9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Josh Malerman / Evdeki Tuhaf Olaylar Merhaba sevgili dostlarım. Konusuna bayıldım bir kitapla geldim sizlere. Her ne kadar korku ve gerilimle ilerlese de ben yer yer gülme krizlerine girdim. Çünkü acının ve çaresizliğin getirdiği mizahı çok başarılı buluyorum. Gelelim kitabın konusuna… Sekiz yaşındaki Bela’nın tüm dünyası annesi babası ve anneannesiden oluşuyordu. Küçük çocuk tüm hayatını babasıyla birlikte ya da odasında bir yaratıkla geçiriyordu! Evet doğru anladınız bir yaratık! Öbür Anneyle… Küçük kızın dolabından çıkarak şekilden şekile giriyor, büyüyüp küçülüyor ve iğrenç kokuyordu. İstediği tek şey ise Bela’nın kalbine girebilmek. Reenkarne olabilmek. Küçük kızdan cevap alamayan Öbür Anne gittikçe huzursuzlaşıp sınırlarını aşmaya başlamıştır. Artık bu yaratığı gören tek kişi küçük çocuk Bela değildir. Aileye ve Bela’nın tüm çevresine musallat olmuştur. Küçük çocuğun annesi bir gün onu gördüğünde aklını kaçırır ve kocasıyla birlikte çocuğu aldığı gibi evden kaçarlar. Evden kaçmaları hiçbir işe yaramaz çünkü bu yaratık küçük çocuğun peşindedir. Onun masumiyetinin peşindedir… Ailenin başına gelen bu talihsiz olaydan sonra çevrelerinde kimse kalmamıştır. Sığındıkları tüm evleri zindana çevirip kovuluyorlardı. Arkadaşları, akrabaları, tanıdıkları, komşuları, polisler ve rahipler kimse onlara çare olamamıştır. Çaresizlik onlara öyle bir boyuta getirmiştir ki anne ve baba eline bıçak alarak yaratığı bıçaklamaya çalışmışlardır. Eve takılan kameralar, eğitilmiş köpekler çare olmamıştır. Artık onun da yüzleşip def etmeleri gerekiyordur. Fakat bunu nasıl yapacaklarını, onu nasıl vazgeçeceğini bir türlü bulamazlar. İyi,kötü verilen tüm önerileri değerlendiren çaresiz aile artık çatırdamaya başlamış ve itiraflar da gelmeye başlamıştır. Bu varlığın küçük çocuğa musallat
Evdeki Tuhaf OlaylarJosh Malerman · Olimpos Yayınları · 202686 okunma
Yaralı Şövalye
6/10
·416 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:22
Herkese Merhaba, İlk önce seriye devam etmek isteyenler için yorumunun son paragrafımına bakmalarını rica ederim, 3. Ve 4. Kitap için bir kaç bilgi bırakacağım, benim gibi takılanlar varsa boşuna paralarını harcamasınlar... Beğenmedim, büyük bir hayal kırıklığı olan bir kitap oldu. Aslında şöyke kız karakteri sevdim ve son dakika yazmış yazar herşeyi gizemli olayı bağlama olayı sevdim ondan 6 puan verdim... yoksa gidişattır erkek karakterdir fılan direk 3 puanlık bir kitaptır hatta daha da düşük olabilirdi. SPOİLER OLUCAKTIR... İlk kitapta katili öğrenememiştik ve bizi merakta bırakan bır sonla bitmişti.. bu kitabın karakterleri olan Isaiah ve Genevieve kaçırılma olayında sonra bir anda evlenmeye karar vermişlerdi filan… kitapta tam o sahneden başlıyor… Baya merak ettiğim bir kitaptı, işte katilde bulunmadı fılan bu ikisi neden evlendiler filan diye.. ama ne oldu kitabın kitabın son 100 sayfasına kadar hiç bir şey öğrenemedik… Şöyle ilk 250 sayfa ikisi aynı eve çıktılar fılan normal hayat rutinlerini- birbirlerine alışma süreçlerini fılan okuduk, ne bunları kaçıranla ilgili bir şeyler ne aralarında bir etkıleşim sacma sapan iç konuşmalarını okuduk.. aşırı sıkıldım yani okurken, bu yazarında gerekszi detay verme olayıda oldu… Şimdi gelelim benim sinir olduğum yere; kız karakter daha daha daha iyisi hakedıyor , bu sümsük İsaiah ne işi vardı yaaa, adam resmen mal katıksız mal ve midesizin önde gideydi… neden mi? Şöyle bu şimdi 3 yıl hapiste yatmış neden olduğunu bilmıyorduk,, öğrendik içerde daha cok kalsaydı daha iyi… şimdi kısaca olayı anlatayım; Bunun bir abisi Kiane (bu adamın başka seride kitabu varmış) işte bu tek gecelik bir ilişki yaşar bir kızla, sonra ayrılırlar… kız 6 ay sonra geri gelir ve hamile kalmış fılan, kaine tabiki kabul etmış hemen ama kızla
Romantizm
Yaralı ŞövalyeDevney Perry · Ren Kitap · 20269 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·416 syf.··
2026 57. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:09
Merhabalar herkese size inanılmaz bir kapağa ve baskıya sahip bir kitapla geldim yurtdışında da ilk yayınlandığı andan beri çok sevilen bir kitap. Ama malesef ben yarım bıraktım yani bu kitap benim için DNF #abporanek 'den #karanlığındurduğuyer #cevizinseçkisi seçki grubunda bu ay bitkiler ön planda ve bitkili kapağıyla iyi bir seçenek oldu. Liska bazı sihirli yeteneklere sahip, bu da köyünde dikkat çekmesine sebep oluyor. Sihirli ruhları, cinleri, iblisleri görebiliyor ve bu özelliğinin özellikle annesini sıkıntıya soktuğu ortada. Köylerindeki gündönümü şenliğinde sihirli bir dileği yerine getiren çiçeği bulmak için herkesin kaçındığı ormana giriyor. Çiçeği buluyor ama çiçekle birlikte keşfetmemesi gereken bir yeri de keşfediyor. Ormanın koruyucusu iblis Leszy ile anlaşma yapıyor: 1 yıl boyunca ona hizmet ederse dileğini gerçekleştirecek. Slav mitolojisi ve halk öykülerinden esinlenilmiş. Ben Rus mitolojisini çok fazla sevmem, ama bu kitabı sevmeyişim bu yüzden değildi. Başta tüm her şey bir fantastik kitaptan beklediğim şekildeydi. Atmosfer, atmosfer, atmosfer; kitap tamamıyla bundan ibaretti ama so ra bir baktım içi bir türlü dolmuyor. Beni 4 defa reading slump'a soktu. Karakterizasyon çok zayıf, böyle muhteşem baskıya yazık oldu. Çok şişirilmiş bir kitap yabancı kitap bloggerları tarafından. Hype'ı hak etmiyor bana göre, çok güzel ve büyülü olabilecek bir ortam mahvedilmiş. Hiçbir karakteri sevmedim, merak da etmedim. Ya ben fantastik okumaktan sıkıldım ya da kitap bana iyi gelmedi. Hayal kırıklığı yaşadım hatta hala reading slumptan alice feeney ve freida mcfadden ile çıkmaya çalışıyorum. #wherethedarkstandsstill
Karanlığın Durduğu YerA. B. Poranek · Guardian Yayınevi · 202545 okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2026 13. kitabı
"Dervişler, olaylardan çok olayların ardındaki gerçeğe ve esrara eğilirler. Yani faturayı başkalarına kesip tatmin olmayı tercih etmezler başkalarını suçlamazlar. 1925'ten önce dervişlik tasavvuf hayatının içinde olan erbabın bir kısmı kalemi bıraktı, sohbetle yetindi. Bir kısmı sohbeti terk etti, yazıp çizmeyi görev bildi. Bir kısmı da hiçbir alanla ilgilenmedi. 1930'lu 40'lı yıllarda yıllarla birlikte matbuat aleminde yeni bir nesil göründü bu asrın başında yetişen Gönül adamlarından feyz alan ve tasavvufi kültürün içinde yetişen insanlar: Mesela Abdülhakim Arvasi'nin yanında Necip Fazıl. Abdülaziz Bekkine'nin yanında Nurettin Topçu, Ahmet Remzi Akyürek ile Sadettin Evrin. Kenan rifai ile Semiha Ayverdi. Bu insanlar Şeyh olmamalarına rağmen eserlerinin temel örgüsü tasavvufi neşve ile örülmüştü. Bu şahsiyetler; hikaye, roman, deneme, şiir, hatırat, fikriyat türü eserler de kaleme alsalar aşk merkezli bir hayatı anlatıyorlardı. Tasavvuf merkezli bir tefekkürü topluma sunuyorlardı, ahlak merkezli bir dünyanın hasretini çekiyorlardı. İnsanın bâtıni şifresine hitap ediyorlardı. Başka bir ifade ile dergahlarda anlatılan tasavvufi kültürü Yeni bir tarz ve usulle insanları arz ediyorlardı. Bu alanın en velut yani doğurgan, üretken abide şahsiyetlerinden biri de Samiha Ayverdi idi. Ilk baskısı 80 sene önce yapılan Yaşayan Ölü eseri Leyla'dan Seniye ye Seniye'den Leyla'ya yazılan mektuplarla, insanların ruh fotoğrafları çekilmektedir. Aristokrat bir ailede büyüyen Kibirli ve şımarık bir öğretmenin Leyla'nın hayatı etrafında şekillenen roman ismini tasavvufi eğitim için kullanılan ve insanın tekamülünü anlatan ölmeden önce ölmek hikmetinden almaktadır. Tasavvuf klasiklerinde açıklanan terimler bu eserde bir roman üslubu ile insana aktarılmıştır." Mustafa Kara Hocanın
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
İnsan Ne Kadar Bekleyebilir?
Puan vermedi·632 syf.··
2025 4. kitabı
Dumas okurken içimde hep çok ağır, tarifi zor bir yumru oluşuyor. Sanki zamanın hiç akmadığı, rutubet kokan o Şato D’If hücrelerinden birine ben hapsediliyorum ve anahtar çok uzaklara fırlatılıp atılıyor. Monte Kristo Kontu’nu her düşündüğümde zihnimde tek bir soru yankılanıyor: İnsan ne kadar bekleyebilir? ​Genç, aşık ve hayata pırıl pırıl bakan Edmond Dantès’nin sırf başkalarının hırsı ve kıskançlığı yüzünden on dört yılını bir zindanda bırakışını izlemek içimi çok acıttı. Bir insan hak etmediği bir acıyı çekerken ne kadar sabredebilir? Dantès o karanlıkta bekledikçe masumiyetini kaybediyor, canı yandıkça içindeki o saf çocuk ölüyor ve yerine sabırla büyütülen, buz gibi bir intikam arzusu doğuyor. ​Ben okurken hem Kont’un o kusursuz dehasına hayran kaldım hem de içten içe onun adına çok üzüldüm. Çünkü insan kendine sormadan edemiyor: Haksızlığa uğrayan herkes intikam ister mi? Yoksa bu intikam arzusu, bizi zamanla uğruna savaştığımız o adaletten koparıp canavarlaştırır mı? Kont, düşmanlarını tek tek yıkarken o kadar ileri gidiyor ki, masumların canı yandığında kendi yarattığı o felaketin karşısında kalakalıyor. O an anlıyorsunuz; ne kadar güçlü, ne kadar zengin olursanız olun, asla Tanrı’nın yerine geçemiyorsunuz. ​Kitabın kapağını kapattığımda, o görkemli intikam sahnelerinden ziyade elimde derin bir hüzün kaldı. Çünkü düşmanları cezasını bulsa bile, bu ne Edmond'ın elinden çalınan 14 yılı geri getirebiliyor ne de yaşanamamış o güzel gençliği. Kayıp yılların hesabı hiçbir beşeri cezayla kapanmıyor aslında. ​Dumas’nın dediği gibi, belki de insanın bütün felsefesi sadece "beklemek ve umut etmekten" ibaret. Ama Kont’un o karanlık bekleyişini gördükten sonra insan düşünmeden edemiyor: ​**Biz hayatlarımızda neyin hesabını soruyoruz? Gerçekten adaleti mi arıyoruz,
Duygu ve Düşünce
Monte Kristo KontuAlexandre Dumas · Antik Kitap · 201637,3bin okunma
Ütopya maskeli distopya
9/10
·40 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:42
Bir kasaba düşünün; çocuğundan yaşlısına, erkeğinden kadınına, içinde ne kadar insan barındırıyorsa herkes mutlu. Geçim derdi, eğitim, yaşama sancısı gibi olgular yok. Savaş yok, herkes barış içinde. Herkes müthiş mutlu, bahçelerdeki otlar bile daha bir yeşil, gökyüzü daha bir mavi, güneş daha bir kızıl. Şehri oluşturan her detay kusursuz bir güzellikte. Rüyalarımızda görebileceğimiz türden, fazla ütopik. Böyle bir kasaba anlatıyor bize Ursula. Ve o kadar ballandıra ballandıra anlatıyor ki o kasabaya gitmek istiyoruz okurlar olarak. O şehirde ağaçlara konan kuşları bile merak ediyorum, ötüşlerinin, renklerinin güzelliğini. Birbirinden coşkulu çocukları, huzur dolu insanları. Bu kasabada gerçekleşecek bir festivalle başlıyor kitabımız. Festival hazırlıkları ve detaylar öyle güzel ki, ömrümüzde tek bir an yaşama hakkımız olsa, o festivale katılma hakkı isterdik, o derece. Her yerde cümbüş, alan; festivali bekleyen, birbirinden farklı özellikleri olan insanlarla dolu. Ancak Ursula severler bilirler ki, bu kadar mükemmellik, bu derece ütopik detaylar onun kalemine aykırı. Okurken her an kötü bir şeyle karşılaşacağımı, karanlık bir detayın bütün bu güzel sahneleri def edeceğini tam düşündüğüm sırada; Ursula bir çocuktan bahsetmeye başlıyor. Bu çocuk bir apartmanın kilitli bir odasında kalıyor. Odası üç adımlık boyutta, yani kafeslerde bekletilen hayvanlar gibi, hareketi korkunç kısıtlı. Bu çocuğun detayları daha da korkunç, o pis odada pencere yok, gün ışığı yok, yaşam şartları berbat. Kendisiyle konuşulması yasak, iyi davranılması yasak. Alan darlığından dolayı dışkısının üzerine oturuyor ve pislikte oturmaktan bacakları yara bere içinde. Bu güzel kasabayı tasvire devam ederken yazarımız, kasabadaki refahın bu çocuğun kilitli kalmasına bağlı olduğunu söylüyor ve hikaye
Omelas'ı Bırakıp GidenlerUrsula K. Le Guin · İnka Kitap · 202624 okunma