Zaman bize bütünüyle olağan, kendiliğinden aşikâr olarak görünür, doğal olarak onun açık biçimde bilincinde değilizdir, fakat sadece onda vuku bulan ve tamamıyla tecrübî olarak bilinen değişimlerin akışına dikkat kesiliriz. Bu yüzden nazarımızı zamanın kendisinin üzerine çevirip gayet şuurlu bir edayla sorarsak felsefi aydınlanmaya doğru önemli bir adım atmış oluruz.
Seninle öyle bir sözleşme yapacağım ki, hep benim iyiliğime ve senin zararına olacak; keyfim istediği sürece ben uyacağım, yine keyfim istediği sürece sen uyacaksın ona.