısım ezber bozan
Beni Ödülle CezalandırmaÖzgür Bolat · Doğan Kitap · 20248,2bin okunma
Spoiler içerir.
10/10
·212 syf.··
2021 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2021 18:57
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Diğer ikisini (İmamın Manken Kızı ve Bize Nasıl Kıydınız) ilkokuldayken okumuştum. Bunu da o zaman okumak istememe rağmen ablam engeline takılmıştım, yaşıma uygun olmadığı gerekçesiyle. Ablamın fazla korumacı tavrına denk gelmişim yine... Okuduğum diğer kitapları o yaşlar için uygundu, ilkokul seviyesinde bir kişi için yani. Bu da ortaokul, hadi en fazla lise öğrencisi için uygundur diyelim. Geç kalmışım, hayli... İncelemeye geçmeden önce, kitabın yazarı hanımefendiye sadece aynı düşüncelere sahip olmadıkları için yapılan hakaretlerden duyduğum rahatsızlığı da dile getirmek istiyorum. Kitabın küçük yaşlara hitap ettiği bir gerçek, buna ben de katılıyorum fakat kitapla ilerleyen yaşlarda tanışıp, daha önce karşılaşmaları gerektiğini düşünmek yerine yazarına hakaret etmeyi tercih edenlerin saygısızlıklarına da bir şey söylemeden geçmek istemedim. Hayır, kitabı beğenmemiş de olabilirler, kitap gerçekten iğrenç de olabilir, bunların hiçbiri kimseye, bi' ideoloji sahibi bir hanımefendiye hakaret etme hakkını vermez. Unutmamak gerekir ki, bizden farklı düşünenlere saygı duymayı başarabildiğimiz zaman gerçek manada kazanacağız. Pek sevgili Emine hanım zaten ön söz bölümünde, Türkî devletlerde zulüm gören kardeşlerimize karşı vazifesini yerine getirememiş olmanın bir sonucu olarak bu kitabı kaleme aldığınu belirtiyor. Tepkisini bu şekilde meydana koyabilmiş, ne mutlu ona! O vazifesini yerine getirmiş, darısı başımıza inşallah. Kitapta anlatıcı kişi olan Kaan'ın ağzından başta kendi ailesi olmak üzere yıkılan aileler, bozulan düzenler anlatılıyor. Okumak için evlerinden ayrılan küçük yaştaki "bilinçsiz" Türk ve Müslüman çocukların beyninin yıkanması, kendi ırk ve din kardeşlerinden nefret etmelerine sebep olacak kadar yanlı eğitim verilmesi
Çin İşkencesiEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 20076,1bin okunma