''Erich Fromm, insanın kendisini sahip olduğu şeylerle
tanımladığını söyler. Bir eşe, çocuklara sahip olmak, diplomaya
sahip olmak, işe sahip olmak, bir insana kim olduğu sorusu
sorulduğunda kişinin kendisini tanıtmak için anlattığı şeylerdir;
halbuki, Fromm'un da vurguladığı gibi, bunlar kim olduğumuza
değil, neye sahip olduğumuza dairdir ve gerçekte bizi tanımlamaz.
Gerçek anlamda sahip olduğumuz tek şey, kendimizdir. Hayatta
hiç kimse yoktur ki onunla kurduğumuz ilişki kendimizle kurduğumuz ilişkiden değerli olabilsin. Kendi yalnızlığını sağlıklı
şekilde kuramayan kimsenin, bir başkasıyla sağlıklı bir ilişki
kuramayacağı gerçeği de aynı sebepten. Yalnızlığımız değerlidir; bir başkasını da hayatımıza, yalnızlığımızdan değerli olduğu ölçüde ve hak ettiği sınırlar dahilinde alabiliriz. Kendimizi değerli
görmediğimiz sürece bir başkasıyla ilişkimiz de sağlıklı koşullar
altında ilerleyemez. Muhatabımız kendisini değerli görmediğinde de bu bize ciddi bir sorun olarak yansıyacaktır; kendisiyle barışık
olmayan kişiyi, ne yaparsanız yapın memnun edemezsiniz.
Kendimize hep hatırlatmamız, çocuğumuza öğretmemiz gereken şey şu: Dünyada, öldüğünde yahut bir şekilde kaybettiğimizde
varlığımızı idame ettiremeyeceğimiz kimse yoktur; kendimiz hariç.
Kendimiz dışında kimseye ihtiyacımız gerçek bir ihtiyaç değil.
Herhangi biriyle ilişkimizi kendimizden, kendi iyiliğimizden değerli tutmak, oldukça sağlıksız bir tutum. Önce ve önce kendimiz iyi olmalı, kendimiz bize zarar veren kişi ve davranışlardan kendimizi korumanın yollarını bulmalı, geliştirmeliyiz. Bu bazılarına ilk bakışta bencillik gibi görünse de, kendimizi öncelemediğimiz, kendimiz iyi ve mutlu olmadığımız sürece bir başkasına faydalı olabilmemiz zaten söz konusu değil.''