Defnetiğin Mısraların Şairi

Defnetiğin Mısraların Şairi
@dfnmsr
Berzah Aleminde
12 Haziran 1984
5 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Yine Sen Gel ..., Kıyıma!!!
Ne zaman arzu edersen gelebilirsin kıyıma. Bu limanın kapısı sadece sana aralık. Yanlız sen gel de , Razıyım yüreğimdeki Kıyıma.
1000Kitap
Meçhul Kefaretin!!!
Zaman! Seni ne kadar sevdiğimi anladığında; tek dileğin, hâlâ yaşıyor mu olduğumu bilmek istemek olacak...
1000Kitap
Kendimi değil, Sizi seçtim...
Oysa o Gece, ne büyük bencilliklerin kıyısından döndüğümü hiç bilmediniz. O gece, sizden gizlediğim tarifsiz acılarla, lime lime olmuş bedenimi saatlerce soğuk suyun altında gözyaşlarımla yıkamak yetmeyince uyuşturmaya, o kapıdan içeri ölümün süzülüp girdiğini bilmediniz. Bana, "Şaşırma, beni sen çağırdın!" dediğini... "Şimdi benim olursan, yaraların iyileşir; diner acıların; ancak bunun için bir şartım var; aşkını, bu odada, bu bedende bırakıp öyle gelmelisin benimle; ölürken yalnız kendini sevmelisin; seçimini yap!" dediğini... Asla çözemediğim kurallarıyla, beni hep dışına sürükleyen hayata yeniden tutunmaya çalıştığım tek yerin, size duyduğum bu derin aşk olduğunu bilmediniz hiç... Kendimi değil, sizi seçtiğimi bilmediniz... Sonra, ıslak, çırılçıplak bedenimi alıp çıktım oradan... Hayata girdim... Usulca sokuldum yanınıza, sizden bana sarılmanızı istedim. Ölüm, o ısrarcı soğukluğuyla hemen arkamda duruyordu. Korkuyordum... Çok korkuyordum... Size, "N'olur, sıkı tut ellerimi; beni o soğuk rüzgârın kollarına bırakma, sakın!" diye susarken, gözyaşlarım içime sızlıyordu. Bana, "Git!" dediniz...
Sevgimin İnadı hiç kırılmayacak...
Fırtınalarınla sürüklendi aşkımız. Korkularının, yaralı geçmişinin, savruk benliğinin dalgalarında, beni kaybedip kaybedip yeniden buldun. Seni hep uzaklara çağıran o yalnızlık rüzgârının alabora ettiği parçalanmış düşlerimi, ben sessizce yeniden topladım sensizlik sürgünlerimde. Kanayan sevdamı, vurgunu olduğum yüzündeki o kutsal ışıkla sardım. Sığındığım bu huzurun bedelini, hayatımla ödedim hep. Bilmediğim yollardan geçtim, kanatarak kendimi. Ve şimdi sorular cevaplarını buldu. Sükûnetin ve güvenin o bilge dinginliğinde süzülüyor artık aşkım. Artık biliyorsun ki sevgimin inadı hiç kırılmayacak... Uyurken yüzümde gördüğün, o bu dünyaya ait olmayan iyilik ve o "yasadışı gülümseyiş" bir kez olsun solmayacak... Benim sonsuzluk meleğim, affet ama bedeli ebedi sensizlik olsa da sana hayattan daha kötü davranmayacağım!..
GİTTİN...
Gittin.... Seni sevmek, bensiz akıp giden hayatına bir yabancı gibi uzaktan bakmak oldu çoktandır. O çocuk ellerinin bir başkasının saçlarında gezindiğini, aniden özlemle sarılıp bir başka yüzü öpücüklere boğduğunu, sabahları uykunda bir başka , gitme, diye sayıkladığını düşünmek oldu seni sevmek. Geceleri, kokuna hasret yatağımda ter içinde uyanmak, kendimin bile affedemediği bir bencillikle, kalbindeki tek aşkın benimki olması için gözyaşları içinde Tanrı'ya yalvarmak oldu. Seni, yasak bir aşk gibi gözlerden uzakta, rutubetli duvarlar arasında yaşamak oldu, sevmek. Beni hayatından dışladığın için öfke nöbetlerine kapılıp bana bile yabancı gelen, hiç tanımadığım bir sesle sana bağırmak, haykırmak, ağlamak, sonra pişmanlıkla affedip tutkuyla sana tekrar sarılmak oldu...