kendimi severek başladım seni sevmeye. kendine kırgın, kendine kızgın olanın kalbinde sevgi yeşermezmiş çünkü, ilkin bunu öğrendim. bir güzel derleyip topladım içimi, her şeyi yerine özenle yerleştirdim. okudum, merak ettim, araştırdım, öğrendim, aynada kendime gülümsedim.
kainatı sevdim sonra. kuşları, çiçekleri, portakal ve zeytin ağaçlarını, bir şarkıya eşlik ediyormuş gibi esen rüzgârı, nisan yağmurlarını. güneşin doğuşunu ayrı, batışını ayrı sevdim. baktığım her şeyde bir güzellik gördüm, sevgiye dönüştü bakışım. baştan aşağı kalp kesildim.
Sayfa 26 - âşık olunca aynen bu şahıs oluyorum, baştan aşağı kalp kesiliyorum*·Kitabı okudu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
bir yol vardı umuda, bahara, yarınlara doğru... ben, o yolu karşımdan sen geliyormuşsun gibi gülümseyerek yürüdüm. sevmek bir sorumluluktu. öğrendiğim kalıplarla değil, seni, en güzel halinde sevebilmek istedim.
birlikte ama iç içe değil,
çok ama aşırı değil,
kana kana ama kanamadan, kanatmadan,
göre göre göremez olmadan...
cam güzelim, yeryüzünde ilk senin kalbin metruk bir binayı andırır gibi sahipsiz ve kimsesizleşti. koca bir dalga gibi dünyaya yayılan hüzün, ilk senin göğsüne yerleşti.
hayattaysak, bir ömrümüz ve bu ömrün bir de kalbi varsa eğer elbet bir taş değecek. taşın bıraktığı izlerin etrafını çevirmek, üzerini örtebilmek mühim olan. bu ne ile mümkün? sabrın, aşkın, umudun ve duanın o eşsiz gölgelerine ihtiyacımız var şüphesiz.
içimizden göçenler, besleyip büyüyeceğimiz, gözümüz gibi bakacağımız özlemi bırakıp öyle gidiyorlar. biz de el ele verip bıraktıkları duygulara ev sahipliği yapıyoruz. özlemle birlikte acı da her geçen gün artınca, bir gram dinmek bilmeyince, durumumuzun batan gemiden kaçanlardan farkı olmuyor. debelenip durduğumuz dünya her tarafından su alıyor, hangi kaçıştan medet umsak acıyla burun buruna geliyoruz.