müşfik: sen nasıl hayaller kurardın aşık olmakla ilgili?
mücver: telaş içinde koşan paltolu bir adam düşlemiştim. yanımdan fişek gibi geçecekti ve bir anlığına göz göze gelecektik. sonra kaybolacaktı ortadan. yere düşmüş bir not defteri bulacaktım. içinde karmaşık haritalar, matematik hesaplamaları, can alıcı cümleler, gazete kupürleri ve yuvarlak içine alınmış anlayamadığım bir kelime yazacaktı. sonra o adamın peşine düşüp onu bir at çiftliğinde ata sarılmış uyurken bulacaktım. bana başından geçenleri anlatacaktı ve aşık olacaktım. sonra onunla maceralara atılacaktık. beni sıradan hayatımdan kurtaracaktı.
bana bakma sen
canına kıyan bir şehir gibi odama çekildim
resminin bakmadığım yerlerinden bana ateş ediyorlar
yaşadıkça bunaltan, yaşadıkça fışkıran bir budanmadır bizimki
bazı kelimeler vardır. vardır ve harfleri içimizi ısıtır. içimizi ısıtır çünkü incelikle örülmüşlerdir. bizim için. üzerimize yakışsın diye. el işi hırkalar gibi, hamarat annelerin ördüğü. uzun, soğuk, belki de yalnız kışlar için. uzak bir taşra kasabasında kar yağarken giyilmek üzere. bazı kelimeler vardır. iyi ki vardır. yoksa nasıl dokunur insan bir ötekine bazı kelimeler olmazsa. şefkatle, dostça, incitmeden. nasıl?